10 Mart 2026 Salı
Mersin’in mavi sularına “rastgele” diyerek olta sallayan amatör balıkçılar için sahil şeridi, bir avlaktan ziyade terapi merkezine dönüştü. Günün ilk ışıklarıyla kıyıya yerleşen vatandaşlar, kova doldurmaktan ziyade denizin dinginliğinde huzur avlıyor.
Kentin kilometrelerce uzanan sahil bandı, son günlerde güzel havayı fırsat bilen amatör balıkçıların akınına uğruyor. Sabahın erken saatlerinden gün batımına kadar ellerinde oltalarıyla sabırla bekleyen Mersinliler, sahil şeridinde renkli görüntüler oluşturuyor. Kimisi için çocukluktan kalma bir alışkanlık, kimisi içinse modern hayatın stresinden kaçış yolu olan balıkçılık, kentte adeta bir “sosyal terapi” kültürüne evrilmiş durumda.
Amatör balıkçılık Mersin’de sadece bireysel bir uğraş olmanın ötesine geçerek, sahilde yeni dostlukların kurulduğu bir platform halini aldı. Yan yana dizilen oltalar arasında demlenen çaylar, paylaşılan azıklar ve anlatılan avcılık hikayeleri, Mersin sahilinin vazgeçilmez bir parçası olmaya devam ediyor. Sahil boyunca kurulan bu sofralar, balıkçılığı bir “kıyı pikniği” havasına bürüyor.
Denizi kendisi için en büyük huzur kaynağı olarak tanımlayan amatör balıkçı Hüseyin Dumlu, oltanın ucundaki zilin sesinin tüm günün yorgunluğunu aldığını ifade ediyor. Balık tutmayı bir terapiye benzeten Dumlu, bu tutkunun felsefesini şu sözlerle özetliyor:
“Önemli olan kovanın dolması değil, burada geçirdiğimiz kaliteli zaman. Biz buraya adeta bir piknik havasında geliyoruz. Ekmeği sarıp oltayı atıyor, bekliyoruz. Beklerken sohbet ediyoruz. O bekleyişin sonunda misinanın titremesi ise eşsiz bir heyecan yaratıyor. Mesele sadece balık değil; denizi seyretmek, dostlarla dertleşmek. Nasipte varsa zaten geliyor.”
Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin sahil düzenlemeleriyle daha da konforlu hale gelen kıyı şeridi, amatör balıkçılar için hem bir spor alanı hem de kentin gürültüsünden uzaklaşma noktası olmayı sürdürüyor.
Mersin’in en prestijli ve en büyük motosiklet topluluklarından biri olan Sky Team, 2020 yılında mütevazı bir başlangıçla başlayan yolculuğunu, bugün rüzgârı 40 kişilik kemik bir kadroyla kucaklayan dev bir aileye dönüştürdü. Sosyal medyadaki güçlü etkileşimlerini yollara taşıyan motor sevdalıları, sadece sürüş değil, Mersin’in yol kültürüne de yepyeni ve dinamik bir soluk getiriyor.
Grup üyeleri, uygun oldukları her hafta sonu önceden planlanan güzergahlarda “Grup Sürüşü” gerçekleştiriyor. Güvenli sürüş kurallarından taviz vermeyen ekip, ulaştıkları noktalarda düzenledikleri piknikler ve doğa aktiviteleriyle yorgunluk atıyor. Bu sayede grup içi etkileşim sadece yollarda değil, sofralarda da pekişiyor.
Sky Team’i diğer gruplardan ayıran en önemli özelliklerden biri de ailelerin sürece dahil edilmesi. Zaman zaman düzenlenen “Aileli Piknikler” sayesinde motosiklet kültürü, üyelerin aileleriyle paylaştığı ortak bir sosyal etkinliğe dönüşüyor. Bu durum, grubun sadece sayısının değil, aidiyet duygusunun da her geçen gün artmasını sağlıyor.
2020 yılındaki mütevazı başlangıcın ardından bugün 40 kişilik kemik bir kadroya ulaşan Sky Team, önümüzdeki dönemde farklı rota planları ve sosyal sorumluluk projeleriyle adından daha sık söz ettirmeye hazırlanıyor. Motosiklet sürüş zevkini paylaşabilmek adına oluşturdukları grubun sürekli büyüyerek Mersin’in en büyük motosiklet gruplarından birisi olduğunu belirten grup üyelerinden Hüseyin Dumlu, “Motosiklet farklı ce vazgeçilmez bir tutku. Biz bu tutkuyu geliştirerek sosyal bir oluşum haline getirdik. Farklı kesimlerden, farklı mesleklerden insanlar, motosiklet sevdasıyla bir aradayız. Birbirimizle deneyimlerimizi, karşılaştığımız sorunlara karşı neler yapabileceğimizi, güvenli sürüşle ilgili tüyoları ve daha pek çok şeyi konuşuyoruz. ” dedi.

Hizmet bekleyen vatandaş dertli: “Sandığa ‘influencer’ seçmek için değil, hizmet almak için gittik.” Yerel yönetimlerde yükselen ‘prodüksiyonlu belediyecilik’ anlayışı tepki topluyor.
MERSİN – Son yıllarda Türkiye genelinde yerel yönetim anlayışında yaşanan değişim, kamuoyunda “hizmet mi, reklam mı?” tartışmasını beraberinde getirdi. Eskiden şantiye alanlarında, açılışlarda ve halkın sorunlarını dinlerken görmeye alışık olduğumuz belediye başkanlarının yerini; profesyonel ışıkçıları, kurgucuları ve sosyal medya ekipleriyle gezen “dijital figürler” almaya başladı.
PRODÜKSİYON VAR, HİZMET YOK!
Vatandaşlar; yol, temizlik, park ve altyapı gibi temel hizmetlerin aksamasından şikayetçiyken, bazı belediyelerin bütçelerini devasa reklam ajanslarına ve sponsorlu içeriklere ayırması bardağı taşıran son damla oldu. Sokaklarda adeta bir film seti kurularak çekilen “rastgele karşılaşma” videoları ve kurgulanmış halk ziyaretleri, halk nezdindeki inandırıcılığını yitirmiş durumda. Vatandaşlar, “Ekranın parlaklığına değil, musluğumuzdan akan suya, sokağımızdaki çukura bakıyoruz” diyerek tepkilerini dile getiriyor.
BASIN BÜROLARI TASFİYE EDİLİYOR
Değişimin bir diğer boyutu ise belediyelerin kurumsal yapısında yaşanıyor. Yılların deneyimine sahip basın birimleri bir kenara itilirken, gazetecilikten ve kamu iletişiminden uzak “sosyal medya uzmanları” yönetim kadrolarına dahil ediliyor. Belediye binalarının birer “stüdyo”ya dönüştüğü bu yeni sistemde, halkın vergileriyle başkanların kişisel PR çalışmaları finanse ediliyor.
“ŞEHREMİN” Mİ, “INFLUENCER” MI?
Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan sektör temsilcileri ve vatandaşlar, belediye başkanlarına asli görevlerini hatırlatıyor: “Millet size influencer olun diye değil, şehremin olun diye o yetkiyi verdi.” Uzmanlar, sosyal medya beğenilerinin sandıkta her zaman oya dönüşmeyeceği konusunda başkanları uyarıyor. Şehrin hafızasına kazınacak olanın “filtreli videolar” değil, üretilen kalıcı hizmetler olduğu vurgulanırken; çözüm bekleyen kronik sorunların, o pırıltılı koltukları sarsabileceği ifade ediliyor.
OKTAY’DAN MANİDAR GÖNDERME
Öte yandan, usta kalemlerin ve düşünürlerin popüler kültürün sığlığına dair uyarıları bugünlerde daha da anlam kazanıyor. Ahmet Oktay’ın yıllar önce vurguladığı gibi; popüler kültürün ve “görünürlük” illüzyonunun toplumsal hafızayı zayıflatması, bugün belediyecilik anlayışındaki “beğeni toplama” telaşıyla somut bir örneğe dönüşüyor. Gerçek belediyeciliğin reklam panolarında değil, vatandaşın günlük yaşam kalitesinde ölçüleceği gerçeği güncelliğini koruyor.
Başaran kadınlar hem hayat hikâyelerini paylaştılar hem de üretim güçlerini sergilediler. 6 Şubat Yaşam Derneği’nin organize ettiği Emekçi Pazarı ve söyleşide kadın girişimcilerin ekonomik bağımsızlığına ışık tuttu.
Kuruluşundan bu yana toplumsal dayanışma projeleriyle dikkat çeken 6 Şubat Yaşam Derneği, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü ilham veren bir programla kutladı. Kadın emeğinin görünür kılınması ve toplumsal rolünün güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen etkinlikte, hem eğitici söyleşiler gerçekleştirildi hem de kadın üreticilere destek sağlayan bir “Emekçi Pazarı” kuruldu.

Etkinliğin organizasyonunu ve moderatörlüğünü derneğin kurucularından Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çiğdem Şanlıalp üstlendi. Söyleşiye konuşmacı olarak katılan Uzman Çocuk Doktoru Dr. Nursel Tekin, dernek gönüllüsü Sibel Karataş ve Eğitimci-Yazar Gamze Bilgin, kadının toplumdaki yerini kendi hayat hikâyeleri üzerinden anlattılar.
Samimi bir atmosferde gerçekleşen söyleşide; annelik ile meslek hayatı arasındaki dengeden kadın dayanışmasının iyileştirici gücüne kadar pek çok konu masaya yatırıldı. Konuşmacılar, hayat yolculuğundaki engellerin nasıl birer başarı hikâyesine dönüştürülebileceğinin altını çizdi.
Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise Kadınlar Günü’ne özel kurulan “Emekçi Kadın Pazarı” oldu. Birçok kadın girişimcinin el emeği ürünlerini sergilediği pazar, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Kadınların ekonomik olarak güçlenmesini ve üretim gücünün desteklenmesini hedefleyen bu pazar, yerel kalkınma adına örnek bir model sundu.
Ramazan Bayramı öncesinde Mersin’de ücretsiz dağıtılan kıyafetler için yüzlerce kişi sabahın erken saatlerinden itibaren uzun kuyruklar oluşturdu.
Artan hayat pahalılığı ve düşen alım gücü nedeniyle vatandaşlar, bayramlık kıyafet alabilmek için saatlerce sıra beklemek zorunda kaldı.
Dağıtım noktasında oluşan kalabalık zaman zaman izdihama dönüşürken, aileler özellikle çocuklarına bayramlık alabilmek için metrelerce uzayan kuyruklarda bekledi. Birçok vatandaş, ekonomik şartlar nedeniyle bu yıl bayram alışverişi yapamadıklarını ifade etti.
Ortaya çıkan görüntüler, ekonomik sıkıntının bayram hazırlıklarına da yansıdığını gözler önüne serdi. Bir zamanlar çarşı ve mağazalarda yapılan bayram alışverişleri yerini, ücretsiz dağıtılan kıyafetler için oluşan uzun kuyruklara bıraktı.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.