24 Haziran 2026 Çarşamba
Kira fiyatlarıyla yarışan aidatlar vatandaşın belini bükerken, pek çok kiracının yasal sorumluluğunda olmayan ödemeleri de yaptığı ortaya çıktı. Kanun, ev sahibi ile kiracının ödeyeceği kalemleri net çizgilerle ayırıyor. İşte kiracıların cebinden çıkmaması gereken o masraflar…
Büyükşehirlerde yaşam maliyetleri tırmanışa geçerken, barınma giderleri bütçelerin en büyük kalemi olmaya devam ediyor. Özellikle güvenlikli sitelerde ve apartmanlarda sunulan hizmetlerin maliyeti, aidat rakamlarını rekor seviyelere taşıdı. Birçok noktada kira bedellerini yakalayan bu ödemeler, vatandaşları zorunlu göçe iterken, yasal haklar konusu da yeniden gündeme geldi. Mevzuata göre, binaya yapılan her masraf kiracıya fatura edilemiyor. İşletme giderleri ile yatırım giderleri arasındaki ayrımın bilinmemesi, kiracıların haksız yere ödeme yapmasına neden olabiliyor.
117 BİN KİŞİ EVİNİ TERK ETMEK ZORUNDA KALDI
İstanbul özelinde yapılan son araştırmalar, barınma krizinin boyutunu gözler önüne serdi. Sadece geçtiğimiz yıl içinde 117 bini aşkın vatandaş, ödenemez hale gelen kira ve aidat yükü nedeniyle yaşadığı semti, hatta şehri değiştirmek zorunda kaldı. Özellikle sabit gelirli ailelerin, aidatların kontrolsüz artışı karşısında çaresiz kalarak mevcut düzenlerini bozduğu ve daha ekonomik bölgelere taşındığı görülüyor.
BAKAN KURUM’DAN ENFLASYON VURGUSUArtan şikayetler üzerine yönetim şirketleri ve site aidatları mercek altına alındı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, fahiş artışlara set çekecek yaklaşımı dile getirdi. Bakan Kurum, ‘Aidat artışlarının enflasyon oranının üzerinde olmaması gerektiğini’ şunları söyleyerek bunlara işaret etti. Bakanlık, site yönetimlerinin denetimini artırarak haksız kazanç ve fahiş zamların önüne geçmek için çalışmalarını sürdürüyor.
BU KALEMLERİ EV SAHİBİ ÖDEMEK ZORUNDA
Yasal düzenlemeler, gayrimenkulün yapısına ve demirbaşlarına yönelik harcamaların faturasını doğrudan mülk sahibine kesiyor. Kiracıların ödememesi gereken, sehven ödediyse de kiradan düşebileceği temel giderler şöyle sıralanıyor:
• Asansör ve merkezi ısıtma sistemlerinin köklü yenileme ve parça değişimleri,
• Çatı onarımları, dış cephe mantolama ve boya işlemleri,
• Binanın deprem güvenliğine yönelik güçlendirme çalışmaları,
• Demirbaş niteliğindeki eşyaların (jeneratör, hidrofor vb.) değişim masrafları,
• Sosyal tesis veya ek bina inşasına yönelik yatırım maliyetleri,
• Emlak vergisi ve Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) ödemeleri.
MAKBUZLARI KALEM KALEM KONTROL EDİN
Sektör temsilcileri, ay sonu gelen aidat dökümlerinin dikkatlice incelenmesi gerektiği konusunda uyarıyor. Kiracının sadece kullandığı hizmetin (temizlik, elektrik, personel maaşı vb.) bedelini ödemekle yükümlü olduğu belirtiliyor. Binanın değerini artıran kalıcı yatırımların aidat ekstresinde görülmesi durumunda, mülk sahibiyle iletişime geçilmesi veya hukuki hakların aranması, gereksiz ödemelerin önüne geçilmesini sağlıyor.
Kaynak: HABER MERKEZİ
Anamur Çevre Platformu, koruma altında olması gereken yuvalama kumsalında betonlaşma, ışıklandırma ve işletme faaliyetlerinin deniz kaplumbağalarının üreme alanlarını tehdit ettiğini öne sürdü.
Anamur Çevre Platformu, Anamur’da deniz kaplumbağalarının önemli üreme alanlarından biri olarak bilinen yuvalama kumsalına ilişkin dikkat çeken iddialar ortaya koydu. Platform, 2009/10 sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı genelgesiyle koruma altında olduğu belirtilen bölgede, sahil düzenleme çalışmaları ve işletme faaliyetleri sonrası doğal yapının zarar gördüğünü savundu. Platformun açıklamasında, kumsalın bir bölümünde yapılan beton ve toprak dolgular, ışıklandırma çalışmaları ve ağaçlandırma uygulamalarının ardından alanın kafe ve restoranlarla işletmeye açıldığı ifade edildi. Bu durumun, deniz kaplumbağalarının yuvalama davranışlarını olumsuz etkilediği öne sürüldü. Açıklamada ayrıca, ışık kirliliği ve insan hareketliliğinin artması nedeniyle kaplumbağaların son yıllarda kumsala çıkmasına rağmen ya yuva yapmadan geri döndüğü ya da yuvaların tespit edilemediği iddia edildi.
Platform, geçmiş yıllarda çok sayıda yuva bulunan bölgede artık koruma altında görülebilir yuva sayısının ciddi şekilde azaldığını belirterek, şezlong ve şemsiye yerleşimleri ile sahil kullanımının artmasının ekosistem üzerinde baskı oluşturduğunu savundu.
Anamur Çevre Platformu, yetkililerin bölgedeki koruma uygulamalarını yeterince etkin yürütmediğini öne sürerken, kamuoyunu da kumsalın korunması konusunda duyarlılığa davet etti.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Anamur ve Bozyazı’daki muz üreticilerinin artan maliyetler ve düşen fiyatlar nedeniyle zor durumda olduğunu belirterek, “üretici kazancı eriyor” uyarısında bulundu.
Mersin’in önemli tarımsal üretim merkezleri arasında yer alan Anamur ve Bozyazı’da örtü altı muz üreticileri, son dönemde yaşanan fiyat düşüşü ve artan maliyetler nedeniyle ekonomik sıkıntı yaşıyor. Üretici ile market rafları arasındaki fiyat farkı ise dikkat çekici boyutlara ulaştı. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, yerel basında yer alan gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, muz üreticisinin gelir kaybının her geçen gün arttığını ifade etti. Ekmen, üreticinin kilogram bazında yaklaşık 20 liraya kadar gerileyen satış fiyatlarına karşılık, aynı ürünün market raflarında 120 liraya kadar ulaştığını belirterek bu durumun sürdürülemez olduğunu söyledi.
Girdi maliyetlerindeki artışın üretimi zorlaştırdığını vurgulayan Ekmen, üreticinin hem ekonomik baskı hem de piyasa dengesizliği nedeniyle ciddi kayıplar yaşadığını ifade etti. Tarımsal üretimde planlama eksikliğine dikkat çeken Ekmen, geçmişte desteklerle büyütülen muz seralarının bugün yeterli politika desteğini göremediğini savundu.
Mersin’de muz üretiminin geçmiş yıllara göre gerilediğini de hatırlatan Ekmen, genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasının gelecekte üretim açısından daha büyük sorunlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Üreticilerin yalnızca maliyet artışlarıyla değil, aynı zamanda ürün fiyatlarındaki dalgalanmalarla da mücadele ettiğini belirten Ekmen, yetkililere çağrıda bulunarak fiyat makasının daraltılması ve üreticinin korunması gerektiğini ifade etti. Yerli üretimin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Ekmen, tüketicinin de sağlıklı ve erişilebilir ürünlere ulaşmasının önemine dikkat çekti.
Kök hücre nakli tedavisi gören hemşire Birsen Limoncu, Mersin Üniversitesi Hastanesi’nde yürütülen başarılı sürecin ardından sağlık durumu iyileşerek taburcu edildi.
Mersin Üniversitesi Hastanesi’nde görev yapan hemşire Birsen Limoncu, geçirdiği kök hücre nakli tedavisinin ardından sağlık durumunun olumlu seyretmesi üzerine taburcu edildi. Hematoloji Bilim Dalı öğretim üyeleri tarafından yürütülen tedavi sürecinde Prof. Dr. Eyüp Naci Tiftik, Doç. Dr. Pelin Aytan, Doç. Dr. Mahmut Bakır Koyuncu ve Dr. Öğr. Üyesi Sinan Mersin’in yer aldığı ekip, Limoncu’nun tedavisini titizlikle takip etti. Sürecin başarıyla ilerlemesi hem sağlık çalışanları hem de ailesi tarafından memnuniyetle karşılandı.
Taburculuk için hastanede düzenlenen programda duygusal anlar yaşandı. Hastane personeli, çalışma arkadaşlarını alkışlarla uğurlarken gökyüzüne bırakılan balonlar dayanışma ve umudu simgeledi.
Programa Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yusuf Usta ile Başhemşire Müjde Moran da katıldı. Limoncu, tedavi sürecinde kendisine destek olan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, en kısa sürede görevine dönmeyi hedeflediğini ifade etti.
Mersin Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleşen bu süreç, sağlık çalışanlarının dayanışması ve modern tedavi yöntemlerinin başarısı açısından umut verici bir örnek olarak değerlendirildi.
CHP’de olağan kurultay süreci tartışmaları sürerken, Mersin örgütünde İstemihan Talay ve bazı eski siyasetçilerin aktif temaslara başladığı iddiaları parti kulislerini hareketlendirdi.
CHP’de olağan kurultay sürecine ilişkin gelişmeler genel merkezde olduğu kadar yerel örgütlerde de yankı buluyor. Merkez Yönetim Kurulu’nun aldığı karar doğrultusunda kurultay hazırlık sürecinin başlaması, Mersin’de parti içi hareketliliği artırdı. Parti kulislerinde konuşulan iddialara göre, eski Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın Mersin örgütünde bazı temaslar yürüttüğü ve kurultay sürecine yönelik örgütsel yapılanma konusunda görüşmeler yaptığı öne sürülüyor. Söz konusu temasların, mahalle delegelikleri ve ilçe örgütlenmeleri üzerinde etkili olabileceği iddia ediliyor.
Yine kulislerde yer alan bilgilere göre, Talay’ın CHP’nin eski ve mevcut bazı yerel aktörleriyle bir araya gelerek kurultay sürecine yönelik değerlendirmelerde bulunduğu ifade ediliyor.
Kulislerden sızan iddialara göre; Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya gelen eski Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın, aldığı direktifler doğrultusunda Mersin örgütünde hummalı bir çalışma başlattığı iddiası CHP Mersin koridorlarında konuşulmaya başlandı.
Talay’ın, yaklaşan kurultay öncesinde Mersin’deki mahalle delegelikleri ve örgüt yapılanmasını yeniden dizayn etmek adına eski DSP’liler ile CHP il ve ilçe yönetimlerinde daha önce görev almış kritik isimlerle dirsek temasına geçtiği öne sürüldü.
Kulislerde konuşulan bir diğer iddiaya göre İstemihan Talay, yeni dönemde CHP Mersin örgütünü sil baştan yapılandırmak amacıyla kolları sıvadı.
Bu kapsamda DSP’li Yalçın Bodur ve CHP Mersin eski il başkanlarından Faruk Mehmet Akar ile bir araya gelmeyi planlayan Talay’ın, kurultay öncesi tabanda güçlü bir koordinasyon kurmayı hedeflediği belirtiliyor.
Parti içi kaynaklara dayandırılan iddialarda, CHP’nin eski Mersin milletvekilleri Ali Rıza Öztürk ve İsa Gök’ün de süreçle ilgili çeşitli temaslarda bulunduğu, örgüt yapısına ilişkin fikir alışverişleri gerçekleştirdiği öne sürülüyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.