DOLAR 44,1972 0.16%
EURO 50,6815 -0.51%
ALTIN 7.229,150,33
BITCOIN 31824763,09%
Mersin
17°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ozyar

ozyar

13 Mart 2026 Cuma

Bayram yoluna çıkacaklar dikkat!

Bayram yoluna çıkacaklar dikkat!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Ramazan Bayramı ve ara tatilin birleşmesi nedeniyle trafikte yoğunluk yaşanacağını belirterek sürücülere dikkatli olmaları çağrısında bulundu.

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Ramazan Bayramı tatili ile okulların ara tatilinin birleşmesi nedeniyle yollarda yoğunluk yaşanacağını belirterek vatandaşlara trafik konusunda dikkatli olmaları yönünde uyarılarda bulundu.

Geçtiğimiz yıl Ramazan Bayramı tatilinde meydana gelen trafik kazalarında 79 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Palandöken, tatil dönemlerinde hem ölümlü kazaların hem de yaralanmaların arttığını ifade etti.

Trafikte Yoğunluk Bekleniyor

Yaklaşık 15 milyon öğrencinin ara tatilde olduğunu hatırlatan Palandöken, bu durumun yollarda ciddi bir hareketlilik oluşturacağını söyledi.

Vatandaşların memleketlerine, köylerine veya ailelerinin bulunduğu şehirlere gitmek için yola çıkacağını belirten Palandöken, bu yoğunluk nedeniyle sürücülerin daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

Palandöken, araçların aşırı yüklenmemesi ve görüşü engelleyecek şekilde doldurulmaması gerektiğini belirterek, bayram döneminde yapılan alışverişlerin ve taşınan eşyaların araç güvenliğini olumsuz etkilememesi gerektiğini dile getirdi.

Bayram Sevinci Kazayla Gölgelenmesin

Geçtiğimiz yıl yaşanan kazalarda 79 vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlatan Palandöken, çok sayıda kişinin de yaralandığını söyledi.

Maddi kayıpların bir yana, kazaların insanların bayram sevincini yarıda bıraktığını ifade eden Palandöken, sürücülerin yorgun şekilde yola çıkmaması gerektiğini vurguladı.

Ramazan ayı nedeniyle vatandaşların yorgun olabileceğine dikkat çeken Palandöken, yolculuk sırasında kavuşma heyecanı ve bayram telaşının da dikkatsizliğe yol açabileceğini belirtti.

Dinlenme Molaları İhmal Edilmemeli

Sürücülerin güzergâh üzerindeki dinlenme noktalarında mola vermesinin önemine dikkat çeken Palandöken, trafik güvenliği için araç bakımlarının da ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

Palandöken, bayram tatilinin kazasız ve sorunsuz geçmesi temennisinde bulunarak, “Herkesin dikkatli olması gerekiyor. Hem aracın bakımına hem de sürüş sırasında dinlenme molalarına dikkat edilmeli. Herkese şimdiden hayırlı bayramlar diliyoruz. İnşallah kazasız belasız bir seyahat olur” ifadelerini kullandı.

 

Devamını Oku

TMMOB Mimarlar Odası Mersin Şubesi TMMOB MİMARLAR ODASI MERSİN ŞUBESİ Kent Yönetimi ve İmar Süreçleri Üzerine Açıklama

TMMOB Mimarlar Odası Mersin Şubesi TMMOB MİMARLAR ODASI MERSİN ŞUBESİ  Kent Yönetimi ve İmar Süreçleri Üzerine Açıklama
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Kent Yönetimi ve İmar Süreçleri Üzerine Açıklama

Kentler yalnızca beton, çelik ve yapıların bir araya gelmesiyle oluşan fiziksel alanlar değildir. Kentler; ortak yaşam kültürünün, toplumsal dayanışmanın, kamusal sorumluluğun ve ortak aklın ürünüdür. Bu nedenle kent yönetimi yalnızca teknik bir yönetim meselesi değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Yerelyönetimlerin aldığı her karar; kentte yaşayan insanların yaşam kalitesini, kent kimliğini, ekonomik faaliyetleri ve gelecekte kurulacak yaşam düzenini doğrudanetkilemektedir.

 

TMMOB Mimarlar Odası Mersin Şubesi olarak mimarlık mesleğinin kamusal sorumluluğunun bilinciyle, kentimizin planlı, sağlıklı ve nitelikli gelişimi için yıllardır görüş, öneri ve eleştirilerimizi kamuoyu ile paylaşmaya devam ediyoruz. Kent yönetiminin doğru ve sağlıklı işlemesi ancak eleştirinin ve önerinin bir arada var olabildiği demokratik bir ortamla mümkündür.

 

Son dönemde kentimizde imar uygulamalarından planlama süreçlerine, kurumlar arası iletişimden kent estetik kurulu kararlarına kadar birçok alanda yaşanan sorunların hem meslektaşlarımız hem de kentliler açısından ciddi belirsizlikler ve mağduriyetler yarattığını üzülerek gözlemliyoruz. Bu açıklamayı yapmaktaki amacımız herhangi bir kurum ya da kişi üzerinden polemik yaratmak değil; kentimizin geleceği için sorunları açık bir şekilde ifade ederek ortak bir çözüm zemini oluşmasına katkısunmaktır.

 

Yaşadığımız bu problemleri ana başlıklar altında sizlerle paylaşmak istiyoruz.

 

1.  Sosyal Belediyecilik Anlayışı ve Kent Yönetimi

 

Sosyal belediyecilik yalnızca sosyal yardım politikalarıyla sınırlı bir kavram değildir. Aynı zamanda kent yönetiminde adalet, eşitlik, şeffaflık ve katılımcılık ilkelerinin hayata geçirilmesi anlamına gelir.

 

Kentte yaşayan her bireyin eşit hizmet alabilmesi, karar süreçlerinin öngörülebilir olması ve kamusal kaynakların adil biçimde kullanılması sosyal belediyeciliğin temel ilkeleridir.

 

Bu anlayış aynı zamanda kent yönetiminin yalnızca idari bir faaliyet olmadığını, toplumun tüm kesimlerinin katılımını gerektiren bir süreç olduğunu ortaya koyar. Bu nedenle mimarların, şehir plancılarının, mühendislerin, akademik çevrelerin ve meslek odalarının görüşlerinin dikkate alınması büyük önem taşımaktadır.

 

Meslek odaları yalnızca eleştiren kurumlar değil; aynı zamanda kentlerin daha nitelikli gelişmesi için bilgi ve birikim sunan Anayasanın 135. Maddesinde tanımlanmış kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır. Bu nedenle kent yönetiminde meslek odalarının görüşlerinin dikkate alınması bir tercih değil, sağlıklı bir kent yönetiminin önemli birunsurudur.

Ancak ilçe belediyelerimizden, Yenişehir Belediyesi’nde ise imar birimlerine giriş için parmak izi uygulaması gibi yöntemlerin devreye alınması meslek camiamız açısından kabul edilemez bir durumdur.

 

Kamu hizmeti veren imar birimlerinin kapalı bir yapıya dönüştürülmesi, mimarların kamu kurumlarına erişiminin randevu ve benzeri sınırlamalarla zorlaştırılması, hatta biyometrik uygulamalarla kontrol altına alınması;

 

  • meslek insanlarının çalışma koşullarını ağırlaştırmakta

 

  • kamu hizmetinin doğasına aykırı bir durumoluşturmaktadır.

 

 

Mimarlar kamusal bir hizmetin yürütülmesinde doğrudan rol alan meslek insanlarıdır. Meslek insanlarının kamu kurumlarına erişimini zorlaştıran, bürokratik engeller oluşturan ve mesleki faaliyetleri kısıtlayan bu tür uygulamaların kabul edilmesi mümkün değildir.

 

 

2.  Belediyedeki Farklı ve Uzun Süreli İmar Uygulamaları

 

Kentimizde son dönemde imar uygulamalarında ortaya çıkan farklı yorumlar ve uzun sürelere yayılan işlem süreçleri hem meslektaşlarımız hem de vatandaşlarımız açısından ciddi sorunlar yaratmaktadır.

 

Benzer nitelikteki projelerin farklı şekillerde değerlendirilmesi uygulama birliğini ortadan kaldırmakta; bu durum hem meslek insanlarını hem de yatırım yapmak isteyen vatandaşları belirsizlik içinde bırakmaktadır.

 

İmar uygulamalarında yaşanan bu farklılıklar yalnızca teknik bir sorun değil, aynı zamanda kent yönetimine duyulan güveni zedeleyen ciddi bir yönetim problemidir.

 

Son dönemde belediyelerde yürütülen imar ve proje onay süreçlerinin olağan dışı şekilde uzaması da önemli bir sorun haline gelmiştir. Projelerin aylarca, hatta bazı durumlarda daha uzun süreler boyunca sonuçlandırılmadan bekletilmesi meslek camiamız açısından ciddi bir mağduriyet yaratmaktadır.

 

Aylarca sonuçlandırılmayan projeler;

 

  • mimarların mesleki faaliyetlerini sekteye uğratmakta

 

  • yatırım süreçlerini durdurmakta

 

  • kent ekonomisinde belirsizlik yaratmakta

 

  • kentte üretim süreçlerinin yavaşlamasına nedenolmaktadır.

Projelerin teknik gerekçelerden çok idari süreçlerin yavaşlığı veya belirsiz yorumlar nedeniyle bekletilmesi kabul edilebilir değildir. Kamu adına yürütülen bu süreçlerin makul süreler içinde sonuçlandırılması idarenin temel sorumluluğudur.

 

 

3.  Kurumlar Arası İletişimsizlik ve Koordinasyon Sorunu

 

 

Kent yönetiminde karşılaşılan önemli sorunlardan biri de kurumlar arasındaki iletişim ve koordinasyon eksikliğidir.

 

Farklı kamu kurumları arasında yeterli iletişim sağlanamadığında projeler gereksiz yere beklemekte, süreçler defalarca yeniden değerlendirilmekte ve bürokratik işlemler içinden çıkılması zor bir halegelmektedir.

 

Bu durum yalnızca mimarları değil;

 

  • yatırım yapmak isteyen vatandaşları

 

  • mülk sahiplerini

 

  • kent ekonomisini

 

  • kentsel gelişim süreçlerini

 

 

doğrudan etkilemektedir.

 

Sağlıklı bir kent yönetimi ancak kurumlar arasında güçlü bir koordinasyon, açık iletişim ve ortak bir çalışma kültürü ile mümkündür.

 

 

4.  Kent Estetik Kurulu Uygulamaları

 

 

Kent estetik kurulları; kent kimliğini korumak, mimari kaliteyi artırmak ve kentsel çevrenin görsel bütünlüğünü sağlamak amacıyla oluşturulmuş yapılardır. Ancak uygulamada karşılaşılan bazı durumlar, bu kurulların görev ve yetki sınırlarının zaman zaman fiilen genişletildiğini ve yetki aşımı niteliği taşıyan müdahalelerin ortaya çıktığınıgöstermektedir.

 

Estetik kavramı doğası gereği yorumlara açıktır. Bu nedenle estetik kurul kararlarının kişisel beğenilere değil; açık, nesnel ve önceden tanımlanmış kriterlere dayanması gerekir. Belirlenecek bu kriterlerin, mimarların 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile Türkiye’nin taraf olduğu Bern Sözleşmesi kapsamında sahip

olduğu haklara saygılı olması ve tasarımın temel ilkelerine müdahale etmemesi büyük önem taşımaktadır.

 

Ne var ki bazı uygulamalarda bu sınırların belirsizleştiği; kurulun plan kararlarının ötesine geçerek projelerin mimari kurgusuna doğrudan müdahale eden bir yapıya dönüştüğü görülmektedir. Oysa estetik kurullarının görevi, plan ve mevzuatla belirlenmiş sınırlar içinde kentin siluetini ve mimari niteliğini gözetmektir. Bu sınırların aşılması hem hukuki açıdan sorunlu bir durum yaratmakta hem de meslek pratiğinde ciddi belirsizliklere yol açmaktadır.

 

Büyükşehir Belediyesi Proje Denetleme Kurulu Sonrası Süreç

 

Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan Proje Denetleme Kurulu uygulaması sonrasında kentimizde proje onay süreçlerinin önemli ölçüde belirsizlik ve karmaşa içine girdiği gözlemlenmektedir.

 

Kurulun uygulamaya girmesiyle birlikte proje değerlendirme süreçleri öngörülebilirliğini yitirmiş, şeffaflıktan uzak ve meslek insanları açısından ciddi soru işaretleri barındıran bir yapıya dönüşmüştür. Bugün mimarlar açısından en temel sorulardan biri şudur:

 

Projeler neye göre ve kime göre değerlendirilmektedir?

 

Değerlendirme kriterlerinin açık biçimde tanımlanmaması, teknik ölçütlerin net olarak ortaya konulmaması ve karar süreçlerinin yoruma açık hale gelmesi kent yönetiminde ciddi bir güven sorunuyaratmaktadır.

 

Bu süreçte özellikle ilçe belediyelerinin proje onay mekanizmalarında fiilen iş yapamaz hale geldiği; projelerin farklı kurumlar arasında gidip geldiği ve karar süreçlerinin ağır bir bürokratik yapıya dönüştüğü görülmektedir.

 

Proje süreçlerinin çok katmanlı, belirsiz ve yoruma açık bir yapıya dönüşmesi;

 

  • proje onay sürelerinin aşırı uzamasına

 

  • yatırım süreçlerinin durma noktasına gelmesine

 

  • meslek insanlarının mağduriyet yaşamasına

 

  • kent ekonomisinin yavaşlamasına

 

 

neden olmaktadır.

 

Kent yönetiminde oluşturulan mekanizmaların amacı süreci kilitlemek değil, süreci hızlandırmak ve daha sağlıklı hale getirmektir. Ancak bugün ortaya çıkan tablo, iyi

niyetle kurulmuş olması gereken bir yapının uygulamada kentte üretimi yavaşlatan ve belirsizlik yaratan bir bürokratik engel haline geldiğinigöstermektedir.

 

Kent yönetimi belirsizlikle değil; açık kurallar, şeffaf kriterler ve öngörülebilir süreçler ile yürütülmelidir.

 

 

5.  Planlama ve Yönetmelik Sorunlarının MeslektaşlaraYüklenmesi

 

Planlama kararlarında ve yönetmelik uygulamalarında yaşanan sorunların sorumluluğunun mimarlara yüklenmesi doğru ve adil bir yaklaşım değildir.

 

Mimarlar yürürlükteki planlara ve yönetmeliklere uygun projeler üretmekle yükümlüdür. Ancak planlama kararlarında ortaya çıkan belirsizlikler, yönetmelik yorumlarındaki farklılıklar ve uygulamadaki değişkenlikler nedeniyle yaşanan sorunların sorumluluğunun meslek insanlarına yöneltilmesi kabul edilemez.

 

6.  Mersin Büyükşehir Belediyesinin İmar DenetimSüreçleri

 

Mersin Büyükşehir Belediyesinin 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun 11. maddesi kapsamında 2004 yılından bu yana imar uygulamaları üzerinde denetim yetkisi bulunmaktadır. Ancak söz konusu denetim yetkisinin fiilen 2024 yılı itibariyle kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Denetime konu edilen ve bir kısmı yargı süreçlerine taşınan yapıların ruhsat tarihleri incelendiğinde, bu yapıların önemli bir bölümünün 2021, 2022 ve 2023 yıllarında ruhsatlandırıldığı ve inşaat süreçlerine başlandığı anlaşılmaktadır. Bu durum, söz konusu yapıların ruhsatlandırıldığı veya inşaatlarının başlangıç aşamalarında değil de; yapıların önemli ölçüde ilerlediği, bazı durumlarda geri dönülmesi güç seviyelere ulaştığı, kat irtifaklarının kurulduğu ve hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hem de yabancı uyruklu kişiler tarafından satışlarının gerçekleştirildiği bir aşamadan sonra denetim konusu yapılmasının gerekçelerini meslek camiamız açısından anlaşılması güç hale getirmektedir. Bu durum yalnızca mimarlarıdeğil;

 

 

 

 

 

 

 

  • yatırım yapmak isteyen vatandaşları

 

  • mülk sahiplerini

  • kent ekonomisini

 

  • kentsel gelişim süreçlerini

 

  • ilçe belediyelerinin iş ve işleyişini

 

doğrudan etkileyen ciddi bir belirsizlik ve mağduriyet alanı oluşturmaktadır.

 

 

Ortak Akıl ve Diyalog Çağrısı

 

TMMOB Mimarlar Odası Mersin Şubesi olarak bir kez daha vurgulamak isteriz ki mimarlar bu kentin karşısında değil, yanında duran meslek insanlarıdır.

 

Ancak kent yönetiminde yaşanan sorunların görmezden gelinmesi ve meslek insanlarının yaşadığı mağduriyetlerin yok sayılması da kabul edilebilir değildir.

 

Bu doğrultuda;

 

  • imar ve planlama süreçlerinde şeffaflığın sağlanmasını,

 

●     kurumlar arası koordinasyonungüçlendirilmesini,

 

  • kent estetik kurullarının görev ve yetki sınırlarının açık ve hukuka uygun biçimde uygulanmasını,

 

  • teknik proje incelemelerinin gerekmesi halinde bunun Mimarlar Odası ile iş birliği içindeyürütülmesini,

 

  • proje onay süreçlerinin makul süreler içinde sonuçlandırılmasını

 

 

talep ediyoruz.

 

Kentimizin sağlıklı gelişimi, mimarlık mesleğinin saygınlığı ve kamu yararı için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğimizi; meslektaşlarımızın yaşadığı sorunların çözülünceye kadar takipçisi olacağımızı ve bu doğrultuda diyalog ve ortak akıl çağrımızı yinelediğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

 

 

TMMOB Mimarlar Odası Mersin Şubesi

Devamını Oku

DİSK DEVRİMCİ EMEKLİLER SENDİKASI MERSİN ŞUBE BAŞKANI ÖZCAN DAMLA;SADAKA DEĞİL İNSANCA YAŞAM HAKKIMIZI İSTİYORUZ.

DİSK DEVRİMCİ EMEKLİLER SENDİKASI MERSİN ŞUBE BAŞKANI ÖZCAN DAMLA;SADAKA DEĞİL İNSANCA YAŞAM HAKKIMIZI İSTİYORUZ.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hepinizİ sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Hepiniz hoşgeldiniz .

Öncelikle içinde bulunduğumuz bu süreçte komşularımız da savaş devam etmekte olup bu maliyeti biz emeklilerin sırtına dayatmamalarını diliyorum.O nedenle  SAVAŞA HAYIR BARIŞ HEMEN ŞİMDİ diyerek başlıyorum.

**Dünyamızın ve bölgemizin içinden geçtiği bu sancılı savaş sürecinde, barışın değerini bir kez daha anlıyoruz. Ancak savaşın yarattığı küresel krizin ve artan maliyetlerin yükü, en savunmasız kesim olan bizlerin sırtına yüklenmemelidir.
Bizlere önerilen 4000 TL Bayram ikramiyesi değil bir utanç tablosudur.

İkramiyeler, enflasyon karşısında değer kaybetmemesi için her yıl asgari ücret artış oranına endekslenmelidir.
​Unutulmamalıdır ki;

Emekli ikramiyesi bir yardım veya lütuf değil; yıllarca verilen emeğin, dökülen alın terinin ve ödenen primlerin bir karşılığıdır.
Bizler, hakkımız olanı alana dek sesimizi duyurmaya devam edeceğiz.

Bugün burada, ömrünün en az 25-30 yılını bu ülkenin fabrikasında, tarlasında, okulunda, hastanesinde şantiyesinde ve  kamusal alanlarında  tüketen; bu vatanın her bir taşına alın terini akıtan emekliler olarak toplandık.
​Bizler kimseden hibe istemiyoruz. Bizler kimseden lütuf beklemiyoruz. Bizler, zamanında kuruşu kuruşuna ödediğimiz primlerin, döktüğümüz alınterin ve verdiğimiz yılların karşılığı olan hakkımızı istiyoruz!

Sosyal devlet ilkesi; her vatandaşın haysiyetli ve insanca bir yaşam sürdürmesini güvence altına almayı gerektirir. Bu bağlamda, milyonlarca emeklinin bayram dönemlerinde ekonomisi bir nebze olsun rahatlaması adına;

Mevcut bayram ikramiyelerinin en az net asgari ücret tutarına yükseltilmesini,

Bu rakamın asgari ücret artış oranlarına endekslenerek kalıcı hale getirilmesidir.

Dünyayı saran savaş tamtamları ve küresel ekonomik krizin ağır faturası, en çok bizim gibi sabit gelirli kesimleri vurmaktadır. Savaşın yarattığı belirsizlik ve fahiş zamlar karşısında eriyen emekli maaşları ve ikramiyeleri için artık bıçak kemiktedir.

Sen de sesini duyur! Emekli kardeşim  emekli bayram ikramiyesinin  asgari ücret seviyesine getitilmesi için  sende  imza ver.

Bizler, ömrünü bu ülkeye hizmetle geçirmiş emekliler olarak;

Anayasal hakkımız olan sendikal örgütlenme önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.

Sadece kendi geleceğimiz için değil, bugün çalışanların yarınki güvencesi için bu mücadeleyi veriyoruz.

Savaşların ve krizlerin faturasını emekliye kesenlere karşı sesimizi büyütüyoruz.

Mutfakta ki yangın her geçen gün devam etmekte olup, Enflasyon 0cak ve Şubat aylarında %7.95 olarak kayıtlara geçti.
Gıda enflasyonu yıllık 31.53  iken mutfaktaki yangın % 36.44 e ulaştı.
Yine Mart ayı için belirlenen kira % 33.39 luk artışla tavan yapmıştır.
Ne nedenle ;Sen de  hakça paylaşıma ve demokratik örgütlenmeye destek ol!
SADAKA DEĞİL İNSANCA YAŞAM HAKKIMIZI İSTİYORUZ.

Hepinizi Saygıyla selamlıyorum.

DİSK DEVRİMCİ EMEKLİLER SENDİKASI MERSİN ŞUBE BAŞKANI ÖZCAN DAMLA

Devamını Oku

TBMM Genel Kurulunda İYİ Parti Grubumuz adına “Hürmüz Boğazı eksenli gelişen küresel enerji krizi nedeniyle Türk çiftçisinin girdi maliyetlerinin desteklenmesi” hakkında verilen araştırma önergesi üzerine yapmış olduğum konuşma;

TBMM Genel Kurulunda İYİ Parti Grubumuz adına “Hürmüz Boğazı eksenli gelişen küresel enerji krizi nedeniyle Türk çiftçisinin girdi maliyetlerinin desteklenmesi” hakkında verilen araştırma önergesi üzerine yapmış olduğum konuşma;
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

“Sayın Divan, değerli milletvekilleri; YENİ YOL Partisi Grubunun önerisi üzerine İYİ Parti Grubumuz adına söz aldım. Yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, son açıklanan verilere göre ülke ekonomisi TÜİK’in rakamlarıyla geçen yıl yüzde 3,6 oranında büyürken tarım sektörü bu büyümeden nasibini alamamış ve ne yazık ki izlenen yanlış tarım politikaları sonucunda yüzde 8,8 oranında küçülmüştür. Tarımda yaşanan bu küçülme vatandaşlarımıza ve üreticilerimize son yirmi dört yılın en kötü dönemlerinden birini yaşatmıştır. Yıllardan sonra, 2025 yılında da ülkemiz tarım sektöründe yeni bir krizle ve önemli bir daralmayla karşı karşıya kalmıştır. Tarlada ve bahçede girdi fiyatları artmış; meyve, sebze ve gıda fiyatları almış başını gitmiştir. Artmayan tek şey üreticilerimizin kazançları olmuştur. Yüksek girdi maliyetleri karşısında verilen destekler yetersiz kalmış, gerekli üretim planlamaları yapılamamıştır. ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla birlikte Orta Doğu’da başlayan savaş, tarım sektöründe geçen yıl olduğu gibi yine bütün hesapları altüst etmiş; çiftçilerimiz Orta Doğu’da yaşanan savaşla birlikte mazot, gübre, yem, enerji, sulama, işçilik, nakliye ve lojistik gibi girdi maliyetlerinde ortaya çıkan artışlar ve beklentiler karşısında endişeye düşmüştür. Bütün bunlara ilaveten İran’ın da Hürmüz Boğazı’nı kapatması dünya ticaretine son darbeyi vurmuştur. Brent petrolün varil başına fiyatı 72,6 dolardan bir anda 120 dolarlara kadar yükselmiş, daha sonra 96,69 seviyesine gerilemiştir.
Orta Doğu’da savaşın uzun sürmesi hâlinde Brent petrolün varil fiyatının 200 dolara kadar yükseleceği konuşulmaktadır. Yüksek fiyatlar nedeniyle ülkemizde her ne kadar eşelmobil sistemine geçilmiş olsa da benzinin litre fiyatı 61,35 TL’ye, motorinin litre fiyatı 65,27 TL’ye kadar yükselmiştir. Ülkemiz petrol, doğal gaz, gübre, yem gibi ürünlerde tam olarak olmasa da kısmen dışa bağımlı durumdadır. Petrol ve enerji maliyetlerinde dünyada ortaya çıkan artış ülkemizde direkt olarak girdi maliyetlerine ve dolayısıyla da tüketicilerimize yansımaktadır.
Ülkemiz; petrol, doğal gaz, gübre ve yem gibi ürünlerin tedarik zincirinde önemli sorunlar yaşamaktadır. Enerji piyasaları, ticaret yolları etkilenmeye başlamış, bölgede istikrar bozulmuştur. Ülkemizin gübre tedarikinin büyük bir bölümü bugüne kadar başta İran olmak üzere bu rota üzerinden sağlanıyordu, yaşanan savaşla birlikte o rota kapanmış, sıkıntılar ortaya çıkmış, dolayısıyla gübre fiyatları yüzde 30 civarında artmıştır. Bu nedenle, iktidar çiftçilerimize yönelik olağanüstü destek programını derhâl açıklamalı; gübre, tohum, mazot destekleri artırılmalı, özellikle tarım sektöründe ÖTV ve KDV kaldırılmalıdır. Aksi takdirde gıda güvenliği sağlanamayacak ve market raflarının ateşi söndürülemeyecektir diyor, yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.”

Burhanettin Kocamaz
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili

Devamını Oku

Tarsus ilçesinde yapılması planlanan çimento fabrikası ve hammadde sahaları projesi, bölge halkının tepkisiyle karşılandı. Projenin çevreyi olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle ÇED olumlu kararı verilmedi.

Tarsus ilçesinde yapılması planlanan çimento fabrikası ve hammadde sahaları projesi, bölge halkının tepkisiyle karşılandı. Projenin çevreyi olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle ÇED olumlu kararı verilmedi.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Tarsus’un Durak, Çavuşlu, Koçmarlı, Yanıkkışla, Yamaçlı, Çokak ve Karaharnuplu mahallelerini kapsayan bölgede yapılmak istenen çimento fabrikası ve hammadde sahaları projesi, halkın ciddi tepkisine yol açtı. Projenin çevre üzerindeki olumsuz etkileri konusunda endişe duyan mahalle sakinleri, ÇED toplantısına katılarak “çimento değil temiz hava, istihdam değil sağlıklı yaşam istiyoruz” pankartlarıyla seslerini yükseltti.

Tarsus’ta Nutri Gıda A.Ş. tarafından yapılmak istenen proje, bölgedeki 11 köyü olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle planlanmıştı. Ancak halkın ve köy sakinlerinin tepkisi yüzünden ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) olumlu kararı verilmediği ortaya çıktı. Halk, temiz hava ve sağlıklı çevre talebiyle projeye karşı çıktı ve toplantılar düzenledi.

ÇED sürecinde projenin çevresel etkileri yeterince açıklanmadığı gerekçesiyle ÇED olumlu belgesi verilmedi. Bu gelişme, bölge halkı ve çevre aktivistleri tarafından memnuniyetle karşılandı.

Eylem Çağrısı:
Tarsus’ta yapılacak ÇED Bilgilendirme Toplantısı 26 Mart tarihinde gerçekleştirilecek. Halk ve çevre gönüllüleri, Tarsus’un havasına, suyuna ve toprağına sahip çıkmak için toplantıya katılmaya davet ediliyor.

  • Halkın Tepkisi: Köy sakinleri, projenin sağlık ve çevre üzerindeki risklerini vurguladı.

  • ÇED Süreci: ÇED toplantısı, halkın protestosu nedeniyle tam olarak yapılamadı.

  • Temiz Çevre Talebi: Yerel topluluk, temiz hava ve sağlıklı yaşam hakkını savunuyor.

  • Toplantıya Katılım Çağrısı: 26 Mart’taki ÇED Bilgilendirme Toplantısı’na halkın katılımı önem taşıyor

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.