DOLAR 45,4067 0.09%
EURO 53,3216 -0.28%
ALTIN 6.819,25-1,25
BITCOIN 3643422-1.87701%
Mersin
21°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

ozyar

ozyar

12 Mayıs 2026 Salı

KENDİ DUVARINI KULLANAMIYOR!

KENDİ DUVARINI KULLANAMIYOR!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mersin’de esnaf Haluk Sevinmiş, kendisine ait bina duvarını reklam için kiraya vermek istedi ancak Büyükşehir Belediyesi’nden 3 aydır izin alamadı. Belediye meclis kararıyla reklam alanlarının işletme hakkının Büyükşehir İmar A.Ş.’ye devredildiği belirtilirken, Sevinmiş “Kendi duvarımı bile kullanamıyorum” diyerek duruma tepki gösterdi.
Mersin’de bir esnaf, kendisine ait binanın duvarını kiraya verip reklam alanı olarak değerlendirmek istedi ancak yaklaşık 3 aydır Büyükşehir Belediyesi’nden gerekli izni alamadığı için mağduriyet yaşıyor. Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla bina cephelerindeki reklam alanlarının işletme hakkının Mersin Büyükşehir İmar İnşaat ve Ticaret A.Ş.’ye devredilmesi yer alıyor.
Akdeniz ilçesi Kuvaiye Milliye Caddesi üzerinde bulunan binanın sahibi Haluk Sevinmiş, mülkiyeti tamamen kendisine ait olan duvara reklam asmak için Mart ayında başvuruda bulundu. Ancak aradan geçen aylara rağmen başvurusuna net bir yanıt verilmedi.
İddiaya göre, belediye meclis kararı sonrası kent genelindeki bina duvarlarının reklam ve işletme hakları Büyükşehir İmar A.Ş. bünyesine geçti. Bu nedenle Sevinmiş’in kendi mülkü üzerindeki tasarrufu da fiilen engellenmiş oldu.
Yaşadığı duruma tepki gösteren Sevinmiş, “Duvar benim, bina benim ama kullanma hakkı benim değil. Ne reklam asabiliyorum ne de kiraya verebiliyorum. Üstelik aylardır cevap bekliyorum” diyerek yaşadığı mağduriyeti dile getirdi.
Kentteki birçok mülk sahibini yakından ilgilendiren uygulama, “özel mülkiyet hakkı” tartışmalarını da beraberinde getirdi. Vatandaşlar, kendi taşınmazları üzerindeki reklam alanlarının belediye şirketine devredilmesine tepki gösterirken, sürecin şeffaf yürütülmediğini savunuyor.
3 aydır sonuç alamayan mülk sahibi şu soruyu soruyor: “İnsan kendi duvarını kullanmak için daha ne kadar bekleyecek?”

Devamını Oku

YENİ NESİL REKABET: ŞİRKETLER DİJİTAL EKOSİSTEMLERDE NASIL KONUMLANMALI?

YENİ NESİL REKABET: ŞİRKETLER DİJİTAL EKOSİSTEMLERDE NASIL KONUMLANMALI?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte rekabetin doğası köklü bir dönüşüm geçiriyor. Artık şirketler yalnızca kendi ürün ve hizmetleriyle değil; içinde yer aldıkları, yönettikleri ve katkı sağladıkları dijital ekosistemlerle rekabet ediyor. Platform ekonomileri, veri paylaşımı, iş birlikleri ve entegre çözümler, yeni nesil rekabetin temel yapı taşlarını oluşturuyor.
ME Consultancy Kurucusu Murat Erdör’e göre, bu yeni düzende rekabet avantajı elde etmek, tek başına güçlü olmaktan değil; doğru ekosistemin parçası olmaktan geçiyor. Erdör, şirketlerin sürdürülebilir büyüme için “bağlantılı değer üretme” yaklaşımını benimsemesi gerektiğini vurguluyor.
REKABETTEN EKOSİSTEMLERE: OYUNUN KURALLARI DEĞİŞİYOR
Geleneksel rekabet anlayışında şirketler kendi sınırları içinde değer üretirken, dijital çağda bu sınırlar giderek ortadan kalkıyor. Tedarikçiler, iş ortakları, teknoloji sağlayıcılar ve hatta müşteriler, artık pasif konumdan çıkıp değer üretim sürecinin aktif paydaşları haline geliyor.
Bu dönüşüm, lineer değer zincirlerinden çok katmanlı ve etkileşimli değer ağlarına geçiş anlamına geliyor. Şirketler artık yalnızca kendi performanslarıyla değil; içinde bulundukları ağın toplam verimliliğiyle değerlendiriliyor. Bu da organizasyonların stratejik bakış açısını genişletmesini ve “ben” odaklı yapıdan “biz” odaklı modele geçmesini zorunlu kılıyor.
Erdör bu dönüşümü şu sözlerle özetliyor: “Artık rekabet, şirketler arasında değil; ekosistemler arasında yaşanıyor. Oyunu kazananlar ise en güçlü ağı kuranlar olacak.”
PLATFORM EKONOMİSİ VE DEĞER ORTAKLIĞI
Dijital ekosistemlerin merkezinde platformlar yer alıyor. Bu platformlar yalnızca teknolojik altyapılar değil; aynı zamanda çok taraflı pazar yerleri, veri merkezleri ve etkileşim alanlarıdır.
Başarılı platformlar, kullanıcılar, üreticiler ve iş ortakları arasında sürekli bir değer döngüsü oluşturur. Bu döngü ne kadar güçlü ve sürdürülebilir olursa, platformun yarattığı etki de o kadar büyür.
ŞİRKETLER AÇISINDAN KRİTİK SORU ŞUDUR: “PLATFORMUN NERESİNDEYİM?”
Kendi platformunu kuran lider şirketler oyunun kurallarını belirlerken; doğru platformlarda doğru rolü üstlenen şirketler de önemli rekabet avantajı elde edebilir. Bu noktada stratejik konumlanma, teknolojik yatırımdan daha belirleyici hale geliyor.
VERİ: EKOSİSTEMİN ORTAK DİLİ
Dijital ekosistemlerde tüm etkileşimin temelinde veri yer alır. Kullanıcı davranışlarından operasyonel süreçlere kadar her adım, veriyle ölçülür, analiz edilir ve optimize edilir.
Ancak veri tek başına değer yaratmaz. Asıl farkı yaratan; verinin doğru bağlamda yorumlanması, içgörüye dönüştürülmesi ve aksiyona çevrilmesidir. Bu nedenle şirketlerin yalnızca veri toplama kapasitesine değil, veri okuryazarlığına ve analitik yetkinliklerine yatırım yapması gerekiyor. Aynı zamanda veri paylaşımı, ekosistem içindeki iş birliklerinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir unsur. Şeffaf, güvenli ve etik veri kullanımı, şirketlerin uzun vadeli konumunu doğrudan etkiliyor.
İŞ BİRLİĞİ KÜLTÜRÜ: YENİ REKABETİN ANAHTARI
Dijital ekosistemlerde rekabet ve iş birliği kavramları iç içe geçmiş durumda. Şirketler bir yandan rekabet ederken, diğer yandan aynı ekosistem içinde birlikte değer üretmek zorunda kalıyor.
Bu durum, “coopetition” (iş birliği içinde rekabet) olarak tanımlanan yeni bir iş yapış biçimini ortaya çıkarıyor. Başarılı şirketler, bu dengeyi doğru kurabilen ve farklı paydaşlarla güven temelli ilişkiler geliştirebilen organizasyonlar oluyor.
Kurum içi kültür de bu dönüşümden doğrudan etkileniyor. Açık iletişim, ortak hedefler, esneklik ve güven; iş birliğini mümkün kılan temel unsurlar arasında yer alıyor.
ÇEVİKLİK VE STRATEJİK KONUMLANMA
Dijital ekosistemler statik değil; sürekli evrilen ve yeniden şekillenen yapılardır. Bu nedenle şirketlerin uzun vadeli, katı stratejiler yerine; modüler, test edilebilir ve hızlı güncellenebilir stratejik yaklaşımlar benimsemesi gerekiyor. Çevik organizasyonlar, yalnızca değişime uyum sağlamakla kalmaz; aynı zamanda değişimi fırsata çevirebilir. Yeni teknolojilerin, iş modellerinin ve pazar dinamiklerinin hızla ortaya çıktığı bu ortamda, erken aksiyon almak kritik bir rekabet avantajı yaratır. Erdör’e göre, “Strateji artık sabit bir yol haritası değil; sürekli güncellenen bir navigasyon sistemi gibi ele alınmalı.”
GÜVEN VE ŞEFFAFLIK: EKOSİSTEMLERİN TEMELİ
Dijital ekosistemlerin sürdürülebilirliği büyük ölçüde güvene dayanır. Farklı paydaşların bir arada değer ürettiği bu yapılarda, güvenin zedelenmesi tüm ekosistemi etkileyebilir.
Veri güvenliği, şeffaf iletişim ve etik yaklaşım, yalnızca yasal bir zorunluluk değil; aynı zamanda rekabet avantajı yaratan unsurlar haline gelmiştir. Kullanıcıların ve iş ortaklarının güvenini kazanamayan şirketlerin, ekosistem içinde kalıcı bir yer edinmesi giderek zorlaşıyor.
Erdör’e göre, “Dijital ekosistemlerde yer almak sadece teknik bir mesele değil; aynı zamanda bir güven meselesi. Şirketler ne kadar şeffaf ve güvenilir olursa, ekosistem içinde o kadar güçlü bir konum elde eder.”
YENİ REKABETİN KAZANANLARI: BAĞLANTI KURABİLENLER
Yeni nesil rekabet ortamında başarı; yalnızca iyi ürün ya da hizmet sunmakla sınırlı değil. Aynı zamanda doğru iş ortaklarıyla, doğru platformlarda ve doğru stratejilerle konumlanmayı gerektiriyor.
Bağlantı kurabilen, iş birliklerini yönetebilen ve ekosistem içinde değer yaratabilen şirketler; ölçek, hız ve etki açısından rakiplerinin önüne geçiyor.
Murat Erdör, bu dönüşümü şu sözlerle değerlendiriyor: “Geleceğin kazananları, en güçlü olanlar değil; en iyi bağlantı kuranlar olacak. Dijital ekosistemlerde yer almak bir tercih değil, zorunluluk haline geldi.”

Devamını Oku

GÖKÇEL, ÇAĞLARCA’DA GENÇ ÇİFTİN MUTLULUĞUNA ŞAHİTLİK ETTİ

GÖKÇEL, ÇAĞLARCA’DA GENÇ ÇİFTİN MUTLULUĞUNA ŞAHİTLİK ETTİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CHP 27. Dönem Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel, Mersin’in Çağlarca (Santıras) Köyü’nde düzenlenen nişan törenine katılarak Yılmaz ve Şahin ailelerinin gurur gününde başrolü oynadı.
MERSİN – Mersin siyasetinin sevilen ismi, CHP 27. Dönem Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel, bölge halkıyla iç içe olmaya devam ediyor. Gökçel, son olarak Çağlarca (Santıras) Köyü’nün köklü ailelerinden Yılmaz ve Şahin ailelerinin evlatları Raziye ve Sefa’nın nişan merasimine katılarak genç çiftin mutluluğuna ortak oldu.
“Gençlerimizin Her Zaman Yanındayız”
Törende büyük bir ilgiyle karşılanan Cengiz Gökçel, davetlilerle tek tek selamlaşarak sohbet etti. Genç çiftin nişan yüzüklerini takmak üzere kürsüye davet edilen Gökçel, burada yaptığı konuşmada aile birliğinin ve toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaptı.
Gökçel, törende yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Çağlarca Köyü’müzden Yılmaz ve Şahin ailelerinin kıymetli evlatları Raziye ve Sefa’nın nişan törenlerine katılarak bu güzel başlangıca şahitlik ettik. Bir ömür boyu sürecek bu yolculuğun ilk adımını atan gençlerimizi gönülden tebrik ediyorum. Onların yüzündeki mutluluk bizim en büyük motivasyon kaynağımızdır. Her iki ailemizi de kutluyor; Raziye ve Sefa’ya sevgi, huzur ve mutluluk dolu bir ömür diliyorum.”
Gökçel’den Anlamlı Dokunuş
Nişan kurdelesini hayırlı uğurlu olması temennileriyle kesen Gökçel, tören boyunca samimi tavırlarıyla dikkat çekti. Hem köy halkıyla hem de çevre köylerden gelen vatandaşlarla yakından ilgilenen Gökçel, törenin ardından davetlilerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirerek bu mutlu günü ölümsüzleştirdi.
Yılmaz ve Şahin aileleri, bu özel günlerinde kendilerini yalnız bırakmayan ve törene katılarak onurlandıran Cengiz Gökçel’e teşekkürlerini iletti.

Devamını Oku

Mersin tarımında akıllı hamle çağrısı

Mersin tarımında akıllı hamle çağrısı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir ve Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, tarımsal üretimde verimliliği artıracak “Akıllı Tarım Deneme Sahaları” kurulması için hükümete ve sektöre çağrıda bulundu. Akıllı tarımın artık bir tercih değil, sürdürülebilirlik için bir zorunluluk olduğunu vurgulayan oda başkanları, Türkiye’nin kendi yerel dinamiklerini temel alan bir teknoloji test ağı oluşturması gerektiğini belirtti.
Dörtlü iş birliği modeli önerisi
Özdemir, ABD’de başarıyla uygulanan Ulusal Tarım Teknolojisi Deneme Sahaları Ağı (NPG-Ag) modelini örnek göstererek; kamu, özel sektör, üniversite ve çiftçinin bir arada olduğu sistematik bir yapının kurulması gerektiğini ifade etti. Bu modelde üniversitelerin araştırma merkezi, özel sektörün teknoloji sağlayıcı, çiftçinin ise sahadaki ana uygulayıcı olması hedefleniyor. Özdemir, Türkiye’de 3,6 milyon dekar araziye sahip olan Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) sahalarının bu teknolojik dönüşüm ve test süreçleri için paha biçilemez bir potansiyel sunduğuna dikkat çekti.
Akıllı tarım ile sürdürülebilir gelecek
• Dijital Dönüşüm: Üretimden lojistiğe kadar tüm süreçlerde yapay zeka, sensör sistemleri ve veri analitiği kullanımı temel alınıyor.
• Kaynak Verimliliği: Su, enerji ve gübre kullanımında maksimum tasarruf sağlanırken üretim maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanıyor.
• Gıda Güvenliği: Veriye dayalı kararlar sayesinde ilaç kalıntısı olmayan, izlenebilir ve yüksek kaliteli ürünlerin yetiştirilmesi hedefleniyor.
Devlet desteği ve bütçe vurgusu
Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, bu teknolojik dönüşümün ancak devlet eliyle ve ciddi bütçe ayırarak gerçekleştirilebileceğini belirtti. Yılmaz, “Akıllı tarım, daha az masrafla daha çok ve güvenli gıda üretmektir. Bu sürecin devletin yetişmiş uzmanları ve teşvikleriyle yönetilmesi vazgeçilemezdir” diyerek, dijitalleşen tarımın stratejik önemine vurgu yaptı. Türkiye’nin küresel tarım piyasasında rekabet gücünü koruması için bu inovatif dönüşüm modelinin bir an önce hayata geçirilmesi bekleniyor.

Devamını Oku

Emekli emlak vergisinden muaf ama şartları biliyor musunuz?

Emekli emlak vergisinden muaf ama şartları biliyor musunuz?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mayıs ayının emlak vergisinde birinci taksit ödeme dönemi olması, milyonlarca emekliyi yakından ilgilendiren “sıfır oranlı vergi” avantajını yeniden gündeme taşıdı. Brüt 200 metrekareyi geçmeyen tek konutu olan emekliler için sağlanan bu imkan, belirli şartların bir arada bulunmasını zorunlu kılıyor.
Gelir sınırı ve istisnalar mercek altında
Sıfır vergi uygulamasından faydalanabilmek için temel şart, gelirin sadece sosyal güvenlik kurumundan alınan emekli aylığından ibaret olması. Ancak mevzuat, hayatın olağan akışını sekteye uğratmamak adına menkul sermaye iratları için esneklik tanıyor. Maliye Bakanlığı’nın güncel düzenlemelerine göre, 2025 yılında 330 bin lirayı aşmayan faiz, repo veya temettü gibi gelirler muafiyetten yararlanmaya engel teşkil etmiyor.
Kira gelirleri hususunda ise kritik bir ayrım bulunuyor. Tek konutunu kiraya verip kendisi de kirada oturan emekliler, Bakanlık tebliğleri uyarınca indirimli vergi oranından faydalanabiliyor. Ancak emekli maaşına ek olarak bir taşınmazdan kira geliri elde edip başka bir mülkte ikamet etmeyenlerin durumu, “başka geliri olmama” şartını ihlal edebiliyor.
________________________________________
Uygulamanın temel esasları
• Tek Mesken Kriteri: Muafiyet yalnızca brüt 200 metrekareyi aşmayan tek konut için geçerli. Emeklinin gelir getirmeyen arsa, arazi veya dükkan sahibi olması bu hakkı ortadan kaldırmıyor.
• Yazlık ve Devre Mülkler: Dinlenme amacıyla kullanılan yazlık evler muafiyet kapsamı dışında tutuluyor. Fakat bu konutlarda yıl boyunca sürekli ikamet edilmesi halinde sıfır vergi imkanı doğabiliyor.
• Hisseli Tapu Durumu: Hisseli mülkiyetlerde, emekli kendi payı oranında vergiden muaf tutuluyor. Burada 200 metrekare sınırı, hisse payına göre değil, konutun toplam büyüklüğüne göre hesaplanıyor.
Başvuru süreci ve taahhütname
Bu haktan yararlanmak isteyen hak sahiplerinin, ilgili belediyelere başvurarak şartları taşıdıklarına dair matbu taahhütname vermeleri yeterli oluyor. Daha önce taahhütname vermiş olanların, durumlarında bir değişiklik olmadığı sürece her yıl yeniden başvuru yapmalarına gerek duyulmuyor. Yabancı ülkelerin sosyal güvenlik kurumlarından maaş alanların ise bu düzenlemeden yararlanma hakkı bulunmuyor.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.