09 Mart 2026 Pazartesi
ABD Temsilciler Meclisi Demokrat üyesi Ted Lieu, kamuoyuna açılan Jeffrey Epstein dosyaları üzerinden Adalet Bakanlığı’na (DOJ) sert sözlerle yüklenerek, dosyalarda Donald Trump’a ilişkin “son derece rahatsız edici iddialar” bulunduğunu öne sürdü. Lieu: ”Epstein dosyalarında, Donald Trump’ın küçük yaştaki çocuklara tecavüz ettiğine dair bilgiler yer aldığını” iddia etti.
Epstein dosyaları tartışması büyüyor: Temsilci Ted Lieu’den Trump’a “rahatsız edici iddialar” çıkışı… Sosyal medyada “İran savaşı şantajla mı geldi?” iddiası
ABD Temsilciler Meclisi Demokrat üyesi Ted Lieu, kamuoyuna açıklanan Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, dosyalarda Donald Trump’a yönelik “son derece rahatsız edici iddialar” bulunduğunu öne sürdü. Lieu, 3 Şubat’taki basın açıklamasında Trump’la ilgili “çocuklara yönelik cinsel saldırı” ve “öldürmekle tehdit” iddialarının yer aldığını iddia ederek basını bu iddiaları araştırmaya çağırdı.
Lieu’nun sözleri Washington’da “Epstein dosyaları” tartışmasını yeniden alevlendirirken, sosyal medyada bu kez çok daha ağır bir iddia dolaşıma girdi: Trump’ın, Epstein dosyalarındaki iddialar nedeniyle İsrail tarafından baskılanarak/şantajla İran savaşına sürüklendiği öne sürülüyor. Bu iddia doğrulanmış bir bilgi değil; buna rağmen “İran operasyonu” üzerinden yükselen siyasi tartışmaların içine hızla taşındı.
“İran savaşı” tartışması: İsrail mi sürükledi, Washington mu seçti?
Son günlerde ABD’nin İran’a yönelik askeri hamleleri, hem Demokratlar arasında hem de Trump tabanında “Amerika neden bu savaşa girdi?” tartışmasını büyüttü. Bu tartışmanın merkezinde, operasyonun İsrail’in planlarıyla ne kadar bağlantılı olduğu sorusu var.
Trump, saldırı kararında İsrail’in ABD’yi “sürüklediği” iddiasını reddederek kararın “ABD çıkarları” ve “imminent (yakın) tehdit” gerekçeleriyle alındığını savundu.
“İran savaşı” tartışması: İsrail mi sürükledi, Washington mu seçti?
Son günlerde ABD’nin İran’a yönelik askeri hamleleri, hem Demokratlar arasında hem de Trump tabanında “Amerika neden bu savaşa girdi?” tartışmasını büyüttü. Bu tartışmanın merkezinde, operasyonun İsrail’in planlarıyla ne kadar bağlantılı olduğu sorusu var.
Trump, saldırı kararında İsrail’in ABD’yi “sürüklediği” iddiasını reddederek kararın “ABD çıkarları” ve “imminent (yakın) tehdit” gerekçeleriyle alındığını savundu.
Aynı günlerde Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “zamanlamaya dair” açıklamaları da tartışma yarattı; Guardian’ın aktardığına göre Rubio’nun sözleri “İsrail etkisi” tartışmasını körükledi, ardından yönetim bu algıyı düzeltmeye çalıştı.
Axios ise ABD-İsrail ortak planlamasına dair “operasyonun zamanlamasının” operasyonel/istihbari nedenlerle değiştiğini, yani kararın yalnızca tek bir gerekçeye indirgenemeyeceğini yazdı. Sosyal medyada dolaşan iddia: “Epstein dosyaları → İsrail baskısı → İran savaşı”
Sosyal medyada dolaşan “şantaj/kompromat” iddiasının dayandığı paylaşımlar, çoğunlukla yorum ve spekülasyon niteliğinde. Bu iddiayı dillendiren içeriklerden biri, eski İsrailli istihbarat görevlisi olduğu belirtilen Ari Ben-Menashe’nin yer aldığı bir program kaydı; burada “İsrail’in Epstein üzerinden siyasetçileri baskıladığı” gibi ileri sürülen iddialar var.
Öte yandan Trump cephesi ve yönetim kaynaklı açıklamalar, “İsrail zorladı” anlatısını açık biçimde reddediyor; gerekçe olarak müzakerelerin başarısızlığı ve yakın tehdit değerlendirmesi öne sürülüyor.
Lieu’nun çıkışı, DOJ’nin Epstein arşivinde on binlerce belgenin yeniden inceleme için çevrimdışına alınması ve bazı kayıtların neden eksik/yanlış etiketli olduğu tartışmalarıyla aynı günlere denk geldi. Wall Street Journal’ın aktardığına göre DOJ, 47.635 Epstein belgesinin “etiketleme ve hassas içerik” gerekçeleriyle inceleme kapsamında erişime kapatıldığını doğruladı.
ABD Temsilciler Meclisi üyesi Ted Lieu: ”Epstein dosyalarında, Donald Trump’ın küçük yaştaki çocuklara tecavüz ettiğine dair bilgiler yer aldığını iddia ederek dünya kamuoyunu şok etti.
“Clinton’lar gündemde, Trump’ı gölgelemek için” iddiası
C-SPAN’e yansıyan basın açıklamasında Lieu, Cumhuriyetçilerin Bill ve Hillary Clinton’ı öne çıkararak kamuoyunun odağını başka yöne çektiğini savundu. Lieu, Trump’ın adının Epstein evraklarında çok sık geçtiğini iddia ederek “asıl bunun konuşulmadığını” söyledi.
DOJ’nin “eksik dosya” tartışması: “Yanlış etiketlenmiş olabilir”
Tartışmaların merkezinde, Epsteın evraklarının bir bölümünde FBI görüşme özetleri (Form 302) gibi bazı kayıtların paketlerde yer almaması iddiası bulunuyor. WSJ’nin haberine göre, 2019’da kayda geçen ve bir kadının “doğrulanmamış” iddialarını içeren bazı FBI görüşmelerinin yayımlanan setlerde bulunmaması soru işaretlerini büyüttü; DOJ ise eksiklerin yanlış etiketleme veya hassas içerik nedeniyle redaksiyon gereksiniminden kaynaklanabileceğini belirtti.
Yasa dışı bahis soruşturması kapsamında adı geçen Mersinli iş insanı Erden Timur hakkında bu kez “şirketlerine TMSF kayyum atandı”
Mersin Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin Kurucu Başkanı Musa Timur’un oğlu, Timur Holding’in başarılı ikinci kuşak girişimcisi Erden Timur’un yönetimindeki şirketlere kayyum atandı. “Futbolda bahis ve şike” soruşturması kapsamında, “Suçtan kaynaklı mal varlığı değerlerini aklamak” suçundan tutuklanan Erden Timur’un ortağı ve sahibi olduğu şirketlerine sulh ceza hakimliğinin kararıyla TMSF kayyım olarak atandı.
Öte yandan, soruşturmaya ilişkin daha önce basına yansıyan haberlerde Erden Timur’un, İstanbul merkezli yürütülen bir dosya kapsamında gözaltına alınan isimler arasında yer aldığı belirtilmişti.
Süreçle ilgili olarak NEF cephesinden de dikkat çeken bir açıklama gelmiş, şirket; Timur hakkında “gerçeği yansıtmayan haberler” bulunduğunu savunarak, hukuki sürecin sonunda aklanacağına inandıklarını bildirmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Futbolda bahis ve şike” soruşturması kapsamında gözaltına alınan Galatasaray’ın eski yöneticisi iş insanı Erden Timur, “Suçtan kaynaklı mal varlığı değerlerini aklamak” suçundan 29 Aralık 2025 tarihinde tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
TMSF KAYYUM ATANDI
Soruşturma kapsamında, Timur’un sahibi olduğu ve suç gelirlerinin aklanmasında kullandığı iddia edilen Timur Gayrimenkul Geliştirme Yapı ve Yatırım A.Ş., TG Timur Gayrimenkul ve Ticaret A.Ş., Timur Şehircilik ve Planlama A.Ş.’nin arasında olduğu şirketlerine el konularak sulh ceza hakimliğinin kararıyla TMSF kayyum olarak atandı.
MUZAFFER YILDIRIM’IN ŞİRKETLERİNE DE KAYYUM ATANDIÖte yandan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında tutuklanan Bebek Otel’in sahibi Muzaffer Yıldırım’ın sahibi ve ortağı olduğu 6 şirkete de sulh ceza hakimliğinin kararıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım olarak atandı.
Ne olacak?
Soruşturmanın seyri, savcılık ve ilgili kurumların yapacağı açıklamalarla netleşecek. İddiaların doğrulanması ya da yalanlanması halinde gelişmelerin dosyaya yön vermesi bekleniyor.
TÜDKİYEB ve MTSO’nun uzun süredir dile getirdiği küçükbaş hayvancılıkta ihracat talebi karşılık buldu. Tarım ve Orman Bakanlığı ile yürütülen görüşmelerin ardından arz fazlası bulunan yüksek tokluların ihracatına izin verildi.
Mersin iş dünyasının ve hayvancılık sektörünün uzun süredir gündemde tuttuğu küçükbaş hayvancılıkta ihracat beklentisi somut sonuç verdi. Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 4 No’lu Hayvansal Ürünler ve Destek Faaliyetleri Meslek Komitesi üyelerinin yürüttüğü temasların ardından, Tarım ve Orman Bakanlığı ihracat kapısını yeniden açtı. Yapılan istişareler sonucunda arz fazlası bulunan yüksek tokluların ihracatına izin verildi. Karar, hem üreticinin elindeki fazlalığın değerlendirilmesi hem de sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik bir adım olarak yorumlandı. Talep Ankara’ya taşınmıştı
Sektörün ihracat çağrısı, Şubat ayında Mersin’de gerçekleştirilen iş dünyası buluşmasında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a da iletilmişti. Üretici ve sektör temsilcilerinin gündeme taşıdığı başlıklar arasında yer alan ihracat talebi, sürecin yakından takip edilmesiyle birlikte karşılık buldu.
Üretici için “nefes” etkisi
Sektör temsilcileri, yüksek toklu ihracatına izin verilmesinin piyasada biriken arzı azaltarak üreticinin elini rahatlatacağını, fiyat dengesine katkı sunacağını ve yeni pazar kanallarının açılmasıyla birlikte küçükbaş hayvancılıkta üretim motivasyonunu artıracağını ifade ediyor.
Mersin’in tarım ve hayvancılıkta güçlü üretim kapasitesine dikkat çeken çevreler ise alınan kararın yalnızca kent için değil, bölgesel hayvancılık ekonomisi için de önemli bir ivme yaratabileceği görüşünde.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Mersin Kadın Platformu öncülüğünde bir araya gelen kadınlar, Kushimoto Sokağı’ndan Özgecan Aslan Barış Meydanı’na yürüdü. Sloganlar ve dövizlerle şiddete karşı mesaj veren kadınlar, meydanda halaylar çekip basın açıklaması yaptı.
Mersin’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, gece saatlerinde düzenlenen feminist yürüyüşle sokaklara taşındı. Mersin Kadın Platformu’nun çağrısıyla Kushimoto Sokağı’nda toplanan kadınlar, ellerindeki dövizler ve attıkları sloganlarla hem 8 Mart’ı selamladı hem de kadına yönelik şiddete karşı tepkisini ortaya koydu. Yürüyüş kolu, yoğun güvenlik önlemleri altında Özgecan Aslan Barış Meydanı’na kadar ilerledi. Güzergâh boyunca kadınlar, eşitlik ve özgürlük taleplerini dile getirirken, yürüyüş renkli görüntülere de sahne oldu.
Meydana ulaşan kalabalık, burada bir süre oyunlar oynayıp halaylar çekti. Coşkunun ardından yapılan basın açıklamasıyla kadınlar, 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını; eşitlik, güvenlik ve şiddetsiz bir yaşam talebinin ortak sesi olduğunu vurguladı.
Gece yürüyüşü, kadınların “sokakta da, gecede de” görünür olma iradesini bir kez daha ortaya koyarken; katılımcılar, taleplerinin takipçisi olacaklarını belirterek alandan ayrıldı.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.