DOLAR 45,0379 0.19%
EURO 52,8518 0.28%
ALTIN 6.814,230,53
BITCOIN 3496533-0,33%
Mersin
25°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ozyar

ozyar

25 Nisan 2026 Cumartesi

Şeyma Gökçe’nin şüpheli ölümünde beraat: Gerekçe ‘kesin delil yok’

Şeyma Gökçe’nin şüpheli ölümünde beraat: Gerekçe ‘kesin delil yok’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şeyma Gökçe’nin şüpheli ölümüne ilişkin davada mahkeme, sanık için ‘yeter, kesin, somut ve inandırıcı delil’ bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verirken Gökçe’nin ölümünün nasıl gerçekleştiğini ortaya koyamadı. Aile sordu: “Şeyma neden öldü?”
Ankara’nın Etimesgut ilçesinde 14’üncü kattan şüpheli biçimde düşerek hayatını kaybeden Şeyma Gökçe’nin ölümüyle ilgili davada tutuklu bulunan Hüseyin U’ya verilen beraat kararının gerekçesi açıklandı. Gerekçede, ‘evde dağınık eşyalar, kırık cam parçaları, kan lekeleri bulunduğu ancak bunun olay saatinden çok önceki tartışma sırasında meydana geldiği’, pencerede sanığın parmak izi tespit edildiği, evde birlikte yaşadıkları için bunun ‘doğal’ olduğu, olay saatinde de komşuların ‘tartışma sesi duymadığı’ belirtildi. “Şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği” ifade edildi.

Şeyma Gökçe’nin şüpheli ölümüyle ilgili dava: Somut delil bulunmadığı gerekçesiyle sanık beraat ettirildi

Etimesgut ilçesinde geçen yıl 14’üncü kattan şüpheli şekilde düşerek yaşamını yitiren 31 yaşındaki Şeyma Gökçe’nin ölümüyle ilgili davada erkek arkadaşı olduğu belirtilen Hüseyin U, ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede evde boğuşma izleri, cam kırıkları ve kan lekeleri bulunduğu, sanığın çelişkili ifadeler verdiği, Gökçe’nin direncinin kırılarak yaklaşık 40 metre yükseklikten atıldığı iddiasıyla sanık hakkında, ‘Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiyi kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.
Ankara Batı 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 Şubat’ta görülen duruşmada mahkeme sanık Hüseyin U’nun beraatına karar verdi. Sanık hakkında verilen kararın gerekçesi açıklandı. Gerekçeli kararda mahkeme; şüpheli ölüm gününde sanık ile Şeyma Gökçe’nin birlikte bulundukları ikamette tartışma yaşandığı, bu tartışma sırasında evdeki bazı eşyaların zarar gördüğü, camların kırıldığı ve daire içerisinde dağınıklık oluştuğuna ilişkin beyanların bulunduğu, olay yeri inceleme tutanaklarında da daire girişinde ve odalarda kırık cam parçaları, dağınık eşyalar ve farklı noktalarda kan lekelerinin tespit edildiği ifade edildi. Mahkeme, bu bulguların olay öncesinde bir hareketlilik ve tartışma yaşandığını ortaya koyduğunu, ancak ‘tek başına sanığın kasten öldürme fiilini gerçekleştirdiğini gösterir nitelikte olmadığını’ değerlendirdi.
Teknik incelemelere ilişkin olarak ise, maktulün düştüğü pencerenin açılır kanadının iç ve dış yüzeylerinde sanığa ait parmak izlerinin bulunduğu, Şeyma Gökçe’ye ait parmak izine rastlanmadığı tespitine yer verildi. Ancak mahkeme, sanık ile Şeyma Gökçe’nin aynı evde birlikte yaşadıklarının dosya kapsamında sabit olduğunu, bu nedenle cam yüzeyinde sanığa ait parmak izi bulunmasının tek başına suçun sanık tarafından işlendiğini kesin olarak ispatlamaya yeterli olmadığı kanaatine vardı.
Tanıklar ses duymamış
Tanık beyanlarına ilişkin değerlendirmede, olay günü gündüz saatlerine dair bazı anlatımların bulunduğu, ancak olayın gerçekleşme anına ilişkin doğrudan görgüye dayalı bir anlatımın yer almadığı belirtildi. Tanık anlatımlarının bütününe bakıldığında olayın gerçekleştiği zaman diliminde herhangi bir tartışma ya da Şeyma Gökçe’nin yardım seslerinin duyulmadığının anlaşıldığı, bu ihtimalde bu tür seslerin duyulmasının bekleneceği değerlendirildi.
Kararda, tüm dosya kapsamını birlikte değerlendirildiğinde sanığın maktulü kasten öldürdüğüne dair cezalandırılmasına yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, bu nedenle sanık Hüseyin U. hakkında atılı ‘Beden bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiyi kasten öldürme’ suçunun sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği kaydedildi.
Şeyma neden öldü?
Şeyma Gökçe’nin ailesinin avukatı Rabia Ercan Şengül, karara ilişkin, “Sayın mahkeme, sanığın bu ölümü gerçekleştirdiğine dair yeter, kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verirken yani bunu tespit edemediğini belirtirken, Şeyma Gökçe’nin ölümünün nasıl gerçekleştiğini de ortaya koyamamıştır. Yani ortada bir ölüm var fakat bu ölümün sebebi yok. O halde sormak gerekir, Şeyma neden öldü? Bu sorunun cevabını ortaya koymak mahkemenin göreviyken, bu yapılmadan verilen beraat kararı, maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğünden açık bir sapmadır. Bizlerin bu kararı kabul edebilmesi hukuken de vicdanen de mümkün değildir. Bu nedenle sanık aleyhine istinaf başvurumuzu yaptık. Ceza yargılamasının amacı, yalnızca bir kişiyi suçlu ya da suçsuz ilan etmek değildir. Asıl amaç, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Ancak bu dosyada, ne yazık ki bu temel amaç yerine getirilmemiş, maddi gerçek ortaya konulamamıştır ve biz o gerçeği ortaya çıkarana kadar mücadelemizi devam ettireceğiz” dedi.
(DHA)

Devamını Oku

Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’ndan 1 Mayıs çağrısı: ‘Birleşelim, değiştirelim!’

Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’ndan 1 Mayıs çağrısı: ‘Birleşelim, değiştirelim!’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs’a çağrı için yaptığı açıklamada Mersin’de 1 Mayıs’ın Cumhuriyet Meydanı’nda kutlanacağını belirterek; “1 Mayıs’ta taleplerimizi omuz omuza yükseltelim: Birleşelim, değiştirelim” dedi.
Mersin – Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs’a güçlü katılım çağrısıyla Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform adına açıklamayı, dönem sözcüsü ve TÜMTİS Şube Başkanı Savaş Gürkan yaptı.
“1 Mayıs’ı Cumhuriyet Meydanı’nda kutlayacağız”
1 Mayıs’ın emekçilerin uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olduğunu vurgulayan Savaş Gürkan, “Bizler bu ülkenin işçileri, kamu emekçileri, meslek sahipleri, emeklileri, işsizleri ve yoksulları olarak, tüm dünya emekçileriyle birlikte 1 Mayıs’ta Cumhuriyet Meydanı’nda emeğin bayramını kutlayacağız” dedi.
Barış, özgürlük, demokrasi ve adalet talepleriyle alanlarda olacaklarını belirten Gürkan, “Sömürüsüz, baskısız, insan onuruna yaraşır bir yaşam için 1 Mayıs’ta meydanlardayız. Bu günü barış içinde, kardeşçe kutlayacağız” ifadelerini kullandı.
“Güvencesiz çalışma yaygınlaşıyor”
Türkiye’de çalışma yaşamına ilişkin sorunlara dikkat çeken Gürkan, güvencesiz ve kuralsız çalışmanın giderek yaygınlaştığını belirtti. Emekçilerin önemli bir bölümünün kayıt dışı çalıştığını ifade eden Gürkan, şunları söyledi: “Esnek, güvencesiz ve kuralsız çalışma artık kural haline geliyor. Sendikasızlaştırma yaygınlaşıyor, sendikal örgütlenmenin önüne engeller çıkarılıyor. Örgütlenen işçiler işten atılıyor. Başta Doruk Maden işçileri ve Mersin Limanı işçileri olmak üzere, ülkenin dört bir yanında hakları için mücadele eden tüm işçileri selamlıyoruz. Onların talepleri bizim de taleplerimizdir.”
“Eşitlikçi ve demokratik bir Türkiye istiyoruz”
Sosyal adalet, eşitlik ve demokrasi taleplerini dile getiren Gürkan, özgürlükçü ve eşitlikçi bir anayasa çağrısı yaptı. “Tüm çalışanların grevli, toplu sözleşmeli sendikal haklara sahip olduğu bir Türkiye istiyoruz” diyen Gürkan, demokrasiden ve sosyal devletten vazgeçmeyeceklerini vurguladı.
“Hükümete taleplerimizi bir kez daha ileteceğiz”
1 Mayıs’ta alanlardan hükümete sesleneceklerini belirten Gürkan, taleplerini şöyle sıraladı:
• İşsizliğin önlenmesi, kiralık işçilik düzenlemelerinden vazgeçilmesi, kıdem tazminatı hakkının korunması,
• 4/C ve benzeri güvencesiz çalışma biçimlerinin kaldırılması,
• İşsizlik Sigortası Fonu’nun amacına uygun kullanılması,
• Vergi adaletsizliğinin giderilmesi,
• Sağlık ve sigorta haklarındaki mağduriyetlerin son bulması,
• Asgari ücretin insan onuruna yakışır düzeye çıkarılması,
• İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin artırılması,
• Antidemokratik yasaların değiştirilmesi, örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması,
• Taşeronlaşmanın ve kayıt dışı ekonominin engellenmesi,
• Özelleştirmelerin durdurulması ve sosyal devletin güçlendirilmesi.
Gürkan ayrıca, “Emekçilerin sesine kulak verilmesini istiyoruz. Ülkemizde ve dünyada barış talebimizi yineliyoruz” dedi.
Mersin halkına çağrı
Savaş Gürkan, tüm Mersin halkını 1 Mayıs 2026’da saat 14.30’da Millet Bahçesi yanında toplanmaya davet ederek, sahil yolundan yapılacak yürüyüşün ardından Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilecek kutlamalara katılım çağrısında bulundu. Gürkan, etkinlikte sahne alacak sanatçı Ali Altay’ı dinlemeye de davet etti. Açıklama, “1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde taleplerimizi omuz omuza yükseltelim: Birleşelim, değiştirelim!” sözleriyle sona erdi.
(Evrensel)

Devamını Oku

Veteriner hekimler: ‘Gıda, sağlık ve çevrenin de güvencesiyiz’

Veteriner hekimler: ‘Gıda, sağlık ve çevrenin de güvencesiyiz’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul Veteriner Hekimleri Odası, Dünya Veteriner Hekimler Günü’nde yaptığı açıklamada, veteriner hekimliğin yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı olmadığı, halk sağlığı, gıda güvenliği ve çevre sağlığının korunmasında kritik rol oynadığını vurguladı.
İstanbul – İstanbul Veteriner Hekimleri Odası, Dünya Veteriner Hekimler Günü kapsamında Taksim Cumhuriyet Anıtı’nda çelenk bırakarak basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, veteriner hekimliğin yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı olmadığı, halk sağlığı, gıda güvenliği ve çevre sağlığının korunmasında kritik rol oynadığı vurgulandı.
Her yıl nisan ayının son cumartesi günü kutlanan Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün 2026 teması, Dünya Veteriner Hekimler Birliği (WVA) tarafından “Veteriner Hekimler: Gıda ve Sağlığın Koruyucuları” olarak belirlendi. Açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımladığı “Tek Sağlık” yaklaşımı hatırlatılarak, veteriner hekimlerin insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan bu anlayışın temel unsurlarından biri olduğu ifade edildi.
Basın açıklamasını Oda Yönetim Kurulu Başkanı N. Erdinç Orhan yaptı. Orhan, veteriner hekimlerin yalnızca klinik hizmetlerde değil, et, süt, yumurta ve bal gibi hayvansal gıdaların üretiminden tüketiciye ulaşana kadar geçen tüm süreçte görev aldığını belirterek, “Güvenilir gıdanın teminatı veteriner hekimlerdir” dedi.
“Gıda krizi derinleşiyor, üretim geriliyor”
Açıklamada, iklim krizi, ekonomik dalgalanmalar ve tarım politikalarındaki hataların gıda üretimini olumsuz etkilediği ifade edildi. Türkiye’nin giderek artan biçimde ithalata bağımlı hale geldiğine dikkat çekilen açıklamada, “Ucuz ithal et kuyrukları toplum açısından kabul edilemez bir tablo yaratmaktadır” denildi. Hayvancılıkta yaşanan kriz nedeniyle küçük üreticilerin ve kırsal yaşamın gerilediği, bunun da sektörde yapısal sorunları büyüttüğü kaydedildi.
“Meslek yapısal sorunlarla kuşatılmış durumda”
Veteriner hekimliğin kurumsal ve mesleki sorunlarına da dikkat çekilen açıklamada, son yıllarda veteriner fakültelerinin sayısının plansız biçimde artırıldığı, eğitim niteliğinin gerilediği ve her yıl mezun olan yaklaşık 3 bin veteriner hekimin kamuda istihdam edilmediği belirtildi. Bu durumun genç hekimleri yurt dışına yönelttiği ifade edildi.
Serbest çalışan veteriner hekimlerin ise ağır idari yaptırımlar, yüksek vergi yükü ve mevzuat sorunlarıyla karşı karşıya bırakıldığı belirtilerek, “E-reçete uygulamaları ve çifte ruhsat zorunluluğu mesleği sürdürülemez hale getiriyor” denildi. İnternetten ilaç satışının denetlenememesi de eleştiriler arasında yer aldı.
Şiddet ve güvencesizlik vurgusu
Gıda sektöründe çalışan veteriner hekimlerin iş güvencesinden yoksun olduğu, bağımsız denetim yapmaya çalışırken baskı ve şiddetle karşılaştığı belirtilen açıklamada, denetim eksikliği nedeniyle halk sağlığını tehdit eden ürünlerin piyasaya sürülebildiği ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, 25 Nisan 2022’de Yozgat Sorgun’da görev başındayken öldürülen veteriner hekim Volkan Lale anıldı. Lale’nin, halk sağlığını korumak için verdiği karar nedeniyle saldırıya uğradığı hatırlatıldı.
“Sağlık sınıfı içinde yer verilmiyoruz”
Veteriner hekimlerin “hekim” unvanına rağmen sağlık sınıfı kapsamı dışında tutulduğuna dikkat çekilen açıklamada, özlük haklar, yıpranma payı ve şiddet yasası gibi düzenlemelerden yararlanamadıkları belirtildi. Emekli veteriner hekimlerin büyük bölümünün ekonomik zorluklar yaşadığı ifade edildi.
“Yeniden yapılandırma şart”
Oda, veteriner hekimliğin kamusal niteliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, geçmişte kapatılan özerk teşkilatlanmanın yeniden kurulması çağrısı yaptı. Açıklamada, “Gıda güvenliği, toplum sağlığı ve sağlıklı nesiller için veteriner hekimliğin stratejik önemine uygun biçimde yeniden yapılandırılması zorunludur” denildi.
Veteriner hekimler, tüm sorunlara rağmen kamu sağlığı sorumluluğuyla görevlerini sürdürdüklerini vurgulayarak, “Halk sağlığının korunması, sağlık mesleklerinin bütüncül çalışmasıyla mümkündür” mesajını verdi.

Devamını Oku

Burdur’da düğün günlerinde ölü bulundular

Burdur’da düğün günlerinde ölü bulundular
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Burdur’un Çavdır ilçesinde evlerinin banyosunda ölü bulunan Ayşegül Maral ve Fatih Özaslan’ın, şofbenden kaynaklanan elektrik akımına kapılmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor; olayla ilgili inceleme sürüyor.
Burdur’un Çavdır ilçesinde Ayşegül Maral (20) ile Fatih Özaslan (34), sabah saatlerinde banyoda ölü bulundu. Maral ve Özaslan’ın şofbendeki elektrik akımına kapıldığı ihtimali değerlendiriliyor.
DHA’nın aktardığına göre, Çavdır ilçesi Küçükalan köyünde dün akşam kına eğlencesi yapan Ayşegül Maral ile Fatih Özaslan, düğün sonrası oturacakları eve gitti. Çift, bugün, saat 09.30 sıralarında, yakınları tarafından evlerinin banyosunda hareketsiz halde bulundu. İhbar üzerine eve sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yapılan kontrollerde Maral ile Özaslan’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Ekiplerin evdeki incelemelerinin ardından çiftin cenazeleri morga kaldırıldı.
Maral ve Özaslan’ın banyoda şofbendeki elektrik akımına kapılıp yaşamlarını yitirdiği ihtimali değerlendiriliyor. Olayla ilgili inceleme sürüyor.
(DHA)

Devamını Oku

Köy Enstitülerinin 85 yıllık mirası Tarsus’ta gündeme geldi

Köy Enstitülerinin 85 yıllık mirası Tarsus’ta gündeme geldi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mersin Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Tarsus’ta düzenlenen programda, Köy Enstitülerinin 85 yıllık mirası söyleşi ve belgesel gösterimiyle ele alındı; eğitimin toplumsal kalkınmadaki rolü bir kez daha vurgulandı.
Mersin Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Tarsus’ta düzenlenen programda, Köy Enstitülerinin 85 yıllık mirası söyleşi ve belgesel gösterimiyle ele alındı. Eğitim ve toplumsal kalkınmadaki rolüne dikkat çekilen etkinlik, yoğun ilgi gördü.
Program TADEKA Binasında Gerçekleştirildi
“85. Yılında Köy Enstitüleri ve Düziçi Köy Enstitüsü” başlıklı söyleşi ve belgesel film gösterimi, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu (TADEKA) binasında düzenlendi.
Program, Çukurova Üniversitesi Radyo-Televizyon Bölümü mezunu Umut Çınkır’ın mezuniyet projesi olarak hazırladığı belgesel film gösterimiyle başladı. Osmaniye Düziçi’ndeki Köy Enstitüsü’nde gerçekleştirilen düzenleme çalışmalarını konu alan belgesel, katılımcılardan ilgi gördü. Etkinliğe konuşmacı olarak Çukurova Üniversitesi Radyo Televizyon Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Sümbül katıldı.
Köy Enstitülerinin Eğitimdeki Rolü Vurgulandı
Programın açılış konuşmasını TADEKA Edebiyat Kurulu Sözcüsü Remzi Karabulut yaptı. Ardından yapılan sunumda, Köy Enstitülerinin Cumhuriyet döneminde yürütülen eğitim seferberliğinin önemli kurumları arasında yer aldığı vurgulandı.
Prof. Dr. Muzaffer Sümbül, slayt eşliğinde gerçekleştirdiği sunumda, Köy Enstitülerinin yalnızca okuma-yazma öğretmekle kalmadığını; köy çocuklarını sanat, ziraat ve hayatın farklı alanlarında da yetiştirdiğini belirtti. Ayrıca bu kurumların öğrencilere kitap okuma alışkanlığı kazandırdığına dikkat çekti.
“Bu Zamana Kadar Yapılmamış Bir Proje”
Konuşmasında Tarsus’ta bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Prof. Dr. Sümbül, Köy Enstitülerinin farklı bir yaklaşımla ele alındığını ifade etti. Danışmanlığını yaptığı belgeselin mimarlık öğrencileri üzerinden anlatılmasının yapısal açıdan önemli bir değer taşıdığını belirtti.
Belgesel Köy Enstitüsü Ruhunu Yansıttı
Belgeselin yönetmeni Umut Çınkır ise çekim sürecinde Köy Enstitülerinin felsefesini daha iyi anladığını ifade etti. Çınkır, hayatta olan mezunlarla tanışmanın ve enstitü yapılarını yerinde görmenin, bu kurumların ruhunu kavramasında etkili olduğunu belirtti. Hazırladığı belgeselin, nitelikli eğitimin önemini daha iyi anlamasını sağladığını dile getirdi.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.