DOLAR 43,7387 0.19%
EURO 51,9339 -0.02%
ALTIN 7.051,122,22
BITCOIN 30217265,02%
Mersin
13°

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

“Sevgi güçtür; saklamak değil, paylaşmak büyütür.”

“Sevgi güçtür; saklamak değil, paylaşmak büyütür.”

ABONE OL
Şubat 13, 2026 15:26
“Sevgi güçtür; saklamak değil, paylaşmak büyütür.”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

 

Sevmekle, sevgiyi göstermek aynı şey midir?

Toplumumuzda birçok insan sever. Gerçekten sever.

Ama iş sevgiyi göstermeye geldiğinde bir duraksama olur.

Bir mesafe… Bir çekince… Bir görünmez bariyer…

Bu bariyer nereden geliyor?

Geleneksel yapımızda sevgi çoğu zaman dolaylı yollarla ifade edildi.

Büyüklerimiz sevgilerini genellikle şu cümlelerle gösterirdi:

“Bak, sana sevdiğin meyveyi aldım.”

“Şu elbiseyi sana yakışır diye düşündüm.”

Sevgi vardı. Ama sözcük yoktu.

Duygu vardı. Ama temas sınırlıydı.

Birçok evde “Seni seviyorum” cümlesi yüksek sesle kurulmadı.

Sarılmak, uzun uzun göz teması kurmak, duyguyu açıkça ifade etmek alışkanlık değildi.

Çünkü sevgi, ayıp değildi ama fazla görünür olmak biraz mahcup ediciydi.

Eşler arasında da benzer bir tablo vardı.

Sevgi çoğu zaman sorumluluk üzerinden yürüdü:

Eve ekmek getirmek, çocuklara bakmak, ihtiyaçları karşılamak…

Ama şu sorular pek sorulmadı:

“Bugün nasılsın?”

“Kalbin neye kırıldı?”

“Yanında olduğumu hissediyor musun?”

Biz sevgiye emek yükledik.

Ama duygusal ifade kaslarımızı yeterince çalıştırmadık.

Bir diğer mesele de şu:

Sevgi göstermek, savunmasız kalmaktır.

Sevdiğini açıkça söyleyen insan, reddedilme ihtimalini de kabul eder.

Toplum olarak güçlü görünmeye o kadar alıştık ki, kırılgan görünmekten çekindik.

Oysa sevgi, zayıflık değil;

duygusal cesarettir.

Bugün birçok ilişkide sorun şu:

“Beni sevdiğini biliyorum ama hissetmiyorum.”

Bu cümle, modern yalnızlığın özeti gibi.

Çocuklar sevgiyi model alarak öğrenir.

Eğer evde sevgi gösterilmiyorsa, çocuk sevginin nasıl ifade edileceğini bilemez.

Büyüdüğünde sever ama nasıl göstereceğini bilemez.

Sevgi içindedir, dışına çıkamaz.

Sonra ne olur?

Sevgi yerine eleştiri daha kolay çıkar.

Takdir yerine eksik bulma…

Sarılmak yerine mesafe…

Oysa sevgiyi göstermek öğrenilebilir bir beceridir.

Bir kas gibidir; çalıştırıldıkça güçlenir.

Belki küçük bir adımla başlamak gerekir:

Bir teşekkür,

Bir içten bakış,

Bir dokunuş,

Bir “Seninle gurur duyuyorum” cümlesi…

Sevgi zaten var.

Sorun, onu saklamakta ısrar etmemiz.

Belki de artık sormamız gereken soru şu:

Sevdiğimizi belli etmemek gerçekten bizi koruyor mu?

Yoksa en çok değer verdiğimiz insanlarla aramıza görünmez duvarlar mı örüyor?

Sevgi eksik değil.

İfade eksik.

Ve ifade edilmeyen sevgi, zamanla yanlış anlaşılmaya dönüşür.

Oysa bazen basit görülen, gereksiz ya da anlamsız sanılan bir demet nergis,

ya da birkaç papatya bile

sevgi sunmanın küçük ama etkili bir “başlat” tuşu olabilir.

“Çiçek yenmez ki, ne işe yarar?”

“Maydanoz alsam daha kârlı, bari para boşa gitmez…”

Bu düşünce bize tanıdık geliyor mu?

Mesele aslında çiçeğin kendisi değil.

Mesele, o çiçeğin temsil ettiği duygu.

Bir tebessümün, küçük bir jestin, beklenmedik bir inceliğin

iletişimi yumuşatabileceğini,

kırgın bir kalbi rahatlatabileceğini,

iki insan arasındaki mesafeyi birkaç adım kısaltabileceğini

çoğu zaman gözden kaçırıyoruz.

Sevgi büyük organizasyonlar istemez.

Bazen bir not kâğıdı,

bazen omza bırakılan bir el,

bazen de “Seni düşünüyorum” cümlesi yeterlidir.

Özellikle erkek figürü üzerinden konuşmak gerekirse…

Toplumumuzda birçok erkek, sevgi göstermeyi zayıflıkla karıştırarak büyütüldü.

“Erkek adam duygusunu belli etmez.”

“Mesafeni koru.”

“Yumuşak görünme.”

Bu öğretiler, sevgiyi içerde tutmayı öğretti;

ama dışarı nasıl çıkarılacağını öğretmedi.

Oysa sevgi göstermek güç kaybı değil,

duygusal olgunluktur.

Bir erkek için sevgi göstermek;

otoritesinden vazgeçmek değil,

insanlığını görünür kılmaktır.

Belki de artık şu cümleyi yeniden yazma zamanı:

“Gerçek güç, sevgiyi saklamakta değil; gösterebilmekte.”

Ve belki de şunu hatırlamak gerekiyor:

Bir demet çiçek,

bir kelime,

bir küçük jest…

Bazen yıllarca susmuş bir kalbin kapısını açabilir.

Sevgi zaten var.

Cesaret eksik.

“Sevgi göstermek zayıflık değil, özgüvendir.”

Uzm Sosyolog-Psikolog Dr. Gülay GÜMÜŞ

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r