25 Mart 2026 Çarşamba
Mersin’de yapımı süren Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde ikinci güç ünitesi için kritik bir aşama daha geride bırakıldı. Reaktör binasında 282 ton ağırlığındaki kutup vincinin ana köprü bölümü 38,5 metre yükseklikte monte edilirken, bu gelişme bir sonraki inşaat safhasının da önünü açtı.
Mersin’de inşası devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde ikinci güç ünitesine ilişkin önemli bir eşik daha aşıldı. Santralin reaktör binasında, nükleer tesisin en kritik ekipmanlarından biri olan kutup vincinin ana bileşeni tasarlanan konumuna yerleştirildi. 282 ton ağırlığındaki dev köprü yapısı, yüksek taşıma kapasiteli mobil paletli vinç yardımıyla 38,5 metre yükseklikte monte edildi. Bu işlemle birlikte ikinci güç ünitesinde hem inşaat hem de mekanik kurulum sürecinde dikkat çeken bir aşama daha tamamlanmış oldu.
Kutup vinci, reaktör binasının en önemli sistemlerinden biri olarak gösteriliyor. Santralin işletme süreci boyunca kullanılacak bu ekipman, bakım, taşıma ve çeşitli teknolojik operasyonlarda aktif görev üstlenecek. Reaktör tesisindeki ağır ekipmanların taşınması, bakım işlemleri ve yakıt değişimi gibi kritik süreçlerde bu sistemin devreye girmesi planlanıyor.
Akkuyu Nükleer A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, birinci güç ünitesinde devreye alma öncesi çalışmalar sürerken diğer ünitelerde de yoğun bir inşa ve montaj temposunun devam ettiğini belirtti. Yetkili isim, kısa süre önce iç koruma kabuğunun beşinci katmanında betonlama işleminin tamamlandığını, ardından kutup vincinin köprü metal konstrüksiyonlarının monte edildiğini ifade etti.
Yetkililere göre bu vincin öne çıkan özelliklerinden biri, yüksek güvenilirlik düzeyi ve kaldırma mekanizmalarındaki yedekli sistem yapısı. Bu unsurların, nükleer güvenlik standartlarının karşılanması açısından kritik önemde olduğu vurgulanıyor.
İkinci güç ünitesinde kutup vincinin kurulmasıyla birlikte, reaktör binasının iç koruma kabuğu kubbesine yönelik hazırlık çalışmalarının da hız kazanacağı bildirildi. Aynı zamanda güvenlik sistemlerine ait tankların “Open Top” teknolojisiyle montajının sürmesi, bir sonraki yapısal aşamanın önünü açan gelişmeler arasında gösteriliyor.
Reaktör binasının iç koruma kabuğu kubbesinin altında yer alacak kutup vinci, dairesel ray sistemi üzerinde hareket ederek reaktör binasının farklı noktalarında taşıma işlemlerine imkan sağlayacak. Sistemin toplam ağırlığının ise yaklaşık 500 tona ulaştığı belirtiliyor. Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali olma özelliğini taşıyan Akkuyu NGS, her biri 1200 megavat kapasiteli dört güç ünitesinden oluşuyor. Mersin’de yükselen proje, yalnızca enerji üretimi açısından değil, teknik altyapı ve mühendislik aşamaları bakımından da yakından izlenen yatırımlar arasında yer alıyor.
Mersin’in Tarsus ilçesinde günlerdir etkili olan sağanak yağış, kırsalda tarımı ağır vurdu. Başta Egemen Mahallesi olmak üzere birçok bölgede yaklaşık 8 bin dönüm tarım arazisi sular altında kalırken, üreticiler peş peşe yaşanan afetler nedeniyle artık dayanacak güçlerinin kalmadığını söylüyor.
Tarsus’ta üç gündür aralıksız devam eden yağış, tarım bölgelerinde büyük bir yıkıma yol açtı. İlçe genelinde etkili olan sağanak sonrası yaklaşık 8 bin dönüm ekili alan sular altında kaldı, çok sayıda üreticinin aylar süren emeği yeniden boşa gitti. Özellikle kırsal mahallelerde etkisini sert şekilde gösteren taşkın, seraları ve meyve bahçelerini adeta teslim aldı. Egemen, Akarsu, Kelahmet ve Halitağa mahalleleri başta olmak üzere birçok üretim noktasında tarım arazileri büyük zarar gördü. Suların çekilmediği bölgelerde ürün kaybının boyutunun daha da ağır olabileceği belirtiliyor.
Bölgedeki üreticiler, bunun ilk kez yaşanmadığını vurguluyor. Egemen Mahallesi’nde konuşan mahalle sakinleri, aynı felaketle tekrar tekrar karşı karşıya kaldıklarını, her yağışta tarlalarının ve seralarının sular altında kaldığını dile getiriyor. Çiftçiler, artık yalnızca ürün değil umut da kaybettiklerini söylüyor.
Mahalle Muhtarı Aydan Koyuncu, yaşanan afetin tarım arazilerini tamamen etkilediğini belirterek, çiftçilerin acil destek beklediğini ifade etti. Sürekli tekrar eden taşkınların üreticiyi çıkmaza sürüklediğini vurgulayan Koyuncu, yaraların bir an önce sarılması gerektiğini söyledi. Bölgede seracılıkla uğraşan üreticiler de benzer bir tablo çiziyor. Mahalle temsilcileri, yüzlerce seranın zarar gördüğünü, defalarca yapılan ekimin her seferinde afete kurban gittiğini anlatıyor. Son yağışla birlikte beşinci kez ürün kaybı yaşayan çiftçiler, artık yeni sezona nasıl devam edeceklerini bilmediklerini ifade ediyor.
Taşkından etkilenen alanlarda kabak, patlıcan, kavun ve biber gibi ürünlerin yanı sıra nektarin ve limon ağaçlarının da sular altında kaldığı bildirildi. Bu durum yalnızca sezonluk üretimi değil, uzun vadeli tarımsal verimi de tehdit eden bir tabloyu ortaya çıkardı.
Öte yandan bölgede Devlet Su İşleri ekiplerinin taşkını önlemek amacıyla sahada çalışma yürüttüğü, iş makineleriyle ırmak kenarlarında set oluşturduğu görüldü. Ancak üreticiler, geçici önlemlerin artık yeterli olmadığını, kalıcı çözüm ve güçlü destek paketleri gerektiğini dile getiriyor.
Şimdi gözler hasar tespit çalışmalarına ve açıklanacak destek adımlarına çevrildi. Tarsuslu çiftçiler, bir kez daha selin ardından tarlalarına değil, geride kalan zararın büyüklüğüne bakıyor. Bu kez beklenti yalnızca zarar tespiti değil, üreticinin gerçekten ayağa kaldırılması.
Mersin’de salkım domatesin kilosu 175 liraya yükseldi, artan fiyatlar vatandaşın alım gücünü zorlayarak domatesi pazarda lüks hale getirdi.
Türkiye’nin sebze üretim merkezlerinden Mersin’de salkım domates fiyatı 175 liraya kadar çıktı, vatandaş pazardan eli boş dönmeye başladı. Mersin’de pazarlarda satılan salkım domatesin kilosu 175 liraya kadar yükseldi. Üretim üssü olarak bilinen kentte yaşanan bu artış, hem vatandaşın hem de esnafın dikkatini çekerken, domates artık birçok kişi için ulaşılması zor bir ürün haline geldi. Pazarda Fiyat Şoku
Mersin’de pazar tezgahlarını süsleyen kırmızı salkım domatesler, görüntüsüyle dikkat çekse de fiyatıyla cep yakıyor. Alışverişe çıkan vatandaşlar, domates almak için bütçelerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalıyor. Yüksek fiyatlar nedeniyle birçok kişi ihtiyaç listesinde değişikliğe gidiyor.
Vatandaş Alternatife Yöneliyor
Yaz aylarının yaklaşmasına rağmen fiyatların düşmemesi, tüketiciyi alternatif ürünlere yöneltti. Daha uygun fiyatlı sebzelere yönelen vatandaşlar, domatesi artık daha az tercih ediyor. Bu durum, pazardaki satışları da doğrudan etkiliyor.
Sofraların Vazgeçilmezi Lüks Oldu
Bir dönem sofraların temel ürünlerinden biri olan domates, Mersin’de yüksek fiyatı nedeniyle adeta lüks tüketim ürününe dönüştü. Tezgahlarda bolca yer almasına rağmen alım gücündeki düşüş, satışların sınırlı kalmasına neden oluyor.



Küresel enerji fiyatlarındaki artışın etkisi Mersin’de hissedildi. Akaryakıt zamları pazarcı esnafını zora sokarken, vatandaşın alım gücü geriledi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaşın küresel enerji fiyatlarına etkisi, Mersin’deki semt pazarlarını doğrudan etkiledi. Artan akaryakıt maliyetleri, üretimden taşımaya kadar tüm süreçlerde fiyatların yükselmesine neden olurken, bu durum hem esnafı hem de vatandaşı zor durumda bıraktı.
Pazarcı Esnafı Zor Durumda
Mersin Pazarcılar Odası Başkanı Abdulhalim Batur, akaryakıt fiyatlarındaki rekor artışın pazarcı esnafını ve vatandaşı derin bir çıkmaza sürüklediğini ifade etti. Artan maliyetler nedeniyle esnafın ürün temininde ve satışında ciddi sıkıntılar yaşadığını belirten Batur, pazardaki hareketliliğin gözle görülür şekilde azaldığını dile getirdi.
Pazarda İşler Kesat
Türkiye’nin önemli sebze ve meyve üretim merkezlerinden biri olan Mersin’de, akaryakıt zamlarının ürün fiyatlarına yansımasıyla birlikte vatandaşın pazara ilgisi azaldı. Fiyatların yükselmesiyle birlikte alım gücünün düştüğünü belirten esnaf, satışların durma noktasına geldiğini ifade ediyor.
Savaşın pazar tezgahlarını doğrudan etkilediğini söyleyen Abdulhalim Batur,
“Mazot zamları tezgahlarımızı boşalttı. Satamadığımız ürünleri daha az miktarda tezgaha koymak zorunda kalıyoruz. Yükselen maliyetler karşısında pazarda işler durma noktasına geldi”
dedi.


Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Aktaş, Çin’in küresel güç olarak yükselişini değerlendirirken en kritik kırılma noktasının enerji bağımlılığı olduğunu vurguladı.
Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Aktaş, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı değerlendirmede, son otuz yılda küresel ekonomide yaşanan dönüşümün merkezinde Çin’in yer aldığını ifade etti. Çin’in yalnızca büyüyen bir ekonomi olmadığını belirten Aktaş, üretim, altyapı ve ticaret kapasitesiyle küresel sistemde belirleyici bir aktöre dönüştüğünü kaydetti.
Aktaş, Çin’in tarımda dünya üretim değerinin yaklaşık yüzde 30–33’ünü tek başına gerçekleştirdiğini, sanayide ise yüzde 30–31’lik payla dünyanın en büyük üretim üssü konumuna ulaştığını vurguladı. Çin’in yalnızca üretimde değil, inşaat sektöründe de güçlü bir konumda olduğunu belirten Aktaş, küresel ölçekte yaklaşık yüzde 25’lik payla bu alanda da etkili bir aktör olduğuna dikkat çekti. Turizmde de ilk 5 ülke arasında yer alan Çin’in, küresel turizm gelirlerinden yüzde 10–12 pay aldığı ifade edildi.
Lojistik Ve Ulaşımda Rakipsiz Altyapı
Aktaş, Çin’in asıl fark yarattığı alanlardan birinin lojistik olduğunu belirterek, dünyanın en büyük konteyner limanlarının önemli bölümünün Çin’de bulunduğunu hatırlattı. Şanghay Limanı’nın uzun yıllardır dünyanın en yoğun konteyner limanı olduğunu vurgulayan Aktaş, Shenzhen, Ningbo ve Guangzhou gibi limanların da ilk sıralarda yer aldığını ifade etti.
Ulaşım altyapısında da Çin’in öne çıktığını belirten Aktaş, dünyadaki yüksek hızlı tren hatlarının yaklaşık yüzde 65–70’inin Çin’de bulunduğunu, otoyol ve duble yol ağında da dünyanın en geniş sistemlerinden birinin kurulduğunu söyledi.
Yenilenebilir Enerjide Lider Ama…
Çin’in enerji alanında önemli bir dönüşüm içinde olduğunu belirten Aktaş, güneş enerjisinde dünya kurulu kapasitesinin yaklaşık yüzde 35’ine, rüzgâr enerjisinde ise yüzde 30’una sahip olduğunu ifade etti. Bu durumun Çin’in enerji bağımlılığını azaltmaya yönelik stratejik bir adım olduğunu dile getirdi.
Ancak tüm bu güçlü tabloya rağmen Çin’in en büyük zayıf noktasının enerji bağımlılığı olduğuna dikkat çeken Aktaş, “Çin bugün dünya petrol ithalatının yaklaşık yüzde 20’sini tek başına gerçekleştirmekte ve bu alanda dünyanın en büyük ithalatçısı konumundadır. Doğal gazda ise dünyanın en büyük ikinci ithalatçısıdır” ifadelerini kullandı.
Bu durumun Çin ekonomisini küresel enerji fiyatlarına ve jeopolitik gelişmelere karşı hassas hale getirdiğini belirten Aktaş, mevcut yapının sürdürülebilirliği açısından riskler barındırdığını kaydetti.
Denge Arayışı Belirleyici Olacak
Prof. Dr. Erkan Aktaş, Çin’in yükselişinin yalnızca bir büyüme hikâyesi olmadığını, aynı zamanda bir denge arayışı olduğunu vurgulayarak, “Bir yanda küresel üretim gücü, diğer yanda enerji bağımlılığı. Çin’in gelecekteki başarısı bu dengeyi nasıl kuracağına bağlı olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Küresel Sistem Çin’e Bağlı Şekillenebilir
Aktaş, Çin’in bugün dünyaya meydan okuyan bir ekonomik güç olduğunu ancak enerji bağımlılığı çözülmeden bu yükselişin tam anlamıyla sürdürülebilir olmayacağını ifade etti. Küresel sistemin geleceğinin de Çin’in bu açmazı nasıl yöneteceğine bağlı olarak şekillenebileceğini sözlerine ekledi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.