18 Nisan 2026 Cumartesi
Aziz milletimiz, değerli basın emekçileri,
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarımızda; öğrencilerimizi, öğretmenlerimizi ve çalışanları hedef alan nefret uyandırıcı olayları derin üzüntü ve endişeyle takip ediyor, en güçlü şekilde kınıyoruz.
Hayatını kaybeden evlatlarımıza ve öğretmenlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.
Çocuklarımız üzerinden yaşanan kahredici olaylara dizlerimizi döverek değil, bu olayların neden yaşandığını doğru tahlil ederek ve ona göre çözüm yollarını ortaya koyarak yaklaşmak zorundayız.
Öncelikle çocuklarımızı zorbalık, şiddet ve cinayet konusu yapan olayların yeni olmadığını, son 8-10 yıldır adım adım ortaya çıkmaya başladığını hatırlayalım. Dijital dünyanın her şeyimize bulaşması ve bizi terörize etmesi, olayları hızlandırmaktadır. Bir çocuğu kafa kesen veya okul basıp öğretmen ve arkadaşlarını silahla tarar hale getiren nedenler, görünürdeki şiddet ve katil zanlısı çocuktan çok daha büyük bir çocuk ve genç kitlesini,farklı derecelerde etkisi altına almaktadır. Yani ortada katliamcı 8, 10 veya 20 çocuk değil, on binlerce, yüz binlerce zehirlenmiş çocuğumuz vardır, hedefe konmuş nesillerimiz ve geleceğimiz vardır… Türkiye’nin emperyalist siyonist ABD-İsrail saldırganlığına bağlı milli güvenlik sorununun yanında bir de içeriden, gençliğinin zehirlenmesine bağlı milli güvenlik sorunu olduğunu anlayalım.
Bu olayları bireysel ve rastlantısal olarak gören ve çözümü okullarda güvenlik tedbirlerini artırmakta bulan anlayışı, en hafif tabirle sığlık ve körlük olarak kabul ediyoruz.
Sorunun kaynağı, 1980 darbesiyle birlikte, emperyalist Batı’nın küresel neoliberal sistemine eklemlenmemizin sonucu olarak uğradığımız ekonomik, sosyal, kültürel yıkımdır.
1980’den sonra sadece eğitim sistemimize bakıldığında gördüklerimiz şunlardır:
Eğitimde fırsat eşitliği ilkesi yok edilmiştir. Bilimsel, akılcı, çağdaş eğitimden uzaklaşılmıştır. Eğitim, en karlı ticari araçlardan biri haline getirilmiş vetarikat/cemaat bağlantılı vakıflara terk edilmiştir. Öğretmenlik mesleği değersizleştirilmiştir.50 yıldır öğrencilerin LGS, YKS gibi merkezi sınavlara yarış atı psikolojisiyle yetiştirilmesi sorununa çözüm getirilememiştir. Çocuklarımız modern çağın yobazlığını üreten sosyal medya, dijital oyunlar ve ekran bağımlılığına teslim edilmiştir. Çocuk için çılgınca tüketen ve çocuğa tapınan aile modeli teşvik edilmiştir. Okullardaki disiplin ve otorite eksikliğine çare bulunamamıştır. Gençler arasında ve okul ortamında, “akran zorbalığı”, uyuşturucu kullanımı, ateşli silah kullanımı, suç çeteleri gibi tehlikeli gidişatın önüne geçilememiştir.Çocuklarımıza umut dolu aydınlık bir gelecek modeli sunulamamıştır. Öğretmenlerin kan, ter dökerek öğrencilerine vermeye çalıştığı insancıllık, duygudaşlık, paylaşmacılık, vatanseverlik, çalışkanlık gibi değerler, sistemin dayattığı sosyal ve kültürel çürümearaçlarıyla havada bırakılmıştır.
Bütün bu eksikler ve hatalar, Türkiye’mizin, çok gelişeceğiz yalanıyla Batı’nın emperyalist kapitalist hegemonyasına bile isteye teslim edilmesi ve akabinde, Cumhuriyetimizin halkçı, devletçi, devrimci eğitim ve kültür politikalarının terk edilmesisonucunda ortaya çıkmıştır.
Dün, 17 Nisan, ortaya koyduğu ekonomik ve toplumsal başarıyla tariflere sığmayan Köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. yıldönümüydü. 17 Nisan 1940’da Köy Enstitüsü yasası çıktığında Türkiye, Atatürk önderliğinde kurulmuş 17 yaşında, onurlu, başı dik,bağımsız bir devletti. “Milletin menfaatine bu model uygundur” dendi ve üretime dayalı,iş içinde eğitim veren bu okullar açıldı. Başarı öyle büyüktü ki,emperyalist Batı bloğuna göz kırpan iktidarlar bu okulları kapattılar. Köy Enstitüleri eğitim ve kültür devrimlerimizin Sarı Öküz’üdür. Tam bağımsızlığını kaybeden Türkiye’de Cumhuriyetin eğitim ve kültür politikaları önce aşındı, sonra eridi gitti.
Küresel emperyalist sistemin bağımsızlıkçı milli devletleri çökertmek üzere; bencilleşmiş, yalnızlaşmış, kimliksizleşmiş, cinsiyetsizleşmiş, yaşam amacını sınırsız haz ve tüketimle eşitlemiş bireylerden oluşan toplumlar tasarımladığını ve pek akılcı olarak hedefe çocukları koyduğunubiliyoruz. Halkımız da biliyor. Zaten el ele tutuşup çöküşe geçmiş olan küresel mafya ekonomisiyle, emperyalist Amerika’sıyla, NATO’suyla, Avrupa Birliği’yle yola devam ettiğimiz her an, halkımız, çocuklarımız, gençlerimiz, kadınlarımız adına zarardır, ziyandır.
Çocuklarımızı yozlaşmanın pençesinden kurtarmanın çaresi, üretim odaklı bir milli iktidar bakışıylaCumhuriyetin eğitim ve kültür politikalarına dönmektir. Öğretim Birliği Yasası yeniden hayata geçirilmeli, eğitim bilimsel ve kamucu olmalıdır. Gençliğimiz eşsiz Anadolu kültürüyle donatılarak aldığı hasarlardan arındırılmalı, insanı merkeze koyan yepyeni bir uygarlığın bilinçlere taşınmasındakültürel işbirliklerinin yolu açılmalıdır. Çocuklarımızı geri kazanmanın başka bir yolu yoktur.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Uluslararası Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği Genel Başkanı Nevaf Kılıç, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta eğitim kurumlarında meydana gelen saldırılara ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıç, yaşanan olayların yalnızca eğitim değil, toplumun tüm yapısını etkilediğini ifade etti.
TOPLUMSAL VE EKONOMİK ETKİ
Uluslararası Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği Genel Başkanı Nevaf Kılıç, eğitimde güvenliğin toplumun genel istikrarı açısından kritik olduğunu belirtti.
Nevaf Kılıç, “Eğitim kurumlarında yaşanan bu tür olaylar sadece eğitim sistemini değil, aynı zamanda toplumsal huzuru ve ekonomik dengeleri de olumsuz etkilemektedir.” ifadelerini kullandı.
BAŞSAĞLIĞI VE ŞİFA MESAJI
Uluslararası Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği Genel Başkanı Nevaf Kılıç, hayatını kaybedenler için başsağlığı dileklerini iletti.
Nevaf Kılıç, “Hayatını kaybeden öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet diliyor, ailelerine sabır temenni ediyorum. Yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum.” şeklinde konuştu.
GÜVENLİK VE İSTİKRAR VURGUSU
Uluslararası Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği Genel Başkanı Nevaf Kılıç, eğitimde güvenliğin sağlanmasının ülke istikrarı için önemli olduğunu vurguladı. Nevaf Kılıç, “Çocuklarımızın güvenli bir ortamda eğitim alması, sağlıklı bir toplum ve güçlü bir ekonomi için vazgeçilmezdir.” ifadelerini kullandı.
ORTAK SORUMLULUK ÇAĞRISI
Uluslararası Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği Genel Başkanı Nevaf Kılıç, tüm kesimlere çağrıda bulundu.
Nevaf Kılıç, “Bu tür acıların tekrar yaşanmaması için devlet, toplum ve tüm kurumlar birlikte hareket etmelidir.” şeklinde konuştu.
Doğru Yol Partisi (DYP) Mersin İl Başkanı Nesrin Vural, yaptığı açıklamalar sırasında duygusal anlar yaşayarak canlı yayında gözyaşlarına hâkim olamadı. Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntılar, adalet arayışı ve vatandaşın artan geçim mücadelesine dikkat çeken Vural’ın sözleri izleyenleri derinden etkiledi.
HALKIN ÇIĞLIĞI KARŞISINDA DUYGULANDI
Konuşması sırasında toplumun yaşadığı zorluklara değinen Başkan Nesrin Vural, özellikle dar gelirli ailelerin, gençlerin ve emeklilerin yaşadığı sıkıntıları anlatırken sesi titredi. Vural, vatandaşın artık beklemekten yorulduğunu ifade ederek gözyaşlarını tutamadı.
“HALK ADALET, EKMEK VE ÖZGÜRLÜK BEKLİYOR”
Başkan Vural, “Bugün vatandaş siyasi kavgaları değil, evine götüreceği ekmeği düşünüyor. İnsanlarımız adalet bekliyor, özgürlük bekliyor, huzur bekliyor. Bu ses duyulmazsa yarın çok geç olabilir” dedi.
ESKİ SİYASET ANLAYIŞINA TEPKİ
Yıllardır aynı söylemlerle milletin karşısına çıkan anlayışların artık topluma umut veremediğini belirten Vural, halkın yeni çözümler ve samimi kadrolar istediğini söyledi.
“MERSİN DEĞİŞİM İSTİYOR”
Mersin’de vatandaşlarla sürekli temas halinde olduklarını vurgulayan Nesrin Vural, kentte de ekonomik baskının ciddi şekilde hissedildiğini ifade ederek, “Mersin değişim istiyor. İnsanlar artık laf değil icraat görmek istiyor” diye konuştu.
DUYGUSAL ANLAR GÜNDEM OLDU
Canlı yayındaki duygusal anları kısa sürede geniş yankı uyandıran Başkan Vural’ın açıklamaları, sosyal medyada da çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşıldı.
Türkiye’nin Sesi SES Partisi Genel Başkanı Atıf Özbey, partinin teşkilatlanma süreci ve kongre hazırlıklarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özbey, partinin Türkiye genelinde büyümesini kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti.
41 İLDE TEŞKİLATLANMA TAMAMLANDI
Türkiye’nin Sesi SES Partisi Genel Başkanı Atıf Özbey, teşkilatlanma çalışmalarında önemli bir eşiğin aşıldığını belirtti.
Atıf Özbey, “41 ilde teşkilatlanmamızı tamamladık. Bu başarı, milletimizin partimize olan güveninin en açık göstergesidir.” ifadelerini kullandı.
KONGRE SÜRECİ BAŞLIYOR
Türkiye’nin Sesi SES Partisi Genel Başkanı Atıf Özbey, kongre sürecinin başladığını ve hazırlıkların hız kesmeden sürdüğünü dile getirdi.
Atıf Özbey, “İstanbul’daki güçlü başlangıcın ardından kongre heyecanımızı illerimize taşıyoruz. Adana, Ardahan, Bartın, Bursa, Hakkari, Karabük, Kars, Iğdır, Muş, Uşak, Yalova ve Şırnak’ta hazırlıklarımız devam ediyor.” şeklinde konuştu.
BÜYÜME VE KARARLILIK VURGUSU
Türkiye’nin Sesi SES Partisi Genel Başkanı Atıf Özbey, partinin her geçen gün daha da güçlendiğini vurguladı.
Atıf Özbey, “Türkiye’nin Sesi SES Partisi büyüyor, güçleniyor ve milletimizin umudu olmaya devam ediyor.” ifadelerini kullandı.
VATANDAŞLARA DAVET
Türkiye’nin Sesi SES Partisi Genel Başkanı Atıf Özbey, tüm vatandaşlara çağrıda bulundu.
Atıf Özbey, “Geleceğin Türkiye’sini birlikte inşa etmek için tüm yurttaşlarımızı bu kutlu yürüyüşte bizimle olmaya davet ediyoruz.” şeklinde konuştu.
Bayram öncesinde şehirlerarası otobüsle yolculuk yapmayı planlayan vatandaşları ilgilendiren dikkat çekici bir zam iddiası gündeme geldi. Artan maliyetler nedeniyle şehirlerarası otobüs bilet fiyatlarına yüzde 20 oranında zam yapılmasının beklendiği belirtildi.
Gazeteci Olcay Aydilek’in haberine göre, şehirlerarası yolcu taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren firmalar bayram öncesi yeni fiyat tarifesi için hazırlık yapıyor. Haberde, zam kararının sektördeki maliyet artışları nedeniyle gündeme geldiği aktarıldı.
Otobüs Firmalarının Zam İçin Anlaştığı Öne Sürüldü
Tüm Otobüsçüler Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Yıldırım’ın açıklamasına göre, 360 otobüs firmasının fiyat artışı konusunda uzlaşmaya vardığı ifade edildi. Buna göre bayram öncesinde şehirlerarası ulaşım ücretlerine önemli oranda zam gelmesi bekleniyor.
Sektörde gündeme gelen artışın yüzde 20 seviyesinde olacağı belirtilirken, bu durum özellikle bayram tatili öncesinde seyahat planı yapan vatandaşların bütçesini doğrudan etkileyecek.
Bazı Hatlarda Yeni Fiyatlar Dikkat Çekti
Mevcut fiyatlar ile zam sonrası oluşması beklenen rakamlar da paylaşıldı. Buna göre bazı şehirlerarası otobüs hatlarında öngörülen yeni ücretler şöyle:
• İstanbul – İzmir: Zamsız 1.300 lira | Zamlı 1.560 lira
• İstanbul – Kastamonu: Zamsız 1.250 lira | Zamlı 1.500 lira
• İstanbul – Rize: Zamsız 1.850 lira | Zamlı 2.220 lira
• İstanbul – Sivas: Zamsız 1.900 lira | Zamlı 2.280 lira
• İstanbul – Iğdır: Zamsız 2.100 lira | Zamlı 2.520 lira
• İstanbul – İnegöl: Zamsız 1.000 lira | Zamlı 1.200 lira
Özellikle uzun mesafeli seferlerde zamlı fiyatların 2 bin liranın üzerine çıkması dikkat çekti.
Bayram Öncesi Ulaşım Giderleri Artabilir
Bayram dönemlerinde artan yolcu talebiyle birlikte şehirlerarası ulaşım ücretleri her yıl yeniden gündeme gelirken, bu kez maliyet baskısının fiyatlara daha güçlü yansıması bekleniyor. Zam iddiasının hayata geçmesi halinde, memleketine gitmek ya da tatil planı yapmak isteyen çok sayıda vatandaş daha yüksek bilet fiyatlarıyla karşı karşıya kalacak.
Yetkililerden veya ilgili kurumlardan zam kararına ilişkin resmi fiyat tarifesinin netleşmesi beklenirken, gözler otobüs firmalarının bayram öncesi açıklayacağı yeni bilet ücretlerine çevrildi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.