29 Haziran 2026 Pazartesi
Mersin Perakendeci İş İnsanları Derneği (MEPİAD), Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin Garaj Mersin Kampüsü’nde düzenlediği toplantıda perakende sektörünün sorunlarını masaya yatırdı. Toplantıda en önemli gündem maddesi, iş yeri kiralarındaki kontrolsüz artışların ekonomi üzerindeki etkileri oldu.
MEPİAD Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Demir, yönetim kurulu üyeleri ve dernek üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, yeni dönem projelerinin yanı sıra esnafın karşı karşıya bulunduğu ekonomik sorunlar değerlendirildi.
Toplantıda konuşan MEPİAD Başkanı Özcan Demir, iş yeri kiralarındaki yüksek artışların ürün ve hizmet fiyatlarını doğrudan etkilediğini belirterek, bunun enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığını ifade etti.
Demir, “Bugün piyasada satılan ürünlerin ve verilen hizmetlerin fiyatlarının sürekli artmasının en önemli nedenlerinden biri iş yeri kiralarındaki fahiş yükseliştir. Giderleri her geçen gün artan esnaf, ayakta kalabilmek için fiyatlarını artırmak zorunda kalıyor. Kiralar kontrol altına alınmadan fiyat artışlarını önlemek mümkün değildir.” dedi.
Kontrolsüz kira artışlarının yalnızca fiyatlara değil, istihdama da olumsuz yansıdığını dile getiren Demir, vatandaşın alım gücünün düşmesiyle birlikte işletmelerin cirolarının gerilediğini, buna karşın kira yükünün her geçen gün arttığını söyledi.
Bu sürecin devam etmesi halinde çok sayıda işletmenin kapanma riskiyle karşı karşıya kalacağını belirten Demir, “Esnafın sermayesi eriyor. Ticaret durursa işletmeler kepenk kapatır, bunun sonucu da işsizlik olur. Hem esnafın hem de tüketicinin korunması amacıyla ilgili bakanlıklar ve kamu kurumları nezdinde gerekli girişimleri başlatacağız.” ifadelerini kullandı.
MEPİAD, kira krizinin oluşturduğu zincirleme etkiyi; kontrolsüz kira artışları, ürün ve hizmet fiyatlarının yükselmesi, bölgesel enflasyonun artması, alım gücünün düşmesi, ticari durgunluk ve son olarak işletmelerin kapanması ile işsizliğin artması şeklinde değerlendirdi.
Toplantının gerçekleştirildiği Garaj Mersin’in kent için önemli bir yatırım olduğunu da vurgulayan MEPİAD üyeleri, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’e teşekkür etti.
Yapılan açıklamada, Garaj Mersin’in sivil toplum kuruluşları, iş dünyası ve vatandaşları bir araya getiren modern bir yaşam alanı olduğu belirtilerek, projenin Mersin’in sosyal ve ticari hayatına önemli katkılar sunduğu ifade edildi.
Toplantının sonunda MEPİAD, esnafın istihdamını korumak ve tüketicilerin daha uygun fiyatlarla hizmet alabilmesi amacıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini bildirdi.
MİLLETVEKİLİ UYSAL: MUZ ÜRETİCİLERİMİZ EMEKLERİNİN KARŞILIĞINI ALMALI
MHP’Lİ DR. LEVENT UYSAL: ÜRETİCİNİN DE DOĞANIN DA HAKKINI KORUMALIYIZ
Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili ve MYK Üyesi Dr. Levent Uysal, TBMM’de yaptığı konuşmada, “Üreticilerimiz, serada 25 liraya satılan muzun market raflarında neden yaklaşık beş katı fiyata tüketiciye ulaştığını sormaktadır” diyerek Anamur ve Bozyazı’daki muz üreticilerinin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Uysal, ayrıca Anamur’da kurulması planlanan maden tesisine ilişkin vatandaşların endişelerini de Meclis’te dile getirdi.
MHP Mersin Milletvekili Dr. Levent Uysal, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Anamur ve Bozyazı ilçelerinde muz üreticilerinin yaşadığı sorunları ve Anamur’da kurulması planlanan maden tesisine ilişkin bölge halkının endişelerini gündeme taşıdı. Mersin’in üretim gücüne ve doğal zenginliklerine dikkat çeken Uysal, konuşmasında üreticilerin yaşadığı ekonomik sıkıntıların çözülmesi gerektiğini belirterek ilgili bakanlıklara çağrıda bulundu.
Anamur ve Bozyazı’daki muz üreticilerinin seralarda 25 liraya sattığı muzun market raflarında yaklaşık beş katına fiyattan satılmasının düşündürücü olduğunu ifade eden MHP’li Uysal, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’tan aradaki fiyat dengesinin yeniden gözden geçirmesini istedi.
Uysal şu ifadelere yer verdi;
“Bugün gündemimizde Anamur ve Bozyazı’daki muz üreticilerimizin yaşadığı sorunlar bulunmaktadır. Üreticilerimiz, serada 25 liraya satılan muzun market raflarında neden yaklaşık beş katı fiyata tüketiciye ulaştığını sormaktadır. Bu nedenle Sayın Ticaret Bakanımızdan, üretici ile tüketici arasındaki fiyat dengesinin yeniden gözden geçirilmesini talep ediyoruz.”
Üreticilerin emeğinin karşılığını alabilmesi ve tüketicilerin daha uygun fiyatlarla ürüne ulaşabilmesi için fiyat zincirinin detaylı şekilde incelenmesi gerektiğini vurgulayan Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili ve MYK Üyesi Dr. Levent Uysal, konuşmasının devamında Anamur’un Kızılaliler ve Korucuk mahallelerinde kurulması planlanan maden tesisine ilişkin kaygıları da Meclis gündemine taşıdı.
Bölge halkının çevresel riskler konusunda ciddi endişeler taşıdığını ifade eden Uysal, şöyle konuştu:
“Anamur ilçemizin Kızılaliler ve Korucuk bölgelerinde kurulması planlanan maden tesisine ilişkin ciddi endişeler bulunmaktadır. Söz konusu tesisin yaşam alanlarına ve doğal kaynaklara yakın bir bölgede planlanmış olması, çevreye ve bölge halkına zarar verebilecek riskler taşımaktadır. Bu nedenle Sayın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımızdan da projenin yeniden değerlendirilmesini ve gözden geçirilmesini talep ediyoruz.”
Belediyecilik denildiğinde çoğumuzun aklına yol, kaldırım, asfalt, park ve altyapı hizmetleri gelir. Elbette bunlar yerel yönetimlerin asli görevleridir. Ancak günümüz belediyeciliği artık yalnızca beton ve asfalt üretmekten ibaret değildir. İnsan hayatına dokunan, sosyal adaleti gözeten ve toplumun her kesimini kapsayan hizmet anlayışı, çağdaş belediyeciliğin en önemli ölçütlerinden biri haline gelmiştir.
İşte buna sosyal belediyecilik deniyor.
Sosyal belediyecilik; belediyelerin yalnızca fiziksel yatırımlar yapan kurumlar olmaktan çıkıp, toplumun dezavantajlı kesimlerini destekleyen, gelir adaletsizliğini azaltmayı amaçlayan ve vatandaşın yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefleyen insan odaklı bir yönetim anlayışıdır.
Türkiye’de bu anlayışın temelleri 1970’li yıllarda, özellikle 1973-1977 döneminde ortaya çıkan toplumcu belediyecilik anlayışıyla atıldı. Aradan geçen yıllarda ise sosyal belediyecilik, yerel yönetimlerin vazgeçilmez hizmet alanlarından biri haline geldi.
Bugün bu anlayışın somut örneklerinden biri de Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin uygulamalarıdır.
Evde sağlık ve bakım hizmetlerinden hasta nakline, doktor kontrolünden kişisel bakım ve ev temizliğine kadar uzanan destekler; yaşlı, engelli ve yatağa bağımlı vatandaşların yaşamını kolaylaştırıyor.
Eğitim alanında çocuk ve yetişkinlere yönelik atölyeler, MERCEK Mesleki Eğitim Merkezleri, kadınlara yönelik meslek edindirme kursları, kütüphaneler, kültürel etkinlikler, öğrenci bursları ve sınav hazırlık kursları gençlerin geleceğine yatırım niteliği taşıyor.
Ekonomik sıkıntıların yoğun hissedildiği günümüzde uygun fiyatlı toplu taşıma, öğrenci dostu yemek ve çorba noktaları ile kent lokantaları dar gelirli vatandaşların bütçesine önemli katkı sağlıyor.
Üreticiyi unutmayan belediyecilik anlayışıyla yüzde 50 hibeli sera naylonu, süt soğutma tankı ve çeşitli ekipman destekleri verilerek tarımsal üretimin sürdürülebilirliği destekleniyor.
Gençlere yönelik Kampüs Garaj projeleri, istihdam odaklı çalışmalar, kültür-sanat etkinlikleri ve ücretsiz konserler ise sosyal yaşamı güçlendiren önemli adımlar olarak öne çıkıyor.
2019 yılında göreve başlayan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, 31 Mart 2024 seçimlerinde yeniden seçilerek ikinci dönemine başladı. Bu süreçte yalnızca büyük altyapı projeleri değil, sosyal belediyeciliği merkeze alan pek çok uygulama hayata geçirildi. Hizmetlerin ilçelerin ihtiyaçlarına göre planlanması ve ayrım gözetilmeksizin sürdürülmesi de dikkat çeken bir yönetim anlayışı ortaya koydu.
Ekonomik şartların her geçen gün zorlaştığı bir dönemde, vatandaşın günlük yaşamına doğrudan dokunan bu hizmetler birçok aile için gerçekten de bir “can suyu” niteliği taşıyor.
Sonuçta belediyeciliği sadece asfalt dökmek ya da bina yapmak olarak görmek eksik bir değerlendirme olur. Çünkü bir kentin gerçek gelişmişliği, o kentte yaşayan insanların yaşam kalitesiyle ölçülür.
Yol yapmak belediyenin görevidir.
Mersin Cemevi’nde Muharrem Orucu’nun 11. gününde düzenlenen programda canlar bir araya gelerek lokmalarını paylaştı. Semahların dönüldüğü, deyişlerin söylendiği buluşmada birlik, dayanışma ve inanç vurgusu öne çıktı.
Mersin’de Muharrem ayının manevi atmosferi, anlamlı bir buluşmayla bir kez daha hissedildi. Mersin Cemevi tarafından düzenlenen Muharrem Orucu’nun 11. gün programında canlar bir araya gelerek oruçlarını açtı, lokmalarını paylaştı. İnanç Kurulu Üyesi Ali Halisçelik Dede’nin okuduğu gülbenkle başlayan programda, birlik ve beraberlik duyguları ön plana çıktı. Oruçların açılmasının ardından semahlar dönüldü, deyişler söylendi ve manevi atmosfer derinleşti.
Mersin Cemevi Halk Müziği Çocuk Korosu’nun seslendirdiği deyişler katılımcılar tarafından ilgiyle dinlenirken, program boyunca dayanışma ve paylaşma kültürü vurgulandı.
Etkinlikte konuşan Hasan Kılavuz, Alevi inancında “ocak” kavramının yalnızca bir mekân değil, aynı zamanda insanı olgunlaştıran ve manevi olarak yoğuran bir değer olduğunu ifade etti. Kılavuz, ocak kültürünün Anadolu’nun kadim inanç mirasıyla günümüze taşındığını belirterek, bu geleneğin korunmasının önemine dikkat çekti.
Alevi inancında ocak kültürünün merkezi bir yere sahip olduğunu vurgulayan Kılavuz, bu bağın gelecek kuşaklara aktarılmasının inanç sürekliliği açısından kritik olduğunu söyledi. Cemevlerinin de bu manevi mirası yaşatmada önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.
Program, lokmaların paylaşılması ve muhabbet ortamında geçen sohbetlerle sona erdi.
Suç Örgütlerini Çökerten Başsavcı Gülşen Arslan Mersin’e Atandı
HSK Birinci Dairesi’nin son kararıyla Seydikemer Cumhuriyet Başsavcısı Gülşen Arslan’ın Diyarbakır’a olan ataması iptal edilerek Mersin Cumhuriyet Savcılığı görevine getirildi. Organize suçlara karşı yürüttüğü operasyonlarla tanınan Arslan’ın yeni görevi yargı camiasında “stratejik atama” olarak yorumlandı.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi’nin 12 Haziran 2026 tarihli adli yargı kararnamesi sonrası yargı kulislerinde dikkat çeken bir değişiklik yaşandı. Kararnameyle ilk etapta Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığına atanan Gülşen Arslan, yapılan yeniden değerlendirme sonucunda Mersin Cumhuriyet Savcılığı görevine getirildi. HSK’nın son kararıyla birlikte Arslan’ın Diyarbakır ataması iptal edilirken, görev yeri Türkiye’nin en önemli liman kentlerinden biri olan Mersin olarak güncellendi. Yargı çevrelerinde bu değişiklik “kritik ve stratejik bir hamle” olarak değerlendirildi.
Görev yaptığı süreçte organize suç örgütlerine yönelik yürüttüğü operasyonlarla tanınan Arslan, özellikle “Daltonlar Çetesi”ne yönelik soruşturmalardaki rolüyle dikkat çekmişti. Suç örgütlerinin finansal yapısı ve lojistik ağlarına yönelik yürütülen operasyonlar, yargı camiasında geniş yankı uyandırmıştı.
Yeni görev yeri olan Mersin’in, hem liman yapısı hem de uluslararası ticaret hacmi nedeniyle ekonomik suçlar ve organize suçlar açısından kritik bir merkez olarak görülmesi, atamanın önemini daha da artırdı. Yargı kulislerinde, Arslan’ın Mersin’de görev yapacağı dönemde özellikle finansal suçlar, kaçakçılık ve organize suç yapılarıyla ilgili dosyalarda aktif rol üstleneceği ve yeni operasyonlara imza atabileceği değerlendiriliyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.