DOLAR 44,1126 0.05%
EURO 50,9512 -0.24%
ALTIN 7.202,54-1,82
BITCOIN 3096811-0,33%
Mersin
18°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ozyar

ozyar

12 Mart 2026 Perşembe

TBMM Genel Kurulunda İYİ Parti Grubumuz adına “Hürmüz Boğazı eksenli gelişen küresel enerji krizi nedeniyle Türk çiftçisinin girdi maliyetlerinin desteklenmesi” hakkında verilen araştırma önergesi üzerine yapmış olduğum konuşma;

TBMM Genel Kurulunda İYİ Parti Grubumuz adına “Hürmüz Boğazı eksenli gelişen küresel enerji krizi nedeniyle Türk çiftçisinin girdi maliyetlerinin desteklenmesi” hakkında verilen araştırma önergesi üzerine yapmış olduğum konuşma;
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

“Sayın Divan, değerli milletvekilleri; YENİ YOL Partisi Grubunun önerisi üzerine İYİ Parti Grubumuz adına söz aldım. Yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, son açıklanan verilere göre ülke ekonomisi TÜİK’in rakamlarıyla geçen yıl yüzde 3,6 oranında büyürken tarım sektörü bu büyümeden nasibini alamamış ve ne yazık ki izlenen yanlış tarım politikaları sonucunda yüzde 8,8 oranında küçülmüştür. Tarımda yaşanan bu küçülme vatandaşlarımıza ve üreticilerimize son yirmi dört yılın en kötü dönemlerinden birini yaşatmıştır. Yıllardan sonra, 2025 yılında da ülkemiz tarım sektöründe yeni bir krizle ve önemli bir daralmayla karşı karşıya kalmıştır. Tarlada ve bahçede girdi fiyatları artmış; meyve, sebze ve gıda fiyatları almış başını gitmiştir. Artmayan tek şey üreticilerimizin kazançları olmuştur. Yüksek girdi maliyetleri karşısında verilen destekler yetersiz kalmış, gerekli üretim planlamaları yapılamamıştır. ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla birlikte Orta Doğu’da başlayan savaş, tarım sektöründe geçen yıl olduğu gibi yine bütün hesapları altüst etmiş; çiftçilerimiz Orta Doğu’da yaşanan savaşla birlikte mazot, gübre, yem, enerji, sulama, işçilik, nakliye ve lojistik gibi girdi maliyetlerinde ortaya çıkan artışlar ve beklentiler karşısında endişeye düşmüştür. Bütün bunlara ilaveten İran’ın da Hürmüz Boğazı’nı kapatması dünya ticaretine son darbeyi vurmuştur. Brent petrolün varil başına fiyatı 72,6 dolardan bir anda 120 dolarlara kadar yükselmiş, daha sonra 96,69 seviyesine gerilemiştir.
Orta Doğu’da savaşın uzun sürmesi hâlinde Brent petrolün varil fiyatının 200 dolara kadar yükseleceği konuşulmaktadır. Yüksek fiyatlar nedeniyle ülkemizde her ne kadar eşelmobil sistemine geçilmiş olsa da benzinin litre fiyatı 61,35 TL’ye, motorinin litre fiyatı 65,27 TL’ye kadar yükselmiştir. Ülkemiz petrol, doğal gaz, gübre, yem gibi ürünlerde tam olarak olmasa da kısmen dışa bağımlı durumdadır. Petrol ve enerji maliyetlerinde dünyada ortaya çıkan artış ülkemizde direkt olarak girdi maliyetlerine ve dolayısıyla da tüketicilerimize yansımaktadır.
Ülkemiz; petrol, doğal gaz, gübre ve yem gibi ürünlerin tedarik zincirinde önemli sorunlar yaşamaktadır. Enerji piyasaları, ticaret yolları etkilenmeye başlamış, bölgede istikrar bozulmuştur. Ülkemizin gübre tedarikinin büyük bir bölümü bugüne kadar başta İran olmak üzere bu rota üzerinden sağlanıyordu, yaşanan savaşla birlikte o rota kapanmış, sıkıntılar ortaya çıkmış, dolayısıyla gübre fiyatları yüzde 30 civarında artmıştır. Bu nedenle, iktidar çiftçilerimize yönelik olağanüstü destek programını derhâl açıklamalı; gübre, tohum, mazot destekleri artırılmalı, özellikle tarım sektöründe ÖTV ve KDV kaldırılmalıdır. Aksi takdirde gıda güvenliği sağlanamayacak ve market raflarının ateşi söndürülemeyecektir diyor, yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.”

Burhanettin Kocamaz
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili

Devamını Oku

Tarsus ilçesinde yapılması planlanan çimento fabrikası ve hammadde sahaları projesi, bölge halkının tepkisiyle karşılandı. Projenin çevreyi olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle ÇED olumlu kararı verilmedi.

Tarsus ilçesinde yapılması planlanan çimento fabrikası ve hammadde sahaları projesi, bölge halkının tepkisiyle karşılandı. Projenin çevreyi olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle ÇED olumlu kararı verilmedi.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Tarsus’un Durak, Çavuşlu, Koçmarlı, Yanıkkışla, Yamaçlı, Çokak ve Karaharnuplu mahallelerini kapsayan bölgede yapılmak istenen çimento fabrikası ve hammadde sahaları projesi, halkın ciddi tepkisine yol açtı. Projenin çevre üzerindeki olumsuz etkileri konusunda endişe duyan mahalle sakinleri, ÇED toplantısına katılarak “çimento değil temiz hava, istihdam değil sağlıklı yaşam istiyoruz” pankartlarıyla seslerini yükseltti.

Tarsus’ta Nutri Gıda A.Ş. tarafından yapılmak istenen proje, bölgedeki 11 köyü olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle planlanmıştı. Ancak halkın ve köy sakinlerinin tepkisi yüzünden ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) olumlu kararı verilmediği ortaya çıktı. Halk, temiz hava ve sağlıklı çevre talebiyle projeye karşı çıktı ve toplantılar düzenledi.

ÇED sürecinde projenin çevresel etkileri yeterince açıklanmadığı gerekçesiyle ÇED olumlu belgesi verilmedi. Bu gelişme, bölge halkı ve çevre aktivistleri tarafından memnuniyetle karşılandı.

Eylem Çağrısı:
Tarsus’ta yapılacak ÇED Bilgilendirme Toplantısı 26 Mart tarihinde gerçekleştirilecek. Halk ve çevre gönüllüleri, Tarsus’un havasına, suyuna ve toprağına sahip çıkmak için toplantıya katılmaya davet ediliyor.

  • Halkın Tepkisi: Köy sakinleri, projenin sağlık ve çevre üzerindeki risklerini vurguladı.

  • ÇED Süreci: ÇED toplantısı, halkın protestosu nedeniyle tam olarak yapılamadı.

  • Temiz Çevre Talebi: Yerel topluluk, temiz hava ve sağlıklı yaşam hakkını savunuyor.

  • Toplantıya Katılım Çağrısı: 26 Mart’taki ÇED Bilgilendirme Toplantısı’na halkın katılımı önem taşıyor

Devamını Oku

AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir’den Limon İthalat Vergisi Düzenlemesine İlişkin Açıklama

AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir’den Limon İthalat Vergisi Düzenlemesine İlişkin Açıklama
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, Ticaret Bakanlığı tarafından limon ithalatında uygulanan gümrük vergisine ilişkin yapılan yeni düzenleme hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Başkan Aldemir, Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan düzenlemenin hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumayı amaçladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Tarım ve gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanması, piyasalarda oluşabilecek spekülatif fiyat hareketlerinin önlenmesi ve vatandaşlarımızın temel gıda ürünlerine uygun fiyatlarla erişebilmesi amacıyla Ticaret Bakanlığımız önemli bir adım atmıştır. Bu kapsamda limon ithalatında uygulanan gümrük vergisi 31 Temmuz 2026 tarihine kadar geçerli olmak üzere %10 olarak yeniden düzenlenmiştir.”

Mersin’in Türkiye’nin en önemli limon üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Aldemir, düzenlemenin hem piyasa dengesi hem de üreticinin korunması açısından önem taşıdığını ifade etti.

“Bilindiği üzere Mersin ilimiz Türkiye’de limon üretiminin merkezi konumundadır. Devletimiz, üreticimizin emeğini korurken aynı zamanda tüketicimizin de uygun fiyatlarla ürüne ulaşmasını sağlamak adına dengeli bir politika yürütmektedir. Limonun hasat dönemi de dikkate alınarak 1 Ağustos 2026 tarihinden itibaren ithalatta gümrük vergisi tekrar %54 seviyesine çıkarılacaktır. Bu uygulama yerli üreticimizin korunmasına katkı sağlayacaktır.”

Başkan Aldemir, hükümetin tarım ve gıda piyasalarını yakından takip ettiğini de belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hükümetimiz, hem üreticimizin emeğini hem de vatandaşımızın alım gücünü koruyacak politikaları kararlılıkla uygulamaya devam etmektedir. Tarım ve gıda ürünlerinde fiyat istikrarını sağlamak, piyasayı dengede tutmak ve üreticimizi desteklemek adına gerekli tüm adımlar atılmaya devam edecektir.”

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Adem ALDEMİR
AK Parti Mersin İl Başkanı

Devamını Oku

Akkuyu’da Alınan Kararlar Enerji Politikası mı, Oldubitti Siyaseti mi?

Akkuyu’da Alınan Kararlar Enerji Politikası mı, Oldubitti Siyaseti mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’nin ilk nükleer enerji projesi olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali için bir kez daha “acele kamulaştırma” kararı alındı. Santrale ulaşımı sağlayacak bağlantı yolu için bazı araziler hızla kamulaştırılacak. Resmî gerekçe tanıdık: proje için gerekli altyapının hızla tamamlanması.

Ancak asıl soru şu: Bu projelerde neden her şey “acele”?

Bir nükleer santral, dünyanın en karmaşık ve uzun vadeli enerji yatırımlarından biridir. Planlama süreci yıllar sürer, çevresel etkiler incelenir, altyapı gereksinimleri detaylı şekilde hesaplanır. Buna rağmen yıllardır gündemde olan bir projede bağlantı yolu için bile son anda “acele kamulaştırma” kararı alınması, planlamanın ne kadar sağlıklı yürütüldüğünü sorgulatıyor.

“Acele kamulaştırma” artık istisna değil

Türkiye’de acele kamulaştırma hukuken istisnai bir yöntem olarak tanımlanır. Normal şartlarda savaş, afet veya olağanüstü durumlarda kullanılabilecek bir araçtır.

Ancak son yıllarda bu yöntem neredeyse büyük projelerin standart uygulaması haline geldi. HES’lerden otoyollara, maden projelerinden enerji yatırımlarına kadar birçok projede aynı yöntem kullanıldı.

Yani mesele sadece Akkuyu değil.
Mesele, Türkiye’de büyük projelerin giderek “önce karar, sonra planlama” anlayışıyla yürütülmesi.

Enerji bağımsızlığı söylemi, dışa bağımlı bir model

Akkuyu projesi Türkiye’nin enerji bağımsızlığını güçlendirecek stratejik bir yatırım olarak anlatılıyor. Ancak bu söylemin arkasındaki model oldukça tartışmalı.

Santral, Rusya’nın devlet nükleer şirketi Rosatom tarafından yap-sahip ol-işlet modeliyle inşa ediliyor ve işletilecek. Yani santral yalnızca Rus teknolojisiyle yapılmıyor; uzun yıllar boyunca işletme kontrolü de büyük ölçüde Rusya’nın elinde olacak.

Bu noktada şu soru kaçınılmaz hale geliyor:

Enerji bağımsızlığı hedefiyle yapılan bir yatırım, gerçekten bağımsızlık mı yaratıyor, yoksa sadece bağımlılığın biçimini mi değiştiriyor?

Kamulaştırmanın görünmeyen tarafı

Kamulaştırma kararları çoğu zaman birkaç teknik paragraf ve parsel numaralarından ibaretmiş gibi sunulur. Oysa bu kararların gerçek hayattaki karşılığı çok daha somuttur.

Bir çiftçi için toprak yalnızca ekonomik bir varlık değildir; aynı zamanda yaşam biçimidir. Bir aile için arazi yalnızca bir mülk değil, kuşaklar boyunca aktarılan bir mirastır.

Acele kamulaştırma ise bu hikâyelerin çoğunu görünmez kılar. Çünkü süreç hızlı işler, itiraz mekanizmaları sınırlı kalır ve kararlar genellikle merkezi düzeyde alınır.

Enerji politikası mı, yönetim anlayışı mı?

Türkiye’nin enerji ihtiyacı gerçek ve büyüyen bir sorun. Yeni enerji kaynakları geliştirmek zorunludur. Ancak modern enerji politikası yalnızca santral inşa etmekten ibaret değildir.

Gerçek bir enerji politikası;

• şeffaf planlama,
• yerel katılım,
• bağımsız denetim,
• ve uzun vadeli stratejik düşünme gerektirir.

Akkuyu projesinde ise kamuoyunun gördüğü şey çoğu zaman farklı:
kararlar hızla alınıyor, kamulaştırmalar hızla yapılıyor ve tartışmalar çoğu zaman kararların ardından geliyor.

Kalkınma mı, dayatma mı?

Akkuyu Nükleer Güç Santrali Türkiye’nin enerji tarihinde önemli bir dönüm noktası olabilir. Ancak büyük projelerin başarısı yalnızca üreteceği elektrik miktarıyla ölçülmez.

Bu projeler aynı zamanda bir ülkenin yönetim anlayışını da gösterir.

Eğer bir ülkede büyük projeler sürekli “acele kamulaştırma” kararlarıyla ilerliyorsa, ortada sadece bir enerji yatırımı değil, aynı zamanda demokratik planlama kültürünün zayıflaması sorunu vardır.

Enerji üretmek elbette önemli.

Ama bir ülkenin geleceğini belirleyen şey yalnızca üretilen megavatlar değil, kararların nasıl alındığıdır.

Devamını Oku

4 MİLYON GENCE ÖĞRENCİ AFFI, 100 BİN MEZUNA DENKLİK ÇAĞRISI

4 MİLYON GENCE ÖĞRENCİ AFFI, 100 BİN MEZUNA DENKLİK ÇAĞRISI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MHP MERSİN MİLLETVEKİLİ DR. LEVENT UYSAL’DAN 4 MİLYON GENCE ÖĞRENCİ AFFI, 100 BİN MEZUNA DENKLİK ÇAĞRISI
Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili ve MYK Üyesi Dr. Levent Uysal, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada öğrenci affı beklentisini ve yurt dışındaki üniversitelerden mezun olan 100 bin öğrencinin denklik istediğini gündeme taşıdı. Milletvekili Uysal “Öğrenci affı ile ilgili 9 Ocak 2025 tarihinde sunmuş olduğumuz kanun teklifinde de açıkça ifade ettiğimiz üzere; herhangi bir yıl sınırı olmaksızın ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerimizin 2026–2027 akademik yılında eğitimlerine devam edebilmelerini sağlayacak bir yasa çalışmasının bir an önce gündeme alınmasını talep ediyoruz. Ayrıca YÖK tanıma listesinde bulunan; yurt dışında okuyarak mezun olan 100 bin öğrencimiz bizden denklik bekliyor. Denklik konusunda da düzenleme yapılmasını istiyoruz.” dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili ve MYK Üyesi Dr. Levent Uysal TBMM Genel Kurulu’nda söz alarak öğrenci affı konusunu yeniden gündeme getirdi. Milletvekili Uysal, herhangi bir yıl sınırı olmaksızın; ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin 2026-2027 akademik yılında eğitimlerine devam edebilmelerini sağlayacak bir yasa çalışmasının bir an önce gündeme alınmasını istedi.
Uysal “4 milyon gencimiz, bizlerden öğrenci affı bekliyor. 9 Ocak 2025 tarihinde sunmuş olduğumuz kanun teklifinde de açıkça ifade ettiğimiz üzere; herhangi bir yıl sınırı olmaksızın, ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerimizin, 2026–2027 akademik yılında eğitimlerine devam edebilmelerini sağlayacak bir yasa çalışmasının bir an önce gündeme alınmasını talep ediyoruz.” açıklamasında bulundu.
MHP Mersin Milletvekili Dr. Levent Uysal, sundukları kanun teklifinin kapsamına dikkat çekerek, düzenlemenin herhangi bir yıl sınırlaması içermediğini ve ön lisans, lisans, yüksek lisans ile doktora düzeyindeki tüm öğrencileri kapsayacak şekilde hazırlandığını vurguladı.

Konuşmasında yurt dışında bulunan üniversitelerden mezun olan yaklaşık 100 binden fazla öğrencinin de denklik beklediğini sözlerine ekleyen Milletvekili Uysal “Diğer taraftan YÖK okul tanıma listesinde yer alan yurt dışındaki üniversitelerden mezun 100 bin öğrencimizin; denklik alabilmesi için; eğitimlerini tamamlamış, emek ve zaman harcamış bu gençlerimizin hak kaybına uğramaması adına, mağduriyetleri ortadan kaldıracak, kapsayıcı bir düzenleme yapılmasını istiyoruz.” dedi.
MHP’li Uysal, eğitim hakkının önemine işaret ederek, çeşitli nedenlerle üniversite eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalan gençlerin yeniden sisteme kazandırılmasının hem bireysel hem de toplumsal açıdan büyük katkı sağlayacağını ifade etti.
Teklifin 2026–2027 akademik yılında yürürlüğe girecek şekilde planlandığını belirten Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili ve MYK Üyesi Dr. Levent Uysal, Meclis’te tüm partilere çağrıda bulunarak yasa çalışmasının bir an önce gündeme alınmasını istedi.

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.