14 Nisan 2026 Salı
Mersin’in köklü kültür duraklarından İçel Sanat Kulübü’nün yeni yönetimi, MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır’ı ziyaret etti. Görüşmeye damga vuran konu, Mersin’i turizm ve sanatın merkezi yapacak olan “Sanat Adası” projesi oldu.
MERSİN – İçel Sanat Kulübü’nün (İSK) yeni seçilen Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gök ve yönetim kurulu üyeleri, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır’a bir nezaket ziyareti gerçekleştirdi. Kentin kültürel ve ekonomik dinamiklerinin bir araya geldiği görüşmede, Mersin’in çehresini değiştirecek vizyon projeler ele alındı.
MTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Özdamar’ın da katıldığı ziyarette, İSK Başkanı Ali Gök kulübün mevcut çalışmaları ve gelecek dönem hedefleri hakkında detaylı bilgiler verdi.
“SANAT ADASI” KENT TURİZMİNİ ŞAHLANDIRACAK Görüşmenin en stratejik gündem maddesi, kulübün faaliyet gösterdiği bölgenin “Sanat Adası” konseptiyle yeniden planlanması oldu. Mersin’in tarihi ve kültürel mirasını modern bir sanat anlayışıyla birleştirmeyi hedefleyen proje hakkında şu noktalara dikkat çekildi:
• Turizm Potansiyeli: Bölgenin Sanat Adası haline gelmesinin, kente gelen yerli ve yabancı turist sayısında büyük bir artış sağlayacağı öngörülüyor.
• Ortak Projeler: MTSO ve İSK arasında, önümüzdeki dönemde kültür endüstrisini destekleyecek ortak projelerin hayata geçirilmesi konusunda fikir birliğine varıldı.
• Kent Kimliği: Sanatın sadece bir etkinlik değil, kentin kimliğini oluşturan bir değer olduğu vurgulanarak, bu projenin Mersin’in marka değerine katacağı güç vurgulandı.
BAŞKAN ÇAKIR: “SANAT, KENTİN EKONOMİSİNE CAN VERİR” Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, ticaret dünyası olarak sanatın ve sanatçının her zaman yanında olduklarını belirtti. Çakır, Sanat Adası fikrinin heyecan verici olduğunu ve kentin ticari hayatıyla kültürel hayatının entegre olmasının Mersin’i bir cazibe merkezi haline getireceğini ifade etti.
İSK Başkanı Ali Gök ise misafirperverlikleri için MTSO yönetimine teşekkür ederek, kentin tüm paydaşlarıyla iş birliği içinde çalışmaya kararlı olduklarını söyledi.
Kısıtlı ihracat ve artan üretim yumurta piyasasında arz fazlası oluşturdu; fiyatlar düşerken maliyetler yükseldi, üretici zarar ederken raf ile üretici fiyatı arasındaki fark iki katına ulaştı.
Yumurta sektöründe son dönemde yaşanan gelişmeler, üretici cephesinde ciddi bir krize işaret ediyor. Kısıtlı ihracat olanakları ve hızla artan üretim, iç piyasada arz fazlası oluştururken, üreticiler ürünlerini değerinin altında satmak zorunda kalıyor. Bu durum, maliyetlerin de yükselmesiyle birlikte sektördeki daralmayı daha da derinleştiriyor. Arz Fazlası Fiyatları Aşağı Çekti
İhracatın sınırlı kalması nedeniyle iç piyasada biriken yumurta, fiyatların düşmesine neden oldu. Talebin aynı oranda artmaması, üreticinin elindeki ürünü hızlı şekilde nakde çevirmesini zorlaştırırken, piyasalarda ciddi bir sıkışma yaşanıyor. Bu süreçte üreticiler, zararına satış yapmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor.
“Üretici Zarar Ediyor”
Yumurta Üreticileri Merkez Birliği Başkanı İbrahim Afyon, sektördeki mevcut tabloya ilişkin yaptığı değerlendirmede, üreticinin içinde bulunduğu durumu net bir şekilde ortaya koydu. Afyon, artan maliyetler ve düşen fiyatlar nedeniyle üreticinin zarar ettiğini belirterek, sektörün sürdürülebilirliği açısından ciddi riskler oluştuğunu vurguladı.
Raf Fiyatı ile Üretici Arasında Büyük Fark
Sektörde dikkat çeken bir diğer unsur ise üretici ile market raf fiyatları arasındaki fark oldu. Üreticiden yaklaşık 70 liraya çıkan bir koli yumurta, market raflarında 140 liraya kadar yükseliyor. Bu fark, hem tüketici hem de üretici tarafında tartışmalara neden oluyor.
Üretici, artan yem ve enerji maliyetleri karşısında ayakta kalmaya çalışırken, fiyatların düşük seyretmesi sektörün geleceği açısından endişe yaratıyor. Aradaki fiyat farkının nedenleri ve çözüm yolları ise kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.



Mersin’in en önemli sosyal yaşam alanlarından biri olan Mersin Marina’da otopark ücretlerinin 400 TL’ye kadar çıkması vatandaşı isyan ettirdi. Mersin Platformu adına açıklama yapan Tarık Antalyalı, yüksek ücretlerin sahil trafiğini kilitlediğini belirterek Marina yönetimine “makul fiyat” çağrısında bulundu.
VATANDAŞIN CEBİNİ YAKAN TARİFE
Mersinli vatandaşların yürüyüş yapmak, yemek yemek veya deniz havası almak için en çok tercih ettiği noktaların başında gelen Mersin Marina, son dönemde uygulanan fahiş otopark ücretleriyle gündemde. Girişte 400 TL’ye varan rakamlarla karşılaşan vatandaşlar, bu durumun sosyal alanların “erişilebilirliği” ilkesine aykırı olduğunu savunuyor.
Mersin’in en önemli sosyal yaşam alanlarından biri olan Mersin Marina’da otopark ücretlerinin 400 TL’ye kadar çıkması vatandaşı isyan ettirdi. Mersin Platformu adına açıklama yapan Tarık Antalyalı, yüksek ücretlerin sahil trafiğini kilitlediğini belirterek Marina yönetimine “makul fiyat” çağrısında bulundu. TRAFİK YÜKÜ ADNAN MENDERES BULVARI’NA KAYDI
Yüksek ücret ödemek istemeyen veya Marina içerisinde yer bulamayan sürücüler, çözümü araçlarını Adnan Menderes Sahil Bandı’na park etmekte buluyor. Ancak bu durum zincirleme bir trafik sorununu da beraberinde getiriyor:
• Hafta Sonu Kaosu: Şehir dışından gelen ziyaretçilerin de etkisiyle sahil yolunda ciddi tıkanmalar yaşanıyor.
• Yaya ve Sürücü Mağduriyeti: Düzensiz parklanma hem yayaların geçişini zorlaştırıyor hem de ana arterdeki akışı durma noktasına getiriyor.
• Erişim Engeli: Sosyal alanın içindeki otoparkın pahalılığı, dışarıdaki kamuya açık yolları otoparka dönüştürerek şehir düzenini bozuyor.
MERSİN PLATFORMU: “YÖNETİM BU YANLIŞTAN DÖNMELİ”
Konuyla ilgili sert bir açıklama yapan Mersin Platformu sözcüsü Tarık Antalyalı, Marina yönetiminin sorumluluk alması gerektiğini vurguladı. Antalyalı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Sosyal yaşam alanlarının herkes için erişilebilir olması gerekirken, yüksek otopark ücretleri vatandaşlarımızı alternatif ve daha sorunlu çözümlere yönlendirmektedir. Mersin Marina yönetiminin hem şehir içi trafik düzeni hem de vatandaş memnuniyeti açısından daha makul ve dengeli bir uygulamaya geçmesini bekliyoruz. Unutulmamalıdır ki bu durumdan en çok etkilenen yine Mersin halkıdır.”
KAMUOYU ÇÖZÜM BEKLİYOR
Vatandaşlar, belediye ve ilgili birimlerin bu duruma müdahale etmesini, özel bir işletme olan Marina’nın uyguladığı fiyat politikasının kentin genel trafik düzenini bozmasına izin verilmemesini talep ediyor.

.
CHP Mersin Milletvekili Aday Adayı Mehmet Saydam, adaylık yolculuğuna başladığı ilk günden bu yana tempoyu her geçen gün artırarak sahadaki varlığını güçlendiriyor. “Sadece seçim dönemi değil, her daim halkın içindeyiz” diyen Saydam, Mersin’in her köşesinde vatandaşın dert ortağı olmaya devam ediyor.
ÖZYAR MERSİN POSTASI
HABER; MURAT ÖZTORNACI
– Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) Mersin Milletvekili Aday Adaylığını duyurduğu andan itibaren büyük bir ivme yakalayan Mehmet Saydam, çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. İlan ettiği hedefler doğrultusunda Mersin’in mahallelerini, köylerini ve çarşılarını tek tek gezen Saydam, siyasetin merkezine halkın taleplerini koyarak fark yaratıyor.
İlk Günkü Kararlılıkla Sahada
Aday adaylığı sürecinin başından bu yana sahadaki enerjisini hiç kaybetmeyen Saydam, özellikle Mut ve çevresinde başlayan ziyaret trafiğini Mersin genelinde geniş bir ağa yaydı. Köselerli Mahallesi gibi üretim merkezlerinde çiftçilerle buluşan, esnafın kepenk kapatma kaygısını dinleyen Mehmet Saydam, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Aday adaylığımızı ilk açıkladığımızda bir söz vermiştik: Mersin’in sesi, üreticinin eli, esnafın dili olacağız demiştik. O günden bu yana koltukta değil, vatandaşımızın yanında olduk. Gördüğümüz ilgi, değişim olan inancımızı daha da perçinliyor.”
Üreticinin Sigortası, Esnafın Sesi
Saha çalışmalarında özellikle tarım kesiminin yaşadığı darboğaza odaklanan Saydam, CHP’nin tarım paketini halka bizzat anlatıyor. Mazottaki vergi yükünün kaldırılmasından, çiftçi borçlarının yapılandırılmasına kadar somut çözüm önerilerini her ziyarette dile getiren Saydam, Mersin’in tarımsal potansiyelini Ankara’da en güçlü şekilde savunma sözünü her fırsatta yineliyor.
“Mersin’i Ortak Akılla Temsil Edeceğiz”
Gittiği her yerde mahalle muhtarları, sivil toplum kuruluşları ve hemşehrileriyle bir araya gelen Mehmet Saydam, sadece sorun dinlemekle kalmıyor; çözüm için de ortak akıl vurgusu yapıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin başarılı hizmetlerinin yerelde yarattığı memnuniyeti genel siyasete taşıma vizyonuyla hareket eden Saydam, aday adaylığından bu yana geçen süreci “halkla kucaklaşma ve dertleşme maratonu” olarak tanımlıyor.
MERSİN – Mersin’de yaşayan Filiz K.’nın feryadı, aile içi şiddetin ve çocuk istismarının karanlık yüzünü bir kez daha gün yüzüne çıkardı. 2009 yılında evlendiği Edip K. tarafından yıllarca sistematik şiddete maruz bırakılan, fuhuşa zorlanan ve ölümle tehdit edilen Filiz K., şimdi 11 yaşındaki kızının öz babası tarafından uğradığı istismarın hesabını sormak için hukuk mücadelesi veriyor. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bir sonraki duruşması 24 Mart 2025 tarihine ertelendi.
Şiddetle Örülü Bir Evlilik: “Kolum Kırık Eve Gönderildim”
Filiz K., evliliğinin ilk günlerinden itibaren eşinin uyuşturucu bağımlılığı ve ticaretiyle uğraştığını, kendisine sürekli fiziksel ve sözel şiddet uyguladığını anlattı. Yaşadığı dehşeti, “Her gittiğimde gözüm mor, kolum kırıktı. Babam ise her seferinde ‘dayanmaya çalış’ diyerek beni o eve geri gönderdi,” sözleriyle özetleyen acılı anne, en yakınlarından dahi destek göremediğini vurguladı. Eşinin aynı zamanda öz halasının oğlu olduğunu belirten Filiz K., halasının kendisini korumak yerine, cinayetten hükümlü diğer oğluyla tehdit ettiğini iddia etti.
“Korku Duvarının Yıkıldığı An”
Yıllarca süren sessizlik, küçük kızının annesine yaptığı kan donduran itirafla bozuldu. Filiz K., kızının yaşadıklarını anlatırken kullandığı “Anne, pis organını vücudumda hissediyordum” cümlesinin hayatındaki asıl kırılma noktası olduğunu söyledi. İstismarın sadece baba ile sınırlı kalmadığı, ailenin diğer üyelerinin de durumdan haberdar olduğu ancak çocuğu “sus” diyerek baskı altına aldıkları iddia edildi.
Cezaevindeki Görüşmede İkinci Şok
Şu an başka bir suçtan Samsun Çarşamba S Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Edip K.’nın, 2024 yılının Kasım ayındaki cezaevi görüşmesinde de kızını istismar etmeye çalıştığı öne sürüldü. Görüşme sonrası kızının dişlerini ve ellerini sıkarak, “Bir daha bu adamla görüşmek istemiyorum” dediğini belirten Filiz K., sanığın kızına yönelik dijital tacizlerinin ve hakaret içerikli mesajlarının da sürdüğünü ifade etti.
Skandal Soru: “Annen İftira mı Atıyor?”
Şikayet sürecinde karşılaştıkları engellere de değinen Filiz K., karakolda polisin küçük kıza, “Annen baban boşanacak diye mi söylüyorsun, annen iftira mı atıyor?” şeklinde sorular yönelttiğini iddia etti. Kendisinin de 11 yaşında istismara uğradığını ancak annesinin sustuğunu belirten Filiz K., “Ben kızım için susmayacağım. Anneler de susmasın, çocuklar da susmasın,” diyerek kararlılığını dile getirdi.
Mahkeme Mart Ayına Ertelendi
“Çocuğa cinsel istismar” ve “sarkıntılık” suçlamalarıyla açılan davanın ilk duruşması Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi ve bilirkişi raporunun hazırlanması için bir sonraki duruşmayı 24 Mart 2025 tarihine erteledi. Filiz K., sanığın sadece kendi kızı için değil, E-Devlet üzerinden tespit ettiği bir başka mağdur çocuk için de en ağır cezayı almasını istiyor.
Kadınlara Dayanışma Çağrısı
Yaşadığı tüm baskılara rağmen üniversite eğitimine dışarıdan devam ederek hayata tutunmaya çalışan Filiz K., tüm kadınları bu adalet mücadelesinde yanına davet etti:
“İster ceza alsın ister almasın; benim çocuğum gibi acı çeken onlarca kız çocuğu var. Sustukça bu acılar devam edecek. Kadınların sesine kulak verilmesi gerekiyor. Bu mücadele sadece benim için değil, her bir çocuk içindir.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.