07 Mart 2026 Cumartesi
Eğitim-İş Mersin Şubesi kadın yöneticileri, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptıkları açıklamada kadın emekçilerin kamuda karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çekti. Açıklamada, kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin büyütülmesi gerektiği vurgulandı.
Eğitim-İş Mersin Şubesi kadın yöneticileri tarafından yapılan açıklamada, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün yalnızca sembolik bir kutlama günü olmadığı vurgulandı. Açıklamada, bu günün tarihsel kökeni itibarıyla emekçi kadınların sömürüye, eşitsizliğe ve baskıya karşı yürüttüğü sınıf mücadelesinin simgesi olduğu ifade edildi.
Kadın emekçilerin karşı karşıya kaldığı sorunların görünür kılınması gerektiğinin belirtildiği açıklamada, özellikle kamuda çalışan kadınların yapısal sorunlarla mücadele ettiği ifade edildi.
Açıklamada, Türkiye’de kamusal çalışma yaşamının uzun süredir neoliberal politikalarla yeniden yapılandırıldığına dikkat çekildi. Bu süreçte güvencesizlik, düşük ücret, performans baskısı ve siyasal sadakate dayalı yönetim anlayışının kalıcı hale geldiği ifade edilirken, bu dönüşümden en fazla etkilenen kesimlerin başında kadın emekçilerin geldiği kaydedildi.
Kadınların kamuda hem emekleri üzerinden sömürüldüğü hem de toplumsal cinsiyet rolleri aracılığıyla sistematik biçimde ikincilleştirildiği belirtilen açıklamada, kadın kamu emekçilerinin aynı işi yapmalarına rağmen çeşitli eşitsizliklerle karşı karşıya kaldıkları vurgulandı.
Kadın kamu emekçilerinin ücret eşitsizliği, yükselme ve yönetici pozisyonlarından dışlanma, mobbing ve sendikal baskılar gibi sorunlarla karşılaştığı ifade edilen açıklamada, iş ve yaşam dengesini zorlaştıran uygulamaların da kadınları olumsuz etkilediği belirtildi.
Bakım emeğinin büyük ölçüde kadınların sorumluluğuna bırakılmasının, kamuda çalışan kadınların çifte yük altında kalmasına neden olduğu vurgulanan açıklamada, bu durumun bireysel tercihlerle değil sosyal ve ekonomik politikalarla ortaya çıktığı ifade edildi.
Açıklamada ayrıca kadına yönelik şiddetin toplumsal ölçekte artmasının kadınların yaşam hakkının dahi güvence altında olmadığını gösterdiği ifade edildi. Şiddeti önlemekle yükümlü kamusal mekanizmaların zayıflatılması ve cezasızlık politikalarının sorunu derinleştirdiğine dikkat çekildi.
Kadın emeğinin değersizleştirilmesi ile kadın yaşamının değersizleştirilmesinin aynı anlayışın ürünü olduğu vurgulandı.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu perspektifine de yer verilen açıklamada, sendikal mücadelenin toplumsal cinsiyet eşitliğini tali bir konu olarak ele alamayacağı ifade edildi. Eşit işe eşit ücret, güvenceli istihdam, liyakate dayalı kamu yönetimi ve güvenli çalışma ortamlarının sağlanması gerektiği belirtildi.
Kadınların kamusal alandan dışlanmasına, emeğin değersizleştirilmesine ve kadınların yaşam tarzlarına yönelik müdahalelere karşı mücadelenin sendikal mücadelenin ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi.
Açıklamada kadınlara yönelik ayrımcılığın sona ermesi ve şiddetle etkin mücadele için bazı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiği de belirtildi. Bu kapsamda İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesi, 6284 sayılı yasanın eksiksiz uygulanması ve ILO 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından onaylanması çağrısı yapıldı.
Eğitim-İş Mersin Şubesi kadın yöneticileri açıklamalarının sonunda 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü değil, kadınların taleplerinin neden hâlâ karşılanmadığının sorgulandığı bir mücadele günü olduğunu vurguladı.
Açıklamada, emekçi kadınların örgütlü mücadelesinin yalnızca kadınların değil, tüm toplumun özgürleşmesinin ön koşulu olduğu ifade edildi.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, Mersin’de farklı alanlarda başarılarıyla iz bırakan kadınların hikâyeleri bir kez daha hatırlanıyor. Siyasetten sanata, spordan toplumsal yaşama kadar pek çok alanda önemli katkılar sunan bu kadınlar, kentin hafızasında güçlü bir yer edindi.
Tarihi boyunca üretimi, ticareti ve kültürel çeşitliliğiyle öne çıkan Mersin, aynı zamanda güçlü kadınların yetiştiği bir kent olarak da dikkat çekiyor. Siyasetten sanata, spordan sosyal hayata kadar birçok alanda başarı elde eden kadınlar, yalnızca kendi alanlarında değil, toplumun farklı kesimlerinde de ilham kaynağı oluyor.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla, Mersin’e katkılarıyla iz bırakan kadınların hikâyeleri yeniden gündeme geliyor. Bu kadınlar, hem başarıları hem de verdikleri mücadelelerle kent tarihine önemli notlar düşmüş isimler olarak öne çıkıyor.
Mersin’in ve Türkiye’nin siyasi tarihinde önemli bir yere sahip olan Müfide İlhan, 1950 yılında Mersin Belediye Başkanı seçilerek Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı unvanını aldı. O dönem için oldukça dikkat çekici olan bu gelişme, kadınların siyasetteki yerini güçlendiren önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Müfide İlhan’ın belediye başkanlığı dönemi, kadınların toplumsal yaşamda daha görünür olmasının sembollerinden biri olarak kabul ediliyor.
Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Arslanköy’de yaşayan Ümmiye Koçak, kurduğu köy tiyatrosu ile Türkiye’de ve dünyada dikkat çeken bir başarı hikâyesine imza attı. Kendi yazdığı oyunlar ve çektiği filmlerle uluslararası festivallerde ödüller kazanan Koçak, Anadolu’da kadınların sanat yoluyla sesini duyurmasının en güçlü örneklerinden biri olarak görülüyor.
Mersin doğumlu milli basketbolcu Merve Aydın, Türkiye ve Avrupa’da elde ettiği başarılarla spor dünyasında adından söz ettiren isimler arasında yer alıyor. Uzun yıllar profesyonel basketbol oynayan Aydın, uluslararası turnuvalarda elde ettiği başarılarla Mersinli genç sporcular için önemli bir rol model oldu.
Mersin’de doğan ve voleybol kariyerinde önemli adımlar atan Beren Yeşilırmak, genç yaşta profesyonel spor dünyasında yer alarak dikkat çekti. Türkiye’nin önemli kulüplerinde forma giyen Yeşilırmak, spor alanında Mersin’i temsil eden kadın sporcular arasında gösteriliyor.
Son yıllarda Mersin’de kurulan kadın kooperatifleri ve girişimcilik projeleri de kentin sosyal ve ekonomik yapısında önemli bir değişim yaratıyor. Tarım, gıda üretimi ve el sanatları alanlarında üretim yapan kadınlar hem ekonomik hayata katılıyor hem de dayanışma kültürünü güçlendiriyor.
Kadın emeğinin görünür hale gelmesi açısından bu girişimler, Mersin’de kadınların toplumsal rolünü daha da güçlendiren çalışmalar arasında yer alıyor.
Mersin Üniversitesi başta olmak üzere kentteki eğitim kurumlarında görev yapan akademisyen kadınlar, bilimsel çalışmalarla önemli başarılara imza atarken; sanat, kültür ve spor alanındaki kadınlar da Mersin’in kültürel yaşamına katkı sunmaya devam ediyor. Kentte düzenlenen etkinlikler, sergiler ve sosyal projeler, kadınların toplumdaki rolünü güçlendiren önemli platformlar oluşturuyor.


18 yaş altına dövme ve piercinge ceza
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç, 18 yaş altındaki çocuklara kalıcı dövme, piercing ve estetik uygulamaları yapanlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesini öngören kanun teklifini TBMM’ye sundu.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç, 18 yaşını doldurmamış çocuklara kalıcı dövme, piercing ve estetik uygulamaların yapılmasının yasaklanmasına yönelik bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sundu.
Teklifte, söz konusu işlemleri gerçekleştiren kişilerin eylemlerinin “kasten yaralama” kapsamında değerlendirilmesi ve cezalandırılması talep ediliyor.
Kanun teklifinde, 18 yaş altındaki çocukların bedenlerinde kalıcı değişikliklere yol açan uygulamalar konusunda sağlıklı karar verebilecek yetkinlikte olmadıkları ifade edildi. Bu tür işlemlerin çocukların hem fiziksel sağlıklarını hem de psikolojik gelişimlerini olumsuz etkileyebileceği vurgulandı.
Teklif kapsamında, dövme, piercing ve kalıcı estetik işlemleri çocuklara uygulayan kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor.
Kanun teklifinde ayrıca, genç yaşta yapılan kalıcı uygulamaların ilerleyen dönemlerde bazı mesleklerin tercih edilmesini zorlaştırabileceği de dile getirildi. Özellikle askerlik, emniyet ve istihbarat gibi mesleklerde kalıcı izlerin engel oluşturabileceği iddia edildi.
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç, teklifine ilişkin yaptığı değerlendirmede çocukların bedensel ve psikolojik gelişiminin korunmasının öncelikli olduğunu belirtti.
Karakoç açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın bedensel ve psikolojik gelişimi bizler için her şeyden önce gelmektedir. Neslimizi ve aziz Türk milletinin istikbalini korumak için mücadele etmeye devam edeceğiz.”
MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Avrupa Birliği’nin “Made in EU” girişimi kapsamında hazırladığı yeni düzenlemenin Türkiye için önemli fırsatlar barındırdığını belirterek, Gümrük Birliği sayesinde Türkiye’de üretilen ürünlerin Avrupa’da üretilmiş kabul edilebileceğini söyledi.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Avrupa Birliği’nin “Made in EU” girişimi kapsamında hazırladığı yeni düzenlemenin Türk sanayisi açısından önemli fırsatlar doğurabileceğini belirtti. Çakır, Türkiye’de üretilen ürünlerin de bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olabileceğini ifade etti.
Avrupa Komisyonu tarafından açıklanan ve Avrupa’yı “Made in EU” yaklaşımıyla yeniden sanayileştirmeyi hedefleyen “Endüstriyel Hızlandırma Yasası” tasarısına dikkat çeken Çakır, düzenlemenin Gümrük Birliği ülkelerinde üretilen ürünlerin de Avrupa menşeli sayılmasını öngördüğünü söyledi. Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne dahil bir ülke olduğunu hatırlatan Çakır, bu durumun Türk sanayisi için önemli bir avantaj sağlayabileceğini dile getirdi.
Çakır, “Türkiye’de üretilen ürünlerin Avrupa’da üretilmiş kabul edilmesi mümkün olacak. Böylece Türk sanayisi Avrupa Birliği’nin kalite çatısı altında yer alabilecek” dedi.
AB pazarının Mersin’in en önemli ihracat pazarlarından biri olduğuna dikkat çeken Çakır, yeni düzenlemenin özellikle Avrupa’da üretilmiş ürünlere öncelik verilmesini öngördüğünü belirtti. Bu durumun Türk üreticiler açısından ciddi bir avantaj yaratabileceğini vurgulayan Çakır, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu düzenleme Türk ürünleri için ciddi bir avantaj sağlayacaktır. Özellikle otomotiv, çelik, alüminyum, çimento ve temiz teknoloji ürünlerinde yeni fırsatlar doğacaktır.”
Düzenlemenin kamu fonlarıyla yapılan alımlarda ve kamu desteklerinden yararlanacak şirketlerde belirli oranlarda AB menşeli ürün kullanımı şartı getirdiğini de ifade eden Çakır, Avrupa ile serbest ticaret anlaşması bulunan veya Gümrük Birliği’ne dahil ülkelerin ürünlerinin birlik menşeli sayılacağını söyledi.
Yeni düzenlemenin Avrupa’nın değer zincirlerini güçlendirmeyi ve Çin’in düşük maliyetli üretimine karşı rekabet gücünü artırmayı hedeflediğini belirten Çakır, Türk ürünlerinin “Made in EU” çatısı altında dünya pazarlarına sunulmasının hem katma değer hem de tanıtım açısından önemli katkılar sağlayacağını dile getirdi.
Çakır ayrıca bu sürecin Türkiye’nin Avrupa Birliği sanayi üretim standartlarına uyumunu da hızlandıracağını ifade etti. Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında uygulamaya alınması planlanan karbon sınır düzenlemelerinin Türk firmaları için bazı dezavantajlar oluşturduğunu hatırlatan Çakır,
“Made in EU kapsamına dahil olmamız, bu hazırlık sürecinde firmalarımıza önemli bir avantaj sağlayacaktır”
diye konuştu.
Çakır, söz konusu düzenlemenin Türkiye’ye yönelik yabancı yatırımları artırabileceğine de işaret etti. Özellikle batarya, elektrikli araçlar, fotovoltaik teknolojiler ve kritik hammaddeler gibi stratejik sektörlerde önemli gelişmeler yaşanabileceğini ifade eden Çakır, büyük ölçekli yatırımlar için yüksek nitelikli istihdam, teknoloji transferi ve yerel içerik şartlarının öngörüldüğünü söyledi.
Yatırımlarda en az yüzde 50 Avrupa istihdamı şartı getirilmesinin önerildiğini belirten Çakır, bu düzenlemelerin Türkiye için yeni fırsatlar doğurabileceğini ifade etti.
Mersin iş dünyası olarak gelişmeyi olumlu değerlendirdiklerini vurgulayan Çakır,
“Bu sürece katkı sunan Ticaret Bakanlığımıza, TOBB’a ve AB-Türkiye ilişkilerinde önemli çalışmalar yapan İktisadi Kalkınma Vakfı’na Türk iş dünyası adına teşekkür ediyoruz”
ifadelerini kullandı.
Ak Parti Mersin Milletvekili HASAN UFUK ÇAKIR, RAMAZAN AYI nedeniyle memleketi Mersin ilinin her ilçesinde ve her bölgesinde ziyaretlerini sürdürüyor. adım adım, karış karış bölgesini gezen Çakır, Analarımızla bir araya geliyor, dert dinliyor. Köylü anneleri ona candan ve içten sarılıp, “Allah senin tırnağına taş değirmesin evladım. İyilikten hiçbir zaman vazgeçme. Sen doğru adamsın, Allah doğrunun yardımcısıdır” diyorlar.
Hasan Ufuk Çakır bölgenin sevilen iş adamları değerli ve kıymetli simalar Mahmut- Hasan- Hüseyin Arslan ile Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir’i de ayrıca ziyaret ederek, bölgenin kalkınması yönünde yaptıkları işler için teşekkür etti. Ufuk Çakır gittiği heryere sevgi seli ile karşılanıyor ve millet aradıı siyasi simayı buldu diyorlar. Öte yandan yörük türkmen obalarının temsilcisi yörükbeyi Hasan Ufuk Çakır, “Kadın elinin değmediği hamur çiğ kalır. Kadınlarımız başımızı tacı demekle kadına değer verilmiş olmuyor. Kadınlarımız toplumun çimentosudur. Birleştirici gücüdür. Hele ki analarımız kıymetlilerimizdir. Onların her zaman yanında ve hizmetindeyim. Hiç bir annenin yatağına girip yatarken göz yaşı dökmemesi için elimden gelen her çabayı sarfedeceğim. Bu ülke BARIŞ- HUZUR ve MUTLULUĞU ziyadesi ile hakediyor. Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde ülkemiz çok güzel günlere yürüyor. Yılmak yok yola devam” dedi.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.