07 Mart 2026 Cumartesi
GÜÇLÜ KADINLARLA, AYDINLIK YARINLARA!
8 Mart Dünya Kadınlar Günü; kadınların eşitlik, adalet ve toplumsal hayatta hak ettikleri konuma ulaşmak için verdikleri onurlu mücadelenin en önemli simgesidir.
Kadınların emeği, bilgisi ve sarsılmaz kararlılığı; sadece ailelerimizin değil, ülkemizin ve modern toplumun geleceğini şekillendiren en temel güçtür. Yaşamın her alanında olduğu gibi kadınların gösterdiği azim ve disiplin, bizlere her zaman ilham kaynağı olmaktadır.
ZEHRA KORKMAZ olarak; kadınların her türlü ayrımcılıktan uzak, özgürce ve eşit şartlarda var olabildiği güçle çalışmaya devam edeceğiz.
Bu anlamlı gün vesilesiyle; başta kıymetli annelerimiz olmak üzere, dünyayı sevgisiyle güzelleştiren, azmiyle değiştiren tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor; sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yaşam diliyorum.
ZEHRA KORKMAZ
ÇEVRE MÜHENDİSİ

EMEĞE SAYGIYLA, GELECEĞE İNANÇLA…
“Bir toplumun gelişmişlik düzeyi, kadına verdiği değer ve sunduğu imkanlarla ölçülür. Kadınlarımızın azmi, zekası ve sarsılmaz iradesi, ülkemizi ve dünyayı çok daha güzel bir yarınlara taşıyacaktır.
Hayatın her anında; tarladan fabrikaya, evden ofise, sanattan bilime kadar her alanda emeğiyle mucizeler yaratan, varlığıyla bizlere güç veren tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü‘nü en kalbi duygularımla kutluyorum.
Eşitliğin, adaletin ve huzurun hakim olduğu bir dünya dileğiyle…”
ZEKİ AVCU

Değerli Basın Mensupları,
Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bu anlamlı gün yalnızca bir kutlama günü değil; aynı zamanda kadınların toplumsal hayatta karşılaştıkları sorunların hatırlanması, tartışılması ve çözüm yollarının aranması açısından büyük önem taşımaktadır.
Kadınlar, toplumun temel yapı taşlarından biridir. Bir toplumun gelişmişliği, kadınların eğitim, ekonomi, siyaset ve sosyal hayattaki konumuyla doğrudan ilişkilidir. Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha güçlü, daha üretken ve daha adil bir geleceğe sahip olur.
Türkiye’de nüfusun yaklaşık yarısını kadınlar oluşturmaktadır. Güncel verilere göre ülkemizde 42 milyondan fazla kadın yaşamaktadır ve bu sayı toplam nüfusun yaklaşık %50’sine karşılık gelmektedir. Ancak nüfusun yarısını oluşturan kadınların ekonomik ve sosyal hayattaki temsili henüz aynı seviyede değildir.
Kadınların iş gücüne katılım oranı bugün yaklaşık %35 seviyesindedir. Aynı oran erkeklerde %70’in üzerindedir. Bu durum kadınların sahip olduğu potansiyelin hâlâ tam anlamıyla değerlendirilemediğini göstermektedir.
Eğitim alanında ise geçmişe göre önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Kadınların okuryazarlık oranı %96’nın üzerine çıkmış, üniversite mezunu kadın oranı ise %22 seviyesine ulaşmıştır. Eğitim seviyesi yükseldikçe kadınların çalışma hayatına katılımının da arttığı görülmektedir. Nitekim yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı %68’e yaklaşmaktadır.
Siyasi temsil açısından bakıldığında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadın milletvekili oranı yaklaşık %20 seviyesine ulaşmıştır. Bu oran geçmiş yıllara göre önemli bir ilerleme olmakla birlikte, kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması gerektiğini göstermektedir.
Ancak kadınların toplumsal rolü yalnızca istatistiklerle ifade edilemez. Türk kadını tarih boyunca toplumun en güçlü unsurlarından biri olmuştur. Kurtuluş Savaşı’nda cephede mücadele eden Nene Hatunlar, Kara Fatmalar; fikirleriyle topluma yön veren Halide Edipler ve göklerde Türk bayrağını dalgalandıran Sabiha Gökçenler bu milletin yetiştirdiği güçlü kadınların en önemli örnekleridir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk de kadınların toplumdaki yerinin önemini şu sözlerle ifade etmiştir:
“Dünyada her şey kadının eseridir. Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.”
Bu söz bize açıkça göstermektedir ki kadınların eğitimde, bilimde, ekonomide, siyasette ve sosyal yaşamda güçlü şekilde yer alması sadece kadınların değil, toplumun tamamının gelişmesi anlamına gelmektedir.
Kadın; bir anne, bir öğretmen, bir emekçi ve bir toplum kurucusudur. Kadına değer veren toplumlar güçlü olur ve geleceğini sağlam temeller üzerine kurar.
Bu vesileyle Hürriyetçi Büro-Sen olarak başta annelerimiz olmak üzere emekleriyle toplumu ayakta tutan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yaşam diliyoruz.
Saygılarımla.
Mustafa GÜVEN
Hürriyetçi Büro-Sen
Genel Başkan Yardımcısı
Mersin İl Temsilcisi
Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Üyesi Av. Sena Yılmaz Banisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü farkındalık etkinlikleri kapsamında Mersin Fotoğraf Derneği üyeleri ve kursiyerlerine kadının hukuki hakları konusunda bilgilendirme yaptı.
Av. Sena Yılmaz Banisi, dernek salonunda gerçekleştirilen bilgilendirme çalışmasında fotoğraf sanatçılarına; kadın hakları kapsamında ayrımcılık, toplumsal cinsiyet ve sonuçları, temel insan hakları ve uluslararası belgeler, 6284 sayılı Kanun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve İş Kanunu’nda kadına tanınan haklar hakkında bilgiler verdi. Banisi konuşmasında ayrıca 2025 yılı kadın cinayetleri verilerine, kadının insan hakları, şiddet türleri, şiddet mağduru kadınların başvurabilecekleri kurumlar ve Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezinin şiddet mağduru kadınlara sağladığı hukuki destek konularına da değindi.
“6284 SAYILI KANUN, KADININ HAKLARINI KORUYOR”
6284 Sayılı Kanunun önemi hakkında bilgiler veren Av. Sena Yılmaz Banisi, “Resmi ya da dini nikahlı olunan eş, boşanılan eş, baba, abi, dayı, kuzen, nişanlı, eski sevgili, sevgili vb. kısaca çevredeki erkekler ya da tanımadığı biri şiddet uyguluyor olabilir. 6284 sayılı Kanun şiddetten korumak ve şiddet uygulayan kişileri engellemek için önemli olanaklar sağlıyor. 6284 Sayılı Kanun’un kapsam alanı; tüm kadınlar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları, geçici maddi yardım ve sağlık giderlerinin karşılanması, şiddet mağduru ve uygulayanına yönelik destek hizmetleri, önleyici tedbir kararının ihlali halinde zorlama hapsi, tedbirlerin etkin olarak uygulanmasını izleme, acil durumlarda kolluğa yetki, teknik araç ve yöntemlerle takip, ihbar yükümlülüğü, medyaya sorumluluklardır” ifadelerini kulandı.
Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili ve MYK Üyesi Dr. Levent Uysal, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada gündeme ilişkin önemli mesajlar verdi. Uysal, konuşmasını başlangıçta “gıda terörü” başlığıyla hazırladığını ancak artan toplumsal şiddet olayları nedeniyle önceliği insan hayatına yönelik tehditlere ayırdığını ifade etti. MHP’li Uysal “Fatmanur hocamız şiddetin en kötüsüne maruz kaldı ve ne yazık ki hayatını, eğitimine emek verdiği kendi öğrencisi tarafından kaybetti. Artık bu şiddete hep birlikte “hayır” demeliyiz. Okullara kadar sızan şiddet sarmalına duvar örmek zorundayız.” açıklamasında bulundu.
Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili ve MYK Üyesi Dr. Levent Uysal Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde söz alarak İstanbul Çekmeköy’de öğrencisi tarafından bıçaklanarak ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik’i andı, şiddetin her türlüsüne karşı olacaklarını belirtti.
MHP’li Uysal, Türkiye’de şiddetin artık yalnızca sokaklarda değil; okullarda ve evlerde de görüldüğüne dikkat çekti. Kısa süre önce genç bir öğretmenin hayatını kaybettiğini hatırlatan Uysal, yaşanan olayın toplum vicdanında derin bir yara açtığını belirtti. Bir eğitim gönüllüsü, bir abi ve bir baba olarak konuştuğunu vurgulayan Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili ve MYK Üyesi Dr. Levent Uysal, öğretmenin kendi öğrencisi tarafından hayatını kaybetmesinin acıyı daha da artırdığını söyledi.
Şiddete karşı toplumsal birlik çağrısı yapan Uysal, “Artık sadece üzülmek yetmiyor. Okullarımıza kadar sızan bu şiddet sarmalına karşı güçlü bir duvar örmek zorundayız.” dedi. Ailelerin, toplumun ve özellikle çocukların sevgi, saygı, ahlak ve hukuk temelinde bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade eden MHP Mersin Milletvekili Dr. Levent Uysal, “Bu çürümeye dur demeliyiz, şiddete hayır demeliyiz.” çağrısında bulundu.
Konuşmasında ceza ve suç kavramlarına da değinen Uysal, “Cezanın yaşı olsa da suçun yaşı olmaz.” sözleriyle suça karşı net bir duruş sergiledi.
Uluslararası gelişmelere de değinen Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili ve MYK Üyesi Dr. Levent Uysal, İran’a yönelik saldırıları kınadığını belirterek, saldırılarda çok sayıda masum çocuk ve sivilin hayatını kaybettiğini ifade etti. Savaşın kazananı, barışın ise kaybedeni olmayacağını vurgulayan Uysal, “Önce insan diyoruz ve insan olduğumuzu hep hatırlatıyoruz.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.