DOLAR 45,0379 0.19%
EURO 52,8518 0.28%
ALTIN 6.814,230,53
BITCOIN 3489436-0,23%
Mersin
25°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ozyar

ozyar

25 Nisan 2026 Cumartesi

Çöp diye atıyorduk ama gübreleri solladı geçti: Bitkileri daha hızlı ve güçlü büyütüyor

Çöp diye atıyorduk ama gübreleri solladı geçti: Bitkileri daha hızlı ve güçlü büyütüyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Potasyum, kalsiyum, azot ve fosfor açısından zengin olan muz kabukları, kurutma, fermantasyon ve sıvı ekstraksiyon yöntemleriyle geliştirildiğinde bitkileri büyütmede ve güçlendirmede ticari gübrelerle rekabet edebilecek düzeyde sonuç veriyor. Her gün çöpe atılan muz kabukları, bitki gelişimini hızlandıran doğal bir gübre kaynağı olarak literatürde giderek daha fazla yer buluyor. Güney Afrika’daki Mpumalanga Üniversitesi’nden araştırmacı Nokuthula Khanyile’nin yürüttüğü kapsamlı bir derleme çalışması, 126 farklı araştırmanın sonuçlarını bir araya getirerek muz kabuğu bazlı gübrelerin tarımsal potansiyelini ortaya koydu.
Derlemeye dahil edilen deneylerde, muz kabuğundan elde edilen gübrelerle beslenen bitkiler işlenmemiş toprakta yetişenlere kıyasla daha uzun boylanma, daha fazla yapraklanma ve daha hızlı çimlenme gösterdi.
POTASYUMDAN KALSİYUMA ZENGİN BESİN PROFİLİ
Muz kabukları, bitkilerin yüksek miktarda ihtiyaç duyduğu makro besin elementleri açısından oldukça zengin bir bileşime sahip. Kimyasal analizler, kabukların yoğun potasyum içeriğinin yanı sıra azot, fosfor, kalsiyum ve magnezyum barındırdığını gösteriyor. Bunlar, çiftçilerin ticari gübre karışımlarında satın aldığı eleDünya genelinde muz üretimi son yıllarda yaklaşık 116 milyon tona ulaştı. Kabuklar her meyvenin ağırlığının dörtte birini oluşturduğundan, devasa miktarda potansiyel gübre hammaddesi çöp kutularında çürümeye terk ediliyor.
Çöplüklere gönderilen gıda atıkları sera gazı salımına katkıda bulunurken içerdikleri besin elementleri de boşa gidiyor.
KURUTMADAN FERMANTASYONA FARKLI YÖNTEMLER KULLANILIYOR
Araştırmacılar muz kabuğunu gübreye dönüştürmek için birbirinden farklı yöntemler geliştirdi. En basiti, kabukları güneşte kurutup öğüterek elde edilen tozun doğrudan toprağa karıştırılması.
Derlemede sıkça karşılaşılan bir reçete de kurutulmuş muz kabuğu ile kurutulmuş portakal kabuğunun harmanlanmasıydı; bu meyve kabuğu karışımı deneylerde yaprak alanını ve kök uzunluğunu işlenmemiş topraklara göre artırdı.
Bazı ekipler ise taze kabukları ezerek basit malzemelerle ısıttı, ardından süzülen sıvıyı konsantre gübre olarak kullandı. Bu sıvı suyla seyreltilip toprağa uygulandığında bitkiler besinleri kökleri aracılığıyla doğrudan alabiliyor.
Daha ileri düzey projelerde muz kabukları kahve telvesi veya başka bitkisel atıklarla birlikte fermantasyona bırakıldı; bu süreçte mikroorganizmalar besinleri yavaş yavaş sıvıya saldı.
İlk testler, elde edilen gübrelerin yapraklı sebzelerin büyümesini hızlandırabildiğine işaret ediyor.
BEZELYE, ÇEMEN OTU, BAMYADA FARKLI SONUÇLAR
Deneylerin detayları, uygulama biçiminin sonucu doğrudan etkilediğini gösteriyor. Bezelye bitkilerinde yapılan bir çalışmada, toprakta yaklaşık iki ay boyunca ayrışmaya bırakılan kabuklar en iyi çimlenme ve büyüme sonuçlarını verirken daha uzun süre ayrışan kabuklar bitkileri zayıflattı. Aynı çalışmada suda bekletilen kabuklar ise en yüksek çimlenme oranına altı ayda ulaştı, ancak bitki boyu bir noktadan sonra artış göstermedi.
Çemen otunda kurutulmuş muz kabuğu tozu ile aynı malzemeden elde edilen sıvı ekstrakt karşılaştırıldığında, sıvı ekstrakt alan bitkiler aynı sürede hem daha uzun boylandı hem de daha fazla yeşil aksam üretti. Bamya deneylerinde ise muz kabuğu tozu diğer meyve kabuklarıyla birleştirilerek ekim öncesi ve sonrası uygulandığında, yalnızca kimyasal gübre alan toprağa kıyasla daha koyu yaprak rengi, daha geniş yaprak alanı ve daha ağır meyveler elde edildi.
SENTETİK GÜBRELERİN MALİYETİ BÜYÜK
Modern tarım hala büyük ölçüde fabrika üretimi sentetik NPK gübrelerine bağımlı ve bu üretim fosil yakıtlara dayanıyor. Verimlilik artışı sağlayan bu ürünlerin aşırı kullanımı, fazla azotun su kaynaklarına karışmasına ve ötrofikasyona, yani balıkları tehdit eden aşırı yosun büyümesine yol açıyor.
Küresel ölçekli bir analiz, sentetik azotlu gübrelerin insana bağlı toplam sera gazı salımlarının yaklaşık yüzde 2’sini oluşturduğunu ortaya koydu. Tek bir tarımsal girdi için bu oran oldukça yüksek, dolayısıyla bu azotun bir kısmının bile güvenli biçimde ikame edilmesi önem taşıyor. ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) da fazla gübre azotunu duman kirliliği, ince partikül kirliliği ve içme suyundaki sağlıksız nitrat seviyeleriyle ilişkilendirdi.
Muz kabuğu bazlı gübreler besinleri yavaş salarak ve geri dönüştürülmüş atığa dayandığından, verimi korurken bu kayıpları azaltma potansiyeli sunuyor.
BİYOKÖMÜR ETKİSİZ KALDI, UZUN VADELİ TESTLER EKSİK
Araştırmalar neyin işe yaramadığını da gösteriyor. Test edilen dozlarda muz kabuğu biyokömürünün, yani ısıtılarak elde edilen kömürümsü toprak katkısının bitki boyu üzerinde kayda değer bir etkisi gözlemlenmedi.
İncelenen deneylerin çoğu fide veya erken büyüme aşamasında sonlandırılmış durumda. Araştırmacıların hasada kadar süren, yalnızca verimi değil besin içeriğini ve raf ömrünü de ölçen uzun dönem tarla testlerine ihtiyacı var.
Muz kabuklarının kimyasal bileşimi çeşide, iklime ve depolama koşullarına göre değiştiğinden, çiftçilerin mevsimden mevsime güvenebileceği standart reçetelerin geliştirilmesi gerekiyor. Bu, yalnızca gübrelerdeki besin düzeylerini değil, her karışımın toprak yapısını ve kök mikrobiyomunu nasıl etkilediğini de kapsamalı. Dünyanın muz kabuklarının küçük bir bölümü bile iyi test edilmiş gübrelere dönüştürülse çiftçiler pahalı sentetik ürünlere olan bağımlılığını azaltabilir. Agriculture dergisinde yayımlanan bu derleme, daha temiz bir gübre geleceğinin belki de mutfak tezgahlarında zaten beklediğine işaret ediyor.

Devamını Oku

Hacıosmanoğlu derbiye neden Yasin Kol’u atadı: Ne yaparsa yapsın kazanacak

Hacıosmanoğlu derbiye neden Yasin Kol’u atadı: Ne yaparsa yapsın kazanacak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türk futbolunda en çok konuşulanlar ne yöneticiler, ne futbolcular, ne teknik direktörler. Varsa yoksa hakemler!
En çok da Yasin Kol!
Bir de TFF’nin başındaki İbrahim Hacıosmanoğlu!
İkisi de Trabzonlu.
Galatasaray ile Fenerbahçe oynayacak ama… Bu ikisi her şeyin önüne geçti.
Tebrik etmek lazım! Bu da bir başarı sayılır belki!
Önce Yasin Kol’dan başlayalım.
Hakemliği tartışılır. Zaten FIFA bile tanımıyor kendisini.
Gazeteci dostum Cemal Ersen yazmıştı. Demişti ki;
“Bu hakem kardeşimiz, geçmişte MHK’nin rutin ‘psikoteknik’ testinde başarısız olmuş, yaşadığı kentte karıştığı bir trafik tartışmasında aldığı ceza paraya çevrilmiş, 2024 yılı başında dönemin MHK’si tarafından yetersiz görülüp süper lig kadrosundan düşürülmüştü. Sonrası malum.”
Malum olan sonrası şu: TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile birlikte başladı yükselişi. Süper Lig kadrosuna alındı, nasıl bir yetenek ki; hemen hemen her derbiye atandı.
Şimdi yine karşımıza çıktı. Kulüplerin itirazına, isyanına rağmen hem de.
Yabancı dil de bilmiyor. Takımlarda yerliden çok yabancı futbolcu var. Onlarla nece anlaşıyor; bilemiyorum. Ama şunu biliyorum; bir maçta VAR’da yabancı hakem görevliydi bu arkadaş da orta hakem. Yabancı VAR’la konuşurken tercüman çeviriyordu sözlerini…
Neyse… Uzun uzun anlatmayayım bu arkadaşı. Zaten nasıl bir hakem olduğunu herkes biliyor.
Burada soru şu:
“Hacıosmanoğlu derbiye neden Yasin Kol’u atadı? Bunu inatla neden yapıyor?”
Ya ortalığı karıştırmak istiyor! Ki atama kararından sonra gördünüz Galatasaray’la Fenerbahçe’nin nasıl birbirine girdiğini…
Ya inadım inat diyor! Ki inadını flamingoların ve endemik bitkilerin yetiştiği, içinde antik kent bulunan tarih ve doğa harikası Milas’taki yeri beton cehennemine döndürme isteği ile yanıp tutuşmasından da biliyoruz.
Ya da… Adam hemşehrici.
En doğrusu bu galiba. Hemşehrisi olduğu için Yasin Kol deyince akan sular duruyor demek ki.
Hiç demeyin; atamaları MHK yapıyor diye.
MHK ve başındaki hikaye.
Hakemliği neydi ki MHK’nin başında olsun. Yeter ki o koltuğunu korusun.
Maçın sonucu ne olur; bilemem.
Hacıosmanoğlu ne istiyor, Yasin Kol kimi yakıp, kimi çıkaracak; onu da kestiremem.
Ama bildiğim şu: Sonuçta kazanan yine Yasin Kol olacak.
Şimdiye kadar yönettiği maçlarda onca yanlışına, inanılmaz kararlarına, şunlarına bunlarına rağmen hep yüksek not aldı arkadaş!
Yine alacak; ne yaparsa yapsın yine kazanacak!
O kaybetmiş, bu kazanmış, verdiği kararlar ortalığı karıştırmış; ne gam!
Sonraki derbiye yine o atanacak, yine o atanacak!
Hacıosmanoğlu olduğu sürece bu böyle olacak! Kim ne derse desin umurunda mı? Zaten gazetecilerin Milas’taki cennete kondurmak istediği villarla ilgili bir sorusuna şu cevabı vermemiş miydi:
“İnsanlar konuşuyor, bir şeylerin altında bir şeyler arıyor ama ben hiç dinlemiyorum. Siz de dinlemeyin.”
Ne demişti büyük usta Orhan Veli:
Ne atom bombası,
Ne Londra Konferansı;
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!

Devamını Oku

Eşini öldürüp kaçarken yakalanan koca tutuklandı

Eşini öldürüp kaçarken yakalanan koca tutuklandı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mersin’in Anamur ilçesinde eşini öldürüp kaçarken Antalya’da yakalanan şüpheli koca çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Mersin’in Anamur ilçesinde eşini öldürüp kaçarken Antalya’da yakalanan şüpheli koca çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Olay, dün Anamur ilçesi Kalınören Mahallesi’ndeki bir evde meydana geldi. İddiaya göre E.Ç. ile eşi Cangül Ç. arasında henüz belirlenemeyen nedenle tartışma çıktı. E.Ç. eline geçirdiği sopa ve bıçakla karısını öldürdü. Birisi 9, diğeri 2 yaşındaki iki çocuğunu da alarak 33 ANJ 679 plakalı Tofaş marka araç ile olay yerinden kaçan şüphelinin yakalanması için ise polis çalışma başlattı. Anamur Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Mersin polisi, aracın plakasını zaman kaybetmeden sisteme girdi. Aracın plakası Antalya’nın Aksu ilçesi girişinde PTS (Plaka Tanıma Sistemi) kameralarına takıldı. Bunun üzerine otomobil KGYS kameralarından takibine alındı. Aksu İlçe Emniyet Müdürlüğü Devriye Ekipler Amirliği ekipleri aracı Kuzey Çevreyolu Başköy yol ayrımında önünü keserek durdurdu. Yaklaşık 20 kilometrelik takip sonucu durdurulan araçtaki cinayet olayının şüphelisi E.Ç. gözaltına çocuklar ise koruma altına alındı.
Yapılan işlemlerin ardından Anamur’a getirilen şüpheli kocanın ifade işlemleri tamamlandı. Anamur Adliyesi’ne sevk edilen şüpheli kasten adam öldürme suçundan çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı.

Devamını Oku

İYİ PARTİ HEYETİNDEN MERSİN ŞEHİT AİLELERİNE ANLAMLI ZİYARET: “EMANETLERİNİZ BAŞIMIZIN TACIDIR”

İYİ PARTİ HEYETİNDEN MERSİN ŞEHİT AİLELERİNE ANLAMLI ZİYARET: “EMANETLERİNİZ BAŞIMIZIN TACIDIR”
0

BEĞENDİM

ABONE OL


Mersin’de bir dizi temaslarda bulunan İYİ Parti üst düzey yönetimi, Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimler Derneği Mersin Şubesi’ni ziyaret ederek şehit yakınları ve gazilerle bir araya geldi.

MERSİN – İYİ Parti heyeti, Mersin’deki saha çalışmaları kapsamında şehit ailelerini ve gazileri unutmadı. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, Genel Başkan Başdanışmanı Ali Fevzi Karaca, Gençlik Kolları İl Başkanı Merve Uğuz, Kadın Politikaları Başkan Yardımcısı Şule Bozkurt ve il yöneticilerinden oluşan geniş katılımlı heyet, Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimler Derneği Mersin Şubesi’ne resmi bir ziyaret gerçekleştirdi.

“Sorunların Takipçisi Olacağız”
Dernek Başkanı Halit Şahin ve yönetim kurulu üyeleri tarafından karşılanan İYİ Parti heyeti, ziyarette duygusal anlar yaşadı. Şehit yakınlarının ve gazilerin yüreğindeki acıyı paylaştıklarını belirten heyet üyeleri, dernek çatısı altında dile getirilen sorunları, bürokratik engelleri ve haklı talepleri tek tek not aldı. Ziyaretin odağında; şehit emanetlerine sahip çıkmanın sadece siyasi değil, vicdani ve milli bir borç olduğu vurgusu yapıldı.

Cenk Özatıcı: “Sesiniz Olmaya Geldik”
Ziyaret sırasında açıklamalarda bulunan Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, “Vatan uğruna can veren aziz şehitlerimizin bizlere bıraktığı emanetler, başımızın tacıdır. Onların sorunlarını dinlemek, haklı mücadelelerinde yanlarında durmak ve taleplerini devletin en üst kademelerinde dile getirmek boynumuzun borcudur. Biz buraya sadece ziyaret etmeye değil, dertlerinize ortak olup sesinizi duyurmaya geldik,” ifadelerini kullandı.

Dernek Başkanı Şahin’den Teşekkür
Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimler Derneği Mersin Şube Başkanı Halit Şahin, ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek, şehit ailelerinin ve gazilerin hatırlanmasının kendileri için büyük bir moral kaynağı olduğunu belirtti. Şahin, nazik ziyaretleri ve çözüm odaklı yaklaşımları için İYİ Parti heyetine teşekkürlerini sundu.

“Unutmadık, Unutturmayacağız”
Ziyaretin sonunda İYİ Parti heyeti, Mersinli tüm şehitleri rahmet, minnet ve saygıyla andıklarını belirterek; Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu ve Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz’ın selamlarını iletti. Heyet, şehit ailelerine sabır ve güç dileyerek, dernek binasından “Unutmadık, unutturmayacağız” mesajıyla ayrıldı.

Devamını Oku

Şeyma Gökçe’nin şüpheli ölümünde beraat: Gerekçe ‘kesin delil yok’

Şeyma Gökçe’nin şüpheli ölümünde beraat: Gerekçe ‘kesin delil yok’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şeyma Gökçe’nin şüpheli ölümüne ilişkin davada mahkeme, sanık için ‘yeter, kesin, somut ve inandırıcı delil’ bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verirken Gökçe’nin ölümünün nasıl gerçekleştiğini ortaya koyamadı. Aile sordu: “Şeyma neden öldü?”
Ankara’nın Etimesgut ilçesinde 14’üncü kattan şüpheli biçimde düşerek hayatını kaybeden Şeyma Gökçe’nin ölümüyle ilgili davada tutuklu bulunan Hüseyin U’ya verilen beraat kararının gerekçesi açıklandı. Gerekçede, ‘evde dağınık eşyalar, kırık cam parçaları, kan lekeleri bulunduğu ancak bunun olay saatinden çok önceki tartışma sırasında meydana geldiği’, pencerede sanığın parmak izi tespit edildiği, evde birlikte yaşadıkları için bunun ‘doğal’ olduğu, olay saatinde de komşuların ‘tartışma sesi duymadığı’ belirtildi. “Şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği” ifade edildi.

Şeyma Gökçe’nin şüpheli ölümüyle ilgili dava: Somut delil bulunmadığı gerekçesiyle sanık beraat ettirildi

Etimesgut ilçesinde geçen yıl 14’üncü kattan şüpheli şekilde düşerek yaşamını yitiren 31 yaşındaki Şeyma Gökçe’nin ölümüyle ilgili davada erkek arkadaşı olduğu belirtilen Hüseyin U, ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede evde boğuşma izleri, cam kırıkları ve kan lekeleri bulunduğu, sanığın çelişkili ifadeler verdiği, Gökçe’nin direncinin kırılarak yaklaşık 40 metre yükseklikten atıldığı iddiasıyla sanık hakkında, ‘Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiyi kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.
Ankara Batı 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 Şubat’ta görülen duruşmada mahkeme sanık Hüseyin U’nun beraatına karar verdi. Sanık hakkında verilen kararın gerekçesi açıklandı. Gerekçeli kararda mahkeme; şüpheli ölüm gününde sanık ile Şeyma Gökçe’nin birlikte bulundukları ikamette tartışma yaşandığı, bu tartışma sırasında evdeki bazı eşyaların zarar gördüğü, camların kırıldığı ve daire içerisinde dağınıklık oluştuğuna ilişkin beyanların bulunduğu, olay yeri inceleme tutanaklarında da daire girişinde ve odalarda kırık cam parçaları, dağınık eşyalar ve farklı noktalarda kan lekelerinin tespit edildiği ifade edildi. Mahkeme, bu bulguların olay öncesinde bir hareketlilik ve tartışma yaşandığını ortaya koyduğunu, ancak ‘tek başına sanığın kasten öldürme fiilini gerçekleştirdiğini gösterir nitelikte olmadığını’ değerlendirdi.
Teknik incelemelere ilişkin olarak ise, maktulün düştüğü pencerenin açılır kanadının iç ve dış yüzeylerinde sanığa ait parmak izlerinin bulunduğu, Şeyma Gökçe’ye ait parmak izine rastlanmadığı tespitine yer verildi. Ancak mahkeme, sanık ile Şeyma Gökçe’nin aynı evde birlikte yaşadıklarının dosya kapsamında sabit olduğunu, bu nedenle cam yüzeyinde sanığa ait parmak izi bulunmasının tek başına suçun sanık tarafından işlendiğini kesin olarak ispatlamaya yeterli olmadığı kanaatine vardı.
Tanıklar ses duymamış
Tanık beyanlarına ilişkin değerlendirmede, olay günü gündüz saatlerine dair bazı anlatımların bulunduğu, ancak olayın gerçekleşme anına ilişkin doğrudan görgüye dayalı bir anlatımın yer almadığı belirtildi. Tanık anlatımlarının bütününe bakıldığında olayın gerçekleştiği zaman diliminde herhangi bir tartışma ya da Şeyma Gökçe’nin yardım seslerinin duyulmadığının anlaşıldığı, bu ihtimalde bu tür seslerin duyulmasının bekleneceği değerlendirildi.
Kararda, tüm dosya kapsamını birlikte değerlendirildiğinde sanığın maktulü kasten öldürdüğüne dair cezalandırılmasına yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, bu nedenle sanık Hüseyin U. hakkında atılı ‘Beden bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiyi kasten öldürme’ suçunun sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği kaydedildi.
Şeyma neden öldü?
Şeyma Gökçe’nin ailesinin avukatı Rabia Ercan Şengül, karara ilişkin, “Sayın mahkeme, sanığın bu ölümü gerçekleştirdiğine dair yeter, kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verirken yani bunu tespit edemediğini belirtirken, Şeyma Gökçe’nin ölümünün nasıl gerçekleştiğini de ortaya koyamamıştır. Yani ortada bir ölüm var fakat bu ölümün sebebi yok. O halde sormak gerekir, Şeyma neden öldü? Bu sorunun cevabını ortaya koymak mahkemenin göreviyken, bu yapılmadan verilen beraat kararı, maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğünden açık bir sapmadır. Bizlerin bu kararı kabul edebilmesi hukuken de vicdanen de mümkün değildir. Bu nedenle sanık aleyhine istinaf başvurumuzu yaptık. Ceza yargılamasının amacı, yalnızca bir kişiyi suçlu ya da suçsuz ilan etmek değildir. Asıl amaç, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Ancak bu dosyada, ne yazık ki bu temel amaç yerine getirilmemiş, maddi gerçek ortaya konulamamıştır ve biz o gerçeği ortaya çıkarana kadar mücadelemizi devam ettireceğiz” dedi.
(DHA)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.