DOLAR 43,4061 0.12%
EURO 51,6278 0.14%
ALTIN 7.100,500,79
BITCOIN 3806254-0,08%
Mersin
12°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

USDA’nın Türkiye Narenciye Yıllık Raporu İyi Analiz Edilmeli

USDA’nın Türkiye Narenciye Yıllık Raporu İyi Analiz Edilmeli

ABONE OL
Ocak 27, 2026 08:40
USDA’nın Türkiye Narenciye Yıllık Raporu İyi Analiz Edilmeli
0

BEĞENDİM

ABONE OL

USDA’nın Türkiye Narenciye Yıllık Raporu İyi Analiz Edilmeli

 

Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) istatistiklerine göre Türkiye, narenciye üretiminde dünya genelinde yedinci, ihracatta ise miktar bazında üçüncü sırada yer almaktadır. Ancak 2025 yılında yaşanan zirai don olayları ve kuraklığın etkisiyle üretim, bir önceki yıla göre yüzde 13,5 oranında azalarak 4,7 milyon ton seviyesinde gerçekleşmiştir.

 

İhracat verileri incelendiğinde, Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) istatistiklerine göre 2025 yılında ihracat miktarında yüzde 8’lik bir düşüş yaşanmasına rağmen, özellikle mandalina ihracatındaki artışın etkisiyle değer bazında yüzde 41’lik bir yükseliş sağlanmıştır. Bu süreçte ihraç pazarlarında herhangi bir kayıp yaşanmaması, sektörümüz açısından olumlu bir gelişme olarak öne çıkmıştır.

 

ABD Tarım Bakanlığı (USDA) tarafından Türkiye’ye ilişkin yayımlanan güncel narenciye raporunun, sektörün mevcut durumunun ve temel sorunlarının doğru şekilde analiz edilmesi açısından büyük önem taşıdığı kanaatindeyim.

 

Rapora göre Türkiye’de narenciye sektörü; tarım kimyasalları ve gübrelerin bilinçsiz kullanımı, hatalı budama uygulamaları, iç ve dış pazarlarda talep görmeyen çeşitlerin yetiştirilmesi ile soğuk hava depolama tesislerinin yetersizliği ve yüksek maliyetleri gibi önemli sorunlarla karşı karşıyadır.Yakıt, gübre, sulama, işçilik ve tarımsal ilaç maliyetleri gibi temel girdi maliyetlerinin yüksekliği ise en önemli sorunların başında gelmektedir.

 

Raporda ayrıca, sektörün en kritik problemlerinden birinin Akdeniz meyve sineği olduğu vurgulanmaktadır. İklim değişikliğinin etkisiyle popülasyonu artan bu zararlı hem üretimde ciddi kayıplara hem de ihracatta kalite sorunlarına yol açmaktadır. Bakanlığımızın feromon tuzakları dağıtarak mücadeleye yönelik adımlar atması önemli olmakla birlikte, mevcut durum üretici, ihracatçı ve kamu kurumları arasında daha güçlü ve koordineli bir mücadele mekanizmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

 

Öte yandan, pestisit kalıntıları nedeniyle özellikle Avrupa Birliği ve Rusya pazarlarında geri çevrilen ürünler, sektörün uluslararası itibarını ve ürünlerimizin güvenilirliğini tehdit etmektedir. Bu durum, narenciye ürünlerinin söz konusu pazarlarda kalıntı açısından daha sıkı ve artırılmış kontrollerle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır.

 

Rapora göre, Ege Bölgesi’nde tarım alanlarının turizm ve inşaat baskısı altında kalması, orta ve uzun vadede üretim ve ihracat miktarlarına ilişkin ciddi belirsizlikler yaratmaktadır. Özellikle inşaat baskısının narenciye üretiminin merkezi olan tüm Akdeniz Bölgesi için de geçerli olduğu kanaatindeyim.

 

Raporda ayrıca, meyve işleme ve meyve suyu sanayisinin yeterince gelişmemiş olmasının, narenciyede katma değer yaratma potansiyelinin büyük ölçüde kullanılamamasına yol açtığı vurgulanmaktadır. Türkiye’de toplam narenciye üretiminin yalnızca yüzde 5’lik kısmı meyve suyu sanayisinde değerlendirilmektedir.

 

Rapora göre, Türkiye’de narenciye üretiminin yüzde 40’ı ihraç edilmektedir, bunun yaklaşık yüzde 50’si Rusya’ya gitmektedir. Türkiye narenciye sektörü için hedef büyüme pazarları Japonya, Hırvatistan, Bosna-Hersek ve Polonya’dır. Narenciye ihracatçıları; düşük ihracat birim fiyatları (ton başına 468 ABD doları), yüksek girdi maliyetleri ve lojistik sorunlar gibi ciddi zorluklarla karşı karşıyadır. Ayrıca, özellikle portakal, greyfurt ve limon sevkiyatlarında, yüksek kalıntı seviyeleri (özellikle Klorpirifos) nedeniyle 2024 yılında reddedilen gönderi sayısı artmıştır.

 

Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde üretim sürecinde ortaya çıkan miktar ve kalite kayıplarını azaltmak amacıyla modern depolama altyapısının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Hem yeni depoların devreye alınması hem de mevcut tesislerin kapasitelerinin artırılması gerekmektedir. Ayrıca mevcut depoların, günümüz gerekliliklerine uygun şekilde modernizasyonu sağlanmalıdır. Yeni bahçe tesislerinde veya mevcut bahçelerin yenilenmesi sürecinde ise üreticilerin hem iç hem de dış pazarlarda talep gören ve depolamaya uygun çeşitlere yönlendirilmesi teşvik edilmelidir.

 

Hasat sonrası kayıpların en aza indirilmesi ve ürünlerin ihracat pazarlarına kalite kaybı yaşanmadan ulaştırılabilmesi içinsürdürülebilir bir soğuk zincir sisteminin kurulması artık zorunlu hale gelmiştir. Uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılabilmesi için erkenci, orta sezon ve geçci çeşitlerin üretimi planlı bir şekilde yapılmalı; pazar taleplerine uygun ürün arzı yıl geneline yayılmalıdır. Bunun yanı sıra narenciye işleme sanayisinin geliştirilmesine öncelik verilmeli, sanayiye yönelik üretim planlaması yapılarak ürünlere katma değer kazandıracak mekanizmalar oluşturulmalıdır. Bu sayede hem ihracat hacminin hem de ihracat gelirlerinin artırılması mümkün olacaktır. Bakanlığımızdan beklentimiz, bugüne kadar olduğu gibi taleplerimizin dikkate alınmasıdır.

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.