27 Haziran 2026 Cumartesi
Silifke Belediyesi, kenti derinden sarsan, çok ayaklı ve geniş kapsamlı bir operasyonla çalkalanıyor. Mevcut Belediye Başkanı Mustafa Turgut, bazı meclis üyeleri, kilit konumdaki belediye personelleri ve çeşitli şirket sahiplerinin gözaltına alındığı bu dev soruşturma, yerel yönetimdeki pek çok farklı iddiayı eşzamanlı olarak mercek altına alıyor.
Adli makamların titizlikle yürüttüğü bu geniş çaplı soruşturmanın en dikkat çekici kollarından birini ise taşıt ve iş makinesi kiralama ihaleleri oluşturuyor. Soruşturmanın sadece bir ayağını oluşturan bu dosyada, tartışmalı “21/b pazarlık usulü” ve oluşan tekelleşme iddiaları ön plana çıkıyor. Adalet terazisi şu an için birçok farklı iddia üzerinden mevcut yönetimi tartıyor olsa da, özellikle kiralama ihaleleri bağlamında ortaya çıkan belgeler çok daha derin bir soruyu gündeme getirdi: Soruşturmanın bu ayağında ulaşılan bulgular, taşıt kiralamada tek firmaya dönüşen o firmanın Silifke’ye girdiği önceki döneme de uzanacak mı?
Araç Kiralama Dosyası: Tekelin Temelleri Altunok Döneminde Atıldı
Bugün geniş kapsamlı operasyonun önemli bir parçasını oluşturan kiralama ihalelerinde, adliyenin koridorlarında isimleri yankılanan şirketlerin Silifke Belediyesi’ndeki yükselişi, aslında önceki dönem Belediye Başkanı Sadık Altunok zamanında başladı. Soruşturmanın bu spesifik dosyasında gözaltına alınan isimlerden Anıl Uğur’un şirketi Efelease ve bu soru işaretlerinin öncülü konumundaki firmaların belediyeye girişi, bütünüyle bu döneme dayanıyor.
Altunok döneminin ilk taşıt kiralama ihalesi 2021/83982 kayıt numaralı ihale, İstanbul Büyükşehir Belediyesi davalarından bilinen Aziz İhsan Aktaş’ın şirketi Bilginay Temizlik tarafından alınmıştı. Bu ihalenin ardından kiralama bayrağını, bugün gözaltında olan Anıl Uğur’un firması Efelease devraldı.
Sadık Altunok yönetiminin imzasıyla, Efelease’in aldığı ihaleler yıllar içinde dikkat çekici bir ivme yakaladı. 2022/610367 numaralı ihale ile 4,5 milyon TL’ye, 2022/1326577 numaralı ihale ile 17,2 milyon TL’ye çıkan bedeller; yerel seçimlere iki haftadan kısa bir süre kala yapılan 2024/181052 numaralı ihalede tam 33,7 milyon TL’ye ulaştı. Kamuoyunda haksız zenginleşme iddialarının dillendirildiği o dönemin ardında bıraktığı bu ihale mirası, bugünkü kiralama dosyası iddialarının da aslında sıfır noktası konumunda.
Miras Devredildi, Rakamlar Katlandı
Genişleyen soruşturmanın kiralama ihaleleri ayağında Mustafa Turgut yönetimini hedefe oturtan iddia ise, geçmişin tartışmalı bu ticari yapısının tasfiye edilmek yerine devam ettirilmiş olması. Turgut ve ekibinin, acil durumlar için kullanılması gereken “21/b” pazarlık usulünü adeta rutin bir yönteme çevirerek, aynı şirketlerle çok daha yüksek bedeller üzerinden çalışmaya devam ettiği öne sürülüyor. İddialara göre şahıslar ve yönetimler değişmiş ancak kiralama pastasından çıkan milyonların rotası değişmemişti.
Soruşturmanın Genişleyen Çemberi: Esen Tol ve “Geçmişe Dönüş” Sinyali
Soruşturmanın sadece mevcut dönemi ve sadece taşıt ihalelerini kapsamadığının en büyük göstergesi ise operasyonda yaşanan sürpriz bir gelişme oldu. Mustafa Turgut’un 2014-2019 yılları arasındaki ilk belediye başkanlığı döneminin etkili isimlerinden Esen Tol’un da gözaltına alınması, adli makamların inceleme yelpazesinin ne kadar geniş olduğunu gösterdi.
Farklı iddiaları da barındıran geçmiş yıllara ait dosyaların aralandığı yönündeki bu güçlü sinyal, kamuoyunda haklı bir beklenti yarattı. Eski dönemin bilindik ismi Esen Tol’un çok yönlü bu soruşturmaya dahil edilmesiyle birlikte soruşturmanın geçmiş dönemleri de kapsayarak Sadık Altunok döneminin de bu genişleyen adli halkaya dahil edilip edilmeyeceği Silifke’de en çok merak edilen konu haline geldi.
Şeffaflık ve Adalet Beklentisi
Çok sayıda farklı dosyayı ve iddiayı barındıran bu dev soruşturmada şimdilik gözler, mevcut yönetimin ve şirket sahiplerinin yüzleştiği hukuki süreçte. Masumiyet karinesi gereği, iddiaların hiçbirinin henüz kesinleşmiş bir yargı kararına dönüşmediğini vurgulamak büyük önem taşıyor. Ancak sadece araç kiralama dosyasına bakıldığında bile ortaya çıkan rakamların geçmişe uzanan izleri, konunun her dönemi kapsayacak şekilde çok yönlü araştırılması gerektiğine işaret ediyor.
Silifke kamuoyunun tek beklentisi ise adaletin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde tecelli etmesi. Bu geniş kapsamlı hukuki süreçte masum olan isimlerin hızla aklanarak üzerlerindeki gölgenin kalkması, şayet kamu kaynaklarını zarara uğratan bir sistem kurulmuşsa da, hangi döneme ait olursa olsun tüm sorumluların adalet önünde hesap vermesidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, farklı sigorta statülerinde çalışmış milyonlarca vatandaşı ilgilendiren önemli bir karara imza attı. Kararla birlikte, emeklilik hesabında vatandaşın lehine olan sigorta statülerinin dikkate alınabileceği yönünde emsal niteliğinde bir içtihat oluştu.
SGK Uzmanı İsa Karakaş’ın değerlendirmesine göre, artık birden fazla sigorta statüsünde (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı) hizmeti bulunan kişiler, kendilerine daha yüksek emekli maaşı ve daha erken emeklilik imkânı sağlayan hizmetlerin birleştirilmesini talep edebilecek. Vatandaşlar, istemedikleri sigorta statülerinin emeklilik hesabına dahil edilmemesini de isteyebilecek.
Dava Süreci Nasıl Başladı?
Karara konu olan olayda, bir sigortalı SSK kapsamında 6 bin 730 gün, Emekli Sandığı kapsamında 450 gün ve Bağ-Kur kapsamında 2 bin 92 gün prim ödemesi yaptı. Sigortalı, 2002 yılında emeklilik başvurusu yapmasına rağmen SGK tarafından son 7 yıllık hizmet süresinde Bağ-Kur günlerinin ağırlıklı olduğu gerekçesiyle Bağ-Kur şartlarına göre emekli edilmek istendi.
Bu nedenle sigortalının emekliliği bir yıl gecikirken, daha düşük aylık alma durumu da ortaya çıktı. Bunun üzerine vatandaş, Bağ-Kur hizmetlerinin dikkate alınmaması ve SSK ile Emekli Sandığı hizmetleri üzerinden emekli edilmesi talebiyle yargıya başvurdu.
Mahkeme Vatandaşı Haklı Buldu
İş Mahkemesi, sigortalının hizmet birleştirmesine zorlanamayacağını belirterek davayı kabul etti. Mahkeme, kişinin talebi doğrultusunda 1 Nisan 2002 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanması gerektiğine hükmetti ve oluşan maaş farklarının faiziyle ödenmesine karar verdi.
Karar, istinaf mahkemesi tarafından da onanırken, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından bozularak dosya yeniden yerel mahkemeye gönderildi. Ancak İş Mahkemesi ilk kararında direnerek vatandaş lehine hükmünü korudu.
Son Sözü Hukuk Genel Kurulu Söyledi
Dosyanın taşındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkemenin kararını usul ve yasaya uygun buldu. Kurul, davacının yalnızca mağduriyetine neden olan Bağ-Kur hizmetlerinin dışarıda bırakılmasını istediğini, Emekli Sandığı hizmetlerinin hesaba katılmasına ise itiraz etmediğini değerlendirdi.
Bu nedenle mahkemenin talebi aşmadığına hükmeden kurul, vatandaş lehine verilen kararı onadı.
Milyonlarca Emekliyi İlgilendiriyor
Uzmanlara göre karar, farklı dönemlerde SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında çalışan milyonlarca kişi için emsal niteliği taşıyor. Kararla birlikte, emeklilik hesaplamalarında yalnızca kurum uygulamalarının değil, vatandaşın lehine olan hak ve tercihlerin de dikkate alınmasının önü açılmış oldu.
Bu gelişmenin, özellikle farklı sigorta statülerinde hizmeti bulunan ve emeklilik şartları nedeniyle mağduriyet yaşayan kişiler açısından yeni hukuki başvurulara kapı aralayabileceği değerlendiriliyor.
Resmi Gazete’de yayımlanan yeni düzenlemeyle bankacılık işlemlerinde güvenlik önlemleri artırıldı. Özellikle uzaktan hesap açılışlarında adres doğrulaması zorunlu hale gelirken, yabancı uyruklular için kimlik tespiti ve para transferi süreçleri de sıkılaştırıldı.
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni düzenlemeyle, bankacılık işlemlerinde kimlik doğrulama ve hesap güvenliğine ilişkin önemli değişiklikler yapıldı.
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan düzenleme kapsamında, suç gelirlerinin aklanmasının ve yasa dışı finansal hareketlerin önlenmesi amacıyla uzaktan müşteri edinme süreçleri daha sıkı denetime tabi tutulacak.
Adres doğrulaması yapılmadan işlem gerçekleştirilemeyecek
Yeni düzenlemenin en dikkat çeken maddelerinden biri adres doğrulama zorunluluğu oldu.
Buna göre, uzaktan kimlik tespiti sırasında beyan edilen adresin; ikametgah belgesi, son üç aya ait fatura veya resmi kurumlarca düzenlenen belgelerle en geç üç ay içinde doğrulanması gerekecek.
Bu doğrulama tamamlanmadan ilgili hesaplardan para çekme veya para transferi işlemleri yapılamayacak.
Yabancı uyruklular için uzaktan hesap açma şartları değişti
Türk vatandaşı olmayan kişiler, uzaktan hesap açma işlemlerini yalnızca Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı standartlarına uygun çipli pasaportlarıyla gerçekleştirebilecek.
Kimlik doğrulaması, özel eğitimli banka personeli tarafından görüntülü görüşme yoluyla yapılacak. Pasaport çipindeki bilgiler, yakın alan iletişimi (NFC) teknolojisi kullanılarak fiziksel belge üzerindeki bilgilerle karşılaştırılacak. Doğrulama işlemi başarısız olursa hesap açılışı gerçekleştirilmeyecek.
Riskli ülke vatandaşlarına uzaktan müşteri olma kısıtlaması
Düzenleme kapsamında bankalar ve diğer finans kuruluşları, riskli olarak değerlendirilen ülke vatandaşlarını uzaktan kimlik doğrulama yöntemiyle müşteri olarak kabul edemeyecek.
Ayrıca kurumlar, uzaktan müşteri kabulüne ilişkin uygulama ve prosedürlerini bir ay içinde MASAK’a bildirmekle yükümlü olacak.
Para transferlerinde yeni sınırlamalar getirildi
Uzaktan kimlik doğrulamasıyla açılan hesaplara yalnızca müşterinin yurt dışında kendi adına kayıtlı banka hesaplarından para gönderilebilecek.
Aynı şekilde bu hesaplardan yurt dışına yapılacak para transferleri de yalnızca kişinin kendi adına kayıtlı hesaplara gerçekleştirilebilecek.
Bunun yanında, uzaktan kimlik doğrulama sürecinin tamamlanabilmesi için müşterinin kimlik bilgileriyle uyumlu bir banka hesabı veya kredi kartı üzerinden doğrulama amaçlı para transferi yapılması zorunlu hale getirildi.
MASAK’a düzenli bildirim yapılacak
Finans kuruluşları, uzaktan müşteri kabulüne ilişkin istatistikleri üçer aylık dönemler halinde MASAK’a raporlayacak.
Ayrıca pasaportla kimlik tespiti yapılan kişilerin sonradan Türk vatandaşlığı kazanması veya vergi mükellefi olması halinde bu bilgiler ilgili sistemlere işlenecek.
Yeni düzenleme ile bankacılık sektöründe güvenlik ve şeffaflığın artırılması, kara para aklama ve yasa dışı finansal işlemlerin önlenmesi hedeflenirken, uzaktan hesap açılışı yapan müşteriler için daha kapsamlı bir doğrulama süreci uygulanacak.
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın tespitinin ardından Mersin Emniyeti’nin düzenlediği ortak operasyonda, kırmızı bültenle aranan yabancı uyruklu uluslararası uyuşturucu kaçakçısı D.M. Mezitli’de yakalandı.
Mersin’de, uluslararası düzeyde aranan bir uyuşturucu kaçakçısı düzenlenen ortak operasyonla yakalandı. Kırmızı bültenle aranan yabancı uyruklu şüpheli, Mezitli ilçesinde gözaltına alındı.
Kırmızı Bültenle Aranan Şüpheli Mezitli’de Yakalandı
Mersin Emniyet Müdürlüğü, uluslararası uyuşturucu kaçakçılığına yönelik önemli bir operasyona imza attı. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından yürütülen istihbari çalışmalar sonucunda yeri belirlenen yabancı uyruklu D.M. isimli şüpheli, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde gerçekleştirilen operasyonla yakalandı.
Operasyona, Asayiş Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şube Müdürlüğü, Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ile Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri birlikte katıldı.
Uluslararası Uyuşturucu Kaçakçısı Gözaltında
Kırmızı bültenle uluslararası düzeyde aranan uyuşturucu kaçakçısı D.M.’nin, Mezitli ilçesinde düzenlenen müşterek operasyon sonucu gözaltına alındığı bildirildi.
Emniyet yetkilileri, şüpheli hakkında adli işlemlerin sürdüğünü belirtti.
Emniyetten Kararlılık Mesajı
Mersin Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, kentin huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla suç ve suçlulara yönelik çalışmaların aralıksız sürdürüleceği vurgulandı. Açıklamada, güvenlik güçlerinin organize suç örgütleri ve uluslararası suç şebekelerine karşı mücadelesini kararlılıkla devam ettireceği ifade edildi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi İşler Başkanı Suat Kılıç, bir dizi temaslarda bulunmak üzere Mersin’e geldi.
Yeniden Refah Partisi Mersin İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Kılıç, teşkilat mensuplarıyla bir araya gelerek çalışmaları yerinde inceledi. Ziyaret kapsamında Mersin İl Başkanlığı binasında geniş katılımlı bir basın toplantısı düzenlendi.
27 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen basın toplantısında, bölge gündemi ve ülke meselelerine dair değerlendirmelerde bulunan Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Mersinli vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği ziyaret, partinin bölgedeki siyasi faaliyetlerinin bir parçası olarak kaydedildi.
Suat Kılıç Mersin’de: “Devlet, Vatandaşının Hak Kaybını Gidermekle Yükümlüdür”
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi İşler Başkanı Suat Kılıç, bir dizi temaslarda bulunmak ve partililerle bir araya gelmek üzere Mersin’i ziyaret etti. İl Başkanlığı binasında düzenlenen basın toplantısında ülke gündemine dair çarpıcı açıklamalarda bulunan Kılıç, ekonomik sıkıntılardan sosyal mağduriyetlere kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu.
“Türkiye Bir Mağduriyetler Cumhuriyeti Haline Geldi”
Mersin İl Başkanlığı binasında basın mensuplarına hitap eden Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Türkiye’nin mevcut sosyo-ekonomik tablosunu sert bir dille eleştirdi. Kılıç, konuşmasında özellikle EYT, staj ve çıraklık mağdurları ile KHK ile ihraç edilen vatandaşların sorunlarına dikkat çekerek, devletin bu konularda daha şefkatli ve adil bir tutum sergilemesi gerektiğini vurguladı.
• EYT ve Kademeli Geçiş: Kılıç, EYT düzenlemesinde kademeli geçişin uygulanmamasının büyük bir haksızlık olduğunu belirterek, “Bir günle emeklilik hakkını kaçıran vatandaşlarımız şimdi 17 yıl daha prim ödemek zorunda kalıyor. Bu mağduriyetin sorumlusu vatandaş değil, devlettir” ifadelerini kullandı.
• Staj ve Çıraklık: Gençlerin mesleki eğitime teşvik edildiğini ancak emeklilik hesaplamalarında sigorta başlangıçlarının dikkate alınmadığını hatırlatan Kılıç, “Devlete güvenin bedeli hüsran olmamalıdır; staj ve çıraklık başlangıcı emeklilik hesabında mutlaka dikkate alınmalıdır” çağrısında bulundu.
• KHK Mağduriyetleri: Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde aklanmış veya takipsizlik kararı almış ihraç kamu çalışanlarının memuriyet haklarının iade edilmesi gerektiğini savunan Kılıç, “Devlet zalim olamaz, haksızlığa kayıtsız kalamaz” diyerek yaklaşık 200 bine yakın kişinin maruz kaldığı mağduriyetin sona erdirilmesi gerektiğini belirtti.
“Türkiye’de Tarım Bitiyor, Köylü Toprağını Terk Ediyor”
Mersin gibi tarım odaklı bir şehirde buğday alım fiyatlarına da değinen Kılıç, açıklanan 16 bin 500 liralık fiyatın çiftçinin girdi maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını vurguladı.
• Maliyet Krizi: Mazot, gübre, tohum ve ilaç gibi temel girdi maliyetlerinin 15 lirayı aştığı bir ortamda çiftçiye verilen desteğin yetersiz olduğunu ifade eden Kılıç, “Köylü bu rakamlarla borcunu mu kapatsın, gelecek yıl için hazırlık mı yapsın? Tarım bitiyor, köylü köyünü, çiftçi toprağını terk ediyor” uyarısında bulundu.
• Çözüm Çağrısı: İktidara “Köylüye bakmayın, köylüyü görün” diyerek seslenen Kılıç, acilen çözüm üretilmesi gerektiğini belirtti.




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.