09 Haziran 2026 Salı
Bugün Türk siyasi hayatının en köklü çınarlarından biri olan Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) dışarıdan ya da içeriden bakan hemen her sağduyulu vatandaşın boğazında düğümlenen ortak bir cümle var: “Vah CHP vah, bu duruma düşecek parti miydin?”
Cumhuriyetin kurucu iradesini temsil eden, asırlık bir hafızayı ve kurumsal kimliği bünyesinde barındıran bir yapının, bugün vizyoner politikalar yerine “sen-ben” kavgalarıyla anılması sadece bir siyasi partinin erimesi anlamına gelmiyor. Bu durum, aynı zamanda ülkedeki muhalefet boşluğunun, demokratik dengelerin ve en önemlisi de toplumsal umudun zedelenmesi anlamına geliyor. Halk arasında “sazan balığı misali” koltuk uğruna her hamleye atlayan, ilkeleri bir kenara bırakıp kişisel ikbal peşinde koşan figürleri gördükçe, o meşhur serzeniş hakkıyla yükseliyor: “Atatürk’ün kemikleri sızlıyor…”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük vizyonuyla, tam bağımsızlık, çağdaşlaşma ve üretim idealiyle temelleri atılan bu parti, ne yazık ki uzunca bir süredir delege hesaplarının, hizip çekişmelerinin ve dar kadroculuğun oyuncağı haline gelmiş durumda. İdealizmin yerini şahsi kariyer planlamaları aldığında, kitlelere sunulacak yeni bir hikaye de kalmıyor. Siyaset, toplumu dönüştürme ve refaha ulaştırma aracı olmaktan çıkıp, sadece bir zümrenin yerini koruma savaşına dönüştüğünde ise en büyük faturayı yine bu ülkenin insanı ödüyor.
“Asırlık bir hafızanın, ‘sen-ben’ kavgasına kurban edilmesi, idealizmin yerini şahsi ikballere bırakması toplumda derin bir hayal kırıklığı yaratıyor.”
Tam da bu noktada, sosyolojik olarak çok daha derin ve acı verici bir gözlemi masaya yatırmak gerekiyor. Bugün herhangi bir siyasi partinin il veya ilçe binasından içeri girdiğinizde, içerinin bir siyaset ve fikir üretim merkezinden ziyade, adeta bir “İş ve İşçi Bulma Kurumu”na dönüştüğünü çıplak gözle görebiliyorsunuz. Bu manzara, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal durumun en net aynasıdır.
Muhtaç bir toplum yaratıldığında, liyakat ve üretim mekanizmaları tıkandığında, insanlar hak ettikleri yaşam standartlarına ulaşabilmek için mecburen siyasi kapıları aşındırmak zorunda kalıyor. Siyasetin rol çalması, toplumun geçim kaygısıyla partilere sığınması, makro politikaların üretilmesini engelliyor. Günübirlik iş bitirme, tanıdık vasıtasıyla referans bulma arayışları siyasi yapıları hantallaştırırken, ülkenin geleceğini inşa edecek o büyük vizyon da tamamen buharlaşıp gidiyor.
Peki, şimdi ne olacak? Bu girdaptan çıkış mümkün mü? Tarih bize gösteriyor ki, bu topraklarda umut hiçbir zaman tamamen tükenmez. Ancak bunun öncelikli şartı, siyasette köklü bir zihniyet değişimidir. Koltuk sevdasıyla partileri ve kurumsal kimlikleri yıpratan figürlerin, tabanın bu haklı öfkesini ve sandıktaki net faturayı görerek artık geri çekilmesi gerekiyor.
Toplumun “muhtaç” durumdan kurtulmasının yegane yolu, siyasi partilerin kapısında ekmek aramaktan ziyade, ülkenin ekonomik ve yapısal olarak liyakat zeminine oturmasıdır. Seçmen, kendisini “çantada keklik” gören yapılara karşı bu sessiz ama derinden gelen haklı öfkesini diri tuttukça, siyaset elitleri de kendilerine çeki düzen vermek zorunda kalacaktır. Kurucu iradenin özü doğru analiz edilirse, bu ülkenin küllerinden yeniden doğma potansiyeli her zaman mevcuttur. Yeter ki haklı öfkeler kişisel kavgalara feda edilmesin.
Mersin Deniz Ticaret Odası ile TÜRKLİM iş birliğinde yayımlanan “Antik Dünyanın Kalbi: Limanlar – Neolitik Dönem’den Bizans’a”, düzenlenen tanıtım toplantısıyla okurla buluştu. Alanında uzman akademisyenlerin 20 bilimsel makaleyle katkı sunduğu eser, Anadolu’nun antik limanlarını Türkiye’de ilk kez bu denli kapsamlı biçimde ele alıyor.
Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) ile Türkiye Liman İşletmecileri Derneği’nin (TÜRKLİM) ortak vizyonuyla kültür hayatımıza kazandırılan “Antik Dünyanın Kalbi: Limanlar – Neolitik Dönem’den Bizans’a” adlı eser, okurla buluştu. Alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan kitap, Anadolu’nun antik limanlarını Neolitik Dönem’den Bizans’a kadar Türkiye’de ilk kez bu genişlikte ele alan kapsamlı bir çalışma niteliği taşıyor.
MDTO’nun TÜRKLİM iş birliğinde literatüre kazandırdığı eser, denizcilik tarihine karadan değil denizden bakmayı öneriyor. Prof. Dr. Ahmet Yaraş ve Dr. Öğr. Üyesi Ömer Tatar editörlüğünde hazırlanan kitap, limanları yalnızca kıyı tesisleri veya ticari duraklar olarak değil, sosyal ve ekonomik hayatın her alanına temas eden merkezler olarak inceliyor. Çalışma; liman inşa teknolojilerini, gümrük yasalarını, denizcilerin yeme içme kültürlerini, barınma olanaklarını ve lojistiği arkeolojik ve epigrafik verilerle okuyucuya sunuyor. Üç tarafı denizlerle çevrili Anadolu coğrafyasının deniz ticaretindeki tarihsel ağırlığı, eser boyunca somut örneklerle ortaya konuyor.
Kitabın tanıtım toplantısı Mersin Deniz Ticaret Odası ev sahipliğinde yapıldı. Toplantıya MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik TÜRKLİM Eski Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erdemir, MDTO Yönetim Kurulu Üyeleri ve basın mensupları katıldı.
MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, Oda’nın denizcilik yayınlarına verdiği önemi ve TÜRKLİM ile birlikte çalışmaktan duyduğu memnuniyeti aktardı. MDTO ve TÜRKLİM’in bu projedeki ortaklığının; sektörel iş birliklerinin kültürel yayıncılığa nasıl güçlü bir şekilde yansıyabileceğinin ve ne kadar güzel sonuçlar doğurabileceğinin göstergesi olduğunu söyledi.
Toplantıda söz alan MDTO Genel Sekreteri Fuat Gedik, konuşmasında eserin bölgeyle olan güçlü bağına dikkat çekti: “Deniz taşımacılığı ve limanlar, insanlık tarihinin seyrini değiştiren en temel dinamiklerdir. İçinde bulunduğumuz Kilikya coğrafyası antik çağlardan itibaren Akdeniz’deki ticari ağın tam merkezinde konumlanmıştır. Dana Adası’ndaki antik tersaneler, Soli Pompeiopolis ve Kelenderis gibi limanlar, bölgemizin deniz ticaretindeki tarihsel ağırlığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bizler, denizcilik sektörünün gelişimini desteklerken, işimizin tarihsel köklerini araştıran bilimsel çalışmalara destek vermeyi de asli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu eser, işte bu sorumluluk bilincinin bir yansımasıdır.”
TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik ise eserin günümüz limancılığına kattığı düşünsel derinliğe vurgu yaptı. Limanların insanlık tarihinin en köklü temas alanlarından biri oluğuna değinen Erçelik, Anadolu’nun farklı uygarlıkları bir araya getiren bir köprü ve bir pota vazifesi gördüğünü ve bu bu potanın giriş çıkış noktasının limanlar olduğunu söyledi. Erçelik TÜRKLİM olarak inanıyoruz ki limanların geçmişi anlaşılmadan geleceği sağlıklı biçimde kurgulanamaz. Antik çağlarda ticaretin düğüm noktası olan limanlar, bugün de ülkelerin kalkınmasında, uluslararası rekabette ve bölgesel bağlantısallıkta belirleyici rol oynamaya devam ediyor. Bu eser, geçmişe ışık tutarken günümüz limancılığına da önemli bir düşünsel perspektif kazandırıyor.”
Çalışmanın hayata geçirilmesinde büyük katkısı olan TÜRKLİM Eski Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erdemir de eserin uzun bir emeğin ürünü olduğunu hatırlattı. Anadolu coğrafyasının medeniyetin önemli bir yerinde olduğunu vurgulayan Erdemir, limancılığın neolitik çağdan beri devam ettiğini, bundan 7000 yıl önce limanların bulunduğu bölgede bugün de limanların bulunduğunu yani bu bilginin ve kültürün nesiller boyunca devam ettiğini ifade etti. “Bu yayını yaparak bu bilgileri ve kadim limancılık kültürünü bizden sonraki kuşaklara aktarıyoruz” diyen Erdemir, MDTO ile birlikte çalışmaktan büyük memnuniyet duyduğunu, ilerleyen süreçte Roma’dan Osmanlı’ya ve sonrasında Cumhuriyet’e uzanan dönemleri bir seri halinde yine birlikte çalışmak istediklerini kaydetti. Erdemir, projenin fikrî temellerini yıllar önce atan ve eserin basım sürecini yöneten Özdemir Korkmaz’a da teşekkürlerini iletti.
Hibe vaadiyle gelen mesajlara dikkatMersin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, “Kırsalda Bereket Küçükbaş Hayvan Desteği Projesi” kapsamında üreticileri ilgilendiren önemli bir duyuru yayımladı. Yapılan açıklamada, projeye hak kazanan üreticilerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ilan edileceği belirtildi.
Müdürlük, son dönemde artış gösteren dolandırıcılık girişimlerine karşı üreticileri dikkatli olmaları konusunda uyardı. Açıklamada, Bakanlık veya İl Müdürlüğü’nün adı kullanılarak “hibe/koyun desteği kazandınız” ya da “IBAN’a masraf veya nakliye ücreti yatırmanız gerekiyor” şeklinde yapılan sahte arama ve mesajlara itibar edilmemesi istendi.
Vatandaşlara, hiçbir proje veya destek kapsamında telefon yoluyla para, harç ya da IBAN transferi talep edilmediği özellikle hatırlatıldı. Bu tür taleplerin tamamen dolandırıcılık amaçlı olduğu vurgulandı.
Mersin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilerin yalnızca Bakanlık ve İl Müdürlüğü’nün resmî internet siteleri üzerinden yapılacak duyuruları takip etmeleri gerektiğini belirterek, şüpheli durumlarda resmi kanallarla iletişime geçilmesini istedi. (Haber Merkezi)
Mayıs ayında ihracatta yaşanan gerilemede takvim etkisinin yanı sıra artan maliyetlerin rekabet gücünü zayıflatmasının belirleyici olduğunu söyleyen Derinel, “Mayıs ayında yaşanan düşüşün önemli bir kısmının haziran ayında telafi edilmesini bekliyoruz. Ancak sektörümüz açısından asıl yapısal sorun, artan üretim maliyetleri karşısında rekabetçi fiyat sunma kabiliyetimizin zayıflamasıdır” dedi.
Türkiye mobilya, kâğıt ve orman ürünleri sektörünün mayıs ayı ihracatı geçen yıla göre yüzde 17,9 azalışla 592 milyon 576 bin dolar oldu. Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (AKAMİB) ise mayıs ayını yüzde 40,7 azalış ve 53 milyon 597 bin dolar ihracatla tamamladı.
Ocak-Mayıs dönemi Türkiye Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri ihracatı, 2025 yılına kıyasla yüzde 5,4 oranında azalış göstererek 3 milyar 53 milyon 387 bin dolar oldu. Aynı dönem içerisinde AKAMİB, yüzde 17 azalış ile 329 milyon 699 bin dolar ihracat gerçekleştirdi.
Takvim etkisinin de hissedildiği mayıs ayında, resmi tatillerin çalışma günlerini azaltması ihracat performansını aşağı çekerken, maliyet baskıları ve rekabetçi fiyat avantajının zayıflaması sektördeki düşüşü hızlandırdı.
Türkiye genelinde mayıs ayında sektör ihracatında ilk beş pazarı sırasıyla; Irak, Birleşik Krallık, ABD, Fas ve Fransa oluşturdu. AKAMİB’in ihracatında ise ilk beş sıra Irak, Suriye, Fransa, Almanya ve İran şeklinde sıralandı. Bu ayda en dikkat çekici artışlar yüzde 66 ile İran’a, yüzde 13 ile Birleşik Krallık’a yapılan ihracatta görüldü.
Mayıs ayı verilerini değerlendiren AKAMİB Başkanı Adem Derinel, sektörde yaşanan daralmada hem takvim etkisinin hem de rekabet gücündeki kaybın belirleyici olduğunu söyledi. Mayıs ayındaki resmi tatiller nedeniyle çalışma günlerinin azalmasının ihracatı olumsuz etkilediğini belirten Derinel, bu etkinin geçici olduğuna dikkat çekerek, “Mayıs ayında yaşanan düşüşün önemli bir kısmının haziran ayında telafi edilmesini bekliyoruz. Ancak sektörümüz açısından asıl yapısal sorun, artan üretim maliyetleri karşısında rekabetçi fiyat sunma kabiliyetimizin zayıflamasıdır. Özellikle emek yoğun ürün gruplarında uluslararası pazarlarda fiyat tutturmak her geçen gün daha da zorlaşıyor.” dedi.
AKAMİB ihracatında İran pazarındaki güçlü artışa da değinen Derinel, “Mayıs ayında İran’a ihracatımızda yüzde 66’lık artış kaydettik. Bölgedeki gelişmelerin etkisiyle oluşan talep hareketliliğini yakından takip ediyoruz. Bununla birlikte sürdürülebilir ihracat artışı için maliyetleri dengeleyecek ve ihracatçının rekabet gücünü destekleyecek adımlara ihtiyaç devam ediyor. Finansmana erişimin kolaylaştırılması ve maliyet baskılarının hafifletilmesi, pazar kayıplarının önüne geçilmesi açısından kritik önem taşıyor” diye konuştu. (Haber Merkezi)
Mersin’de Galatasaray kültürünü ve değerlerini yaşatmak amacıyla kurulan Mersin Galatasaray Derneği, Mehmet Atilla başkanlığında resmi olarak faaliyetlerine başladı. genç nesillere Galatasaray aidiyeti aşılamak amacıyla hayata geçirilen derneğin kurucu listesinde Mersin iş dünyasından taAkdeniz’in önemli liman kentlerinden Mersin’de, sarı-kırmızılı camiayı tek bir çatı altında toplayacak ve Galatasaray ruhunu bölgede temsil edecek olan Mersin Galatasaray Derneği resmi kuruluşunu tamamlayarak faaliyetlerine başladı. Kulübün köklü tarihinden ve vizyonundan alınan güçle yola çıkan dernek, kentteki Galatasaray taraftarlarını bir araya getirerek hem sosyal hem de sportif alanda güçlü bir birliktelik oluşturmayı hedefliyor.nınan isimler yer aldıSarı-Kırımızı bayrağı Mersin’de dalgalandırmak istiyoruz
Kuruluş sürecinin tamamlanmasının ardından bir açıklama yapan Mersin Galatasaray Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Atilla, derneğin temel gayesinin Galatasaray bayrağını Mersin’in zirvesinde dalgalandırmak ve bu onurlu mirası gelecek nesillere gururla aktarmak olduğunu belirtti. Başkan Atilla, kuruluşun sadece bir taraftar oluşumu olarak kalmayacağını, aynı zamanda kulübün centilmenlik, evrensellik ve başarı odaklı kültürünün kentteki en güçlü temsilcisi olacağını vurguladı.
Hedef genç nesillere Galatasaray aidiyeti aşılamak
Derneğin vizyonu ve gelecek projeleri hakkında detaylı bilgiler paylaşan Başkan Mehmet Atilla, genç nesillere Galatasaray aidiyetini kulübün geleneksel “fikri hür, vicdanı hür” duruşuyla aşılamak istediklerini ifade etti. Kentin sosyal yaşamına Galatasaray’ın birleştirici gücüyle katkı sunmayı öncelikli görev bildiklerini dile getiren Atilla, önümüzdeki dönemde maç günü etkinlikleri, deplasman organizasyonları ve kapsamlı sosyal sorumluluk projeleri yürüteceklerini aktardı. Taraftar buluşmaları ve stratejik adımlarla Mersin’deki tüm Galatasaray gönüllülerini aynı çatı altında toplayacaklarını söyleyen Atilla, derneğin tüm sarı-kırmızılı sevdalılar için şehirdeki yeni buluşma noktası olmaya hazır olduğunu belirtti.
Kurucu listede iş dünyasından tanınan isimler yer aldı
Mersin Galatasaray Derneği’nin kuruluş sürecine liderlik eden yönetim kurulunda ise Başkan Mehmet Atilla’nın yanı sıra Başkan Yardımcısı Bülent Ulusoy, Sekreter Jilber Bonja, Sayman Hasan Yıldırım ve Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Serkan İzol, Musa Çokgünlü, Gökmen Akyürek, Mustafa İşbilir, Mustafa Serdal Gömük ile Mustafa Alihan Yavuz yer alıyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.