Makbule Yalın analizi: Trump, Warsh ve Fed’de kırılgan denge
Fed’in yeni başkanı Kevin Warsh’ın göreve gelişi piyasalarda kısa vadeli rahatlama yarattı; ancak faiz, bilanço ve Trump etkisi ekseninde asıl sınavın 2026’ya giden süreçte şekilleneceği değerlendiriliyor.
TBMM AB Uyum Komisyonu Danışmanı Dr. Makbule Yalın, ABD Merkez Bankası’nda (Fed) Kevin Warsh’ın başkanlığa getirilmesiyle başlayan yeni dönemi değerlendirdi. Yalın, 6 Mayıs 2025 tarihinde kaleme aldığı analizde Powell sonrası dönemin yalnızca bir isim değişikliği olmayacağını, Fed’in kurumsal çizgisinin de yeniden tartışmaya açılacağını öngördüğünü hatırlatarak, Warsh’ın bu tartışmanın merkezindeki isimlerden biri olduğunu belirtti.
Warsh’ın klasik anlamda şahin bir merkez bankacı olarak bilinse de finansal piyasaların esnekliğine ve büyüme dostu politikalara verdiği önemin, Trump döneminin ekonomik refleksleriyle uyumlu bir zemin oluşturduğunu ifade eden Yalın, Trump’ın 2017’de Powell’dan önce Warsh’ı ciddi biçimde değerlendirmiş olmasının bu ilişkinin geçici bir spekülasyon olmadığını gösterdiğini kaydetti.
Yalın’a göre geçtiğimiz yıl dikkat çeken nokta, Warsh’ın Trump’a yalnızca uyumlu bir para politikası vaadiyle değil, Fed’in kurumsal kültürüne bağlılık mesajıyla yaklaşması oldu. Powell’ın görev süresinin tamamlanmasının önemini vurgulayan ve erken bir görevden almanın yaratacağı hukuki ve ekonomik risklere dikkat çeken Warsh’ın, sadakatten çok sistemin sürekliliğini önceleyen bir çizgi kurmaya çalıştığı değerlendirildi.
Warsh’ın yeni Fed Başkanı olarak açıklanmasının ardından piyasalarda yaşanan hareketlilik ve altın ile gümüş fiyatlarındaki düşüşün, piyasanın kısa vadede bu atamayı olumlu karşıladığını gösterdiğini belirten Yalın, Trump’ın “benim dediğimi yapmayacak biri başkan olamaz” yönündeki sözlerinin ise ilerleyen süreçte görüş ayrılıklarının yaşanabileceğine işaret ettiğini ifade etti. Bu nedenle 2026 Kasım ara seçimlerine kadar para politikası ile siyasi gündem arasındaki etkileşimin yakından izlenmesi gerektiği vurgulandı.
Yalın, Warsh’ın başkanlık sürecini bir tiyatro oyununun ilk perdesine benzeterek, piyasalarda ilk aşamada görülen rahatlamanın kalıcı bir istikrar anlamına gelmediğini belirtti. Piyasalardaki ilk tepkinin belirsizliğin azalması yönünde olduğunu ifade eden Yalın, son aylarda Trump’ın politikaları nedeniyle güvenli liman olarak altına yönelen yatırımcıların kısa vadede bu eğilimi frenlediğini kaydetti.
Powell döneminin kurumsal mesafesinin ardından daha öngörülebilir bir yönetim beklentisinin fiyatlandığını belirten Yalın, ancak Trump’ın politik yaklaşımı nedeniyle küresel finansal piyasaların uzun vadede tamamen rahatlamış sayılmayacağını ifade etti.
Yalın’ın değerlendirmesine göre Warsh, klasik bir şahin profilinin ötesinde, faiz indirimine kapıyı tamamen kapatmayan bir yaklaşım sergiliyor. Para politikasının yalnızca politika faizi üzerinden değil, Fed’in tüm araç seti üzerinden yeniden kurgulanabileceğini savunan Warsh’ın, faiz indirimi ile bilanço daraltma süreçlerini birlikte ele alabileceği belirtiliyor.
Pandemi döneminde genişleyen Fed bilançosunun ekonomide kalıcı etkiler yarattığını savunan Warsh’ın, bilanço küçültülmesiyle daha düşük faiz alanı açılabileceğini öne sürdüğünü aktaran Yalın, ancak bu sürecin teknik açıdan son derece hassas bir denge gerektirdiğini vurguladı. Fed bilançosunun 2022’de 9 trilyon dolara ulaştığını, 2025 sonunda ise 6,6 trilyon dolara gerilediğini hatırlatan Yalın, sistemin yüksek rezervli yapıya alıştığını ve bu nedenle bilanço küçültmenin sınırlarının piyasa dinamikleriyle belirlendiğini ifade etti.
Uzmanların rezervlerin yaklaşık 3 trilyon dolar seviyesine inmesi halinde piyasalarda dalgalanma riskinin arttığını belirttiğini aktaran Yalın, bu nedenle aynı anda hem faiz indirimi hem bilanço daraltma politikasının son derece ince ayarlı bir süreç gerektirdiğini kaydetti.
Trump cephesinde ise tartışmanın yalnızca politika faiziyle sınırlı olmadığını belirten Yalın, uzun vadeli borçlanma maliyetleri, mortgage oranları ve seçmenin karşı karşıya olduğu satın alınabilirlik krizinin siyasi gündemin merkezinde yer aldığını ifade etti. 2026 Kasım ara seçimleri yaklaşırken bu ekonomik başlıkların belirleyici olacağı değerlendirilirken, Fed’in uzun vadeli faizler üzerindeki etkisinin sınırlı olduğuna dikkat çekildi.
Powell döneminde faiz indirimlerine rağmen 10 yıllık tahvil getirilerinin yükseldiğini hatırlatan Yalın, piyasanın enflasyon beklentileri ve kamu maliyesine ilişkin riskleri fiyatlamaya devam ettiğini belirtti. Warsh ve Hazine Bakanı Bessent’in üretkenlik artışı ve yapay zekâ kaynaklı verimlilik beklentilerine dayanan senaryosunun ise henüz kesinleşmiş bir tablo sunmadığı ifade edildi.
Yalın, Warsh’ın göreve gelişiyle ilk perdenin açıldığını ancak asıl sınavın faiz ve bilanço politikaları ile siyasi takvim arasındaki hassas dengede yaşanacağını belirterek, 2026’ya giden süreçte Fed politikalarının küresel piyasalar açısından belirleyici olmayı sürdüreceğini kaydetti.
GÜNDEM
12 Şubat 2026GÜNDEM
12 Şubat 2026GÜNDEM
12 Şubat 2026GÜNDEM
12 Şubat 2026GÜNDEM
12 Şubat 2026GÜNDEM
12 Şubat 2026GÜNDEM
12 Şubat 2026
1
MTSO 39 No’lu Emlak ve Destek Faaliyetleri Meslek Komitesi uluslararası eğitimciyi getirdi
22776 kez okundu
2
BAYRAMDA MUHTEŞEM BİR DOĞADA YENİLENİN: BN HOTEL THERMAL & WELLNESS
21251 kez okundu
3
Bağırsaklar nasıl temizlenir sorusunu birçok kişi soruyor
20149 kez okundu
4
MERSİN TARİHİ
19874 kez okundu
5
MAN TOPLU TESLİMATLARINA BU KEZ MERSİN’DE DEVAM ETTİ:
19724 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.