DOLAR 44,1037 0.03%
EURO 50,9385 -0.61%
ALTIN 7.229,70-0,98
BITCOIN 29669490,25%
Mersin
10°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ozyar

ozyar

08 Mart 2026 Pazar

MERSİN’DEN 8 MART MESAJI: “GÜÇLÜ KADIN, GÜÇLÜ TOPLUMUN TEMELİDİR”

MERSİN’DEN 8 MART MESAJI: “GÜÇLÜ KADIN, GÜÇLÜ TOPLUMUN TEMELİDİR”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MERSİN’DEN 8 MART MESAJI: “GÜÇLÜ KADIN, GÜÇLÜ TOPLUMUN TEMELİDİR”

MERSİN – 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, tüm yurtta olduğu gibi Mersin’de de çeşitli etkinlikler ve anlamlı mesajlarla kutlanıyor. Siyasi ve toplumsal arenada kadının yerini güçlendirmeyi hedefleyen çalışmalar devam ederken, İYİ Parti Mersin kanadından da günün anlam ve önemine binaen kapsamlı bir açıklama geldi.

Ankara’da “Kadın Hayat Adalet” Zirvesi

Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle Ankara’da düzenlenen ve İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun teşrifleriyle gerçekleştirilen “Kadın Hayat Adalet” konulu panel, büyük bir katılıma sahne oldu. Mersin teşkilatının da yakından takip ettiği ve 81 ilin kadın ve aile politikaları başkanlarının hazır bulunduğu bu dev organizasyonda, kadının toplumsal yaşamdaki vazgeçilmez rolü masaya yatırıldı.

Ofluoğlu: “Kadın Varsa Adalet Vardır”

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan siyasetin ve toplumun sevilen ismi, Mersin’in gür sesi Ofluoğlu, kadının sadece aile içinde değil, hayatın her alanında hak ettiği değeri görmesi gerektiğini vurguladı. Ofluoğlu, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“8 Mart, sadece bir takvim yaprağı değil; kadının emeğinin, sabrının ve mücadelesinin sembolüdür. Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirdiğimiz panelde de vurgulandığı üzere; kadının özgür olmadığı, adaletle korunmadığı bir yapıda toplumsal refahtan söz edilemez. Güçlü kadın, güçlü toplumun temelidir.”

81 İlden Tek Ses: Adalet ve Eşitlik

Panelde bir araya gelen kadın kolları ve aile politikaları başkanları, yerelden genele kadın haklarının korunması ve istihdamda kadının öncelenmesi noktasında görüş birliğine vardı. Mersin’in de bu vizyonda öncü bir kent olması gerektiğinin altı çizilirken, Ofluoğlu tüm kadınların bu özel gününü en içten dilekleriyle kutladı.

Özel Haber: Özyar Mersin Postası

 

Devamını Oku

KADIN AİLENİN DİREĞİ, TOPLUMUN TEMEL TAŞIDIR GÜÇLÜ KADIN, GÜÇLÜ AİLE, GÜÇLÜ TOPLUM

KADIN AİLENİN DİREĞİ, TOPLUMUN TEMEL TAŞIDIR  GÜÇLÜ KADIN, GÜÇLÜ AİLE, GÜÇLÜ TOPLUM
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

 

Kadınların temel hak ve özgürlükler mücadelesinin tarihi, insan hakları mücadelesi tarihidir. Kadın hakları savunması olarak ortaya çıkan ekmek ve hak mücadelesi, daha sonraki yüzyıllarda cinsiyete dayalı ayrımcılığın ortadan kaldırılması mücadelesine dönüşmüştür. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etmiştir.

Sanayileşmeyle birlikte üretime dayalı maddi kazanımın göreceli refahı ile yeni ama neredeyse tamamen ters bir istikamete yönelen materyalist Batı, geleneksel değerleri hayatın ve insanın merkezinden söküp atmıştır. Sadece insan enerjisi değil, insanı anlamlı kılan ahlaki, estetik, dinî, manevi, kültürel, ruhsal, ailevi ve şahsi değer ve tercihler de daha fazla üretim ve daha fazla para kazanmak uğruna terk edilmiştir.

Kapitalist burjuvazi, doymak, durmak bilmeyen bir iştahla kadının bizzat kendisini, üretimi, ticareti, pazarlaması yapılan devasa bir sektöre dönüştürdü. Kadın, tek tek bireyleri hedef alan kapitalist sömürü tezgâhının hem imajı hem amacı hem aracı hem objesi yapıldı. Gerçek manada ise kazanmaktan başka bir şey düşünmeyen Batı’nın eline kaybetmekten başka bir şey geçmedi. Bireysellik arttı, ahlak çöktü, ruhi bunalım çoğaldı, aile tükendi, toplumdağıldı. Böylece kadın üzerinden aile, aile üzerinden toplum savruldu. Şimdi de cinsiyet özgürlüğü saçmalığı ve türlü sapkınlıkların özendirilmesiyle bütün bir insanlık, soyu ve erdemleri ile yok edilmek istenmektedir.

 

Onlar için önemli olanın kadının bilgilenmesi, bilinçlenmesi, iş sahibi olması, ailesine ve milletine bağlı, onlarla mutlu, umutlu, güvenli, değerleriyle özgür olması değildir. Eğer samimi anlamda kadının sorun ve sıkıntılarını dert edinselerdi, şu kadar milyon kadın zor şartlarda çalışmaktadır, bu kadar milyon kadın savaş ve terör nedeniyle ölmüş, işkenceye, tecavüze uğramış, tutuklanmış, aç ve perişan vaziyette mülteci olmuş, kamplara sığınmış, kurşuna dizilmiş, en vahşi katliamların en savunmasız kurbanları olmuş, şu kadar bin kadın ve çocuk siyonistİsrail’in bombardımanıyla can vermiş, zindanlarına konulmuş, geçmişte Bosna-Hersek direnişinde şu kadar bin kadın tecavüze uğramış ve zalim Esat Suriyesi’nin zindanlarında bu kadar bin kadın tecavüze uğramış…Bunların hiç biri bu feministgüruhun umurunda bile olmamıştır. Son olarak,bütün dünyanın iğrenerek bilgi edindiği Epsteinalçaklığına karşı göstermelik de olsa kızların ve kadınların hak ve onurları adına bir cümle bile kuramamışlardır. İfşa olan bu skandalla birlikte bu kadın istismarcılarının da gizledikleri sahte, iğrenç yüzleri bir kez daha ortaya çıkmıştır.

İslam toplumunda ise kadın, anne, eş, kardeş kimliği ve bütün bir insanlık varlığının ortak paydaşı olarak her zaman saygı görmüş, siyasal, kültürel, sosyal alanda aktif olmuştur. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir dünyada cenneti annelerin ayakları altına seren, ilim öğrenmeyi ayrım yapmaksızın kadın-erkek herkese zorunlu kılan dinimiz, kültür ve medeniyet hayatımızı besleyen asıl kaynak olmuştur. Yüzyıllardır süren bu kültürün etkisiyle kadınlarımız arasından Nene Hatunlar gibi nice mücahidiler, KurtubalıLübna gibi nice bilim kadınları, MihrîHatun gibi şairler, Fatma Bacı gibi imalatçı, sanayici ve tüccarlar çıkmıştır, çıkmaya da devam etmektedir.

 

Biz acı-tatlı günlerinde birbirine destek veren, açı, yol, imkân olan, paylaşarak sevinçleri çoğaltan, hüzünleri azaltan, dayanışma içinde, güçlü, sevgi dolu, duygulu fertlerin ailelerinin toplumun temel taşı olduğu bir dünyayı savunuyoruz. Kadın güçlü olursa aile, aileyle birlikte toplum güçlü olur. Toplumu güçlü kılmak için aileyi koruması gereken düzenlemeler kadına daha fazla yardımcı ve destek olmalıdır.

8 Mart, çalışma hayatında ter akıtan kadınların sorunlarını çözmek için tarihte olduğu gibi aslına rücu etmeli, emekçi kadınların, çalışan annelerin sorunlarını çözmek için mücadeleye vesile olmalıdır.

Bu vesileyle, başta Filistin olmak üzere dünyanın her köşesinde zulme maruz kalan, katledilen, mülteci durumuna düşürülen, işkencelere maruz kalan, açlıkla boğuşan mazlum kadınları da hatırlatmak istiyoruz.

 

Eğitim-Bir-Sen Mersin 1 No’lu Şube olarak olarak, Dünya Kadınlar Günü’nün, kadınların hakkını teslim etme, emeğinin karşılığını esirgememe konusunda bir bilinç tazeleme günü olarak da değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor; kadınlara, aile, iş ve çalışma hayatlarında başarılar diliyoruz.

 

Ertuğrul YILDIZ

Eğitim-Bir-Sen Mersin 1 No’lu Şube Başkanı

Devamını Oku

40 yıllık vefa kalp spazmı dinlemedi: Eski dostların duygusal buluşması

40 yıllık vefa kalp spazmı dinlemedi: Eski dostların duygusal buluşması
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Mersin, yeşilçam ve gazino sahnelerinin tozunu yutan iki dev ismin 40 yıllık hasretine sahne oldu. Ünlü şair Ahmet Selçuk İlkan ile darbuka üstadı Haşim Üçyıldız’ı buluşturan görüşmede, hatıralar ve eski fotoğraflar havada uçuştu.

MERSİN – Özgecan Aslan anısına düzenlenen “Kadın Sözü” konseri için kente gelen ünlü şair ve şarkı sözü yazarı Ahmet Selçuk İlkan, Mersinli eski dostu Haşim Üçyıldız ile 40 yıl aradan sonra bir araya geldi. Gazino dönemlerinin unutulmaz sahnelerini paylaşan ikilinin buluşması, adeta bir zaman yolculuğuna dönüştü.

Kalp spazmı bile engel olamadı

Eski dostunun Mersin’e geleceğini duyan şair ve darbuka sanatçısı Haşim Üçyıldız, bu buluşma için gün sayarken talihsiz bir sağlık sorunu yaşadı. Kalp spazmı geçiren ve acilen hastaneye kaldırılarak anjiyo olan, damarına stent takılan Üçyıldız; doktorların istirahat tavsiyesine rağmen dostluk bağının gücüyle ayağa kalktı. Hastaneden çıkar çıkmaz İlkan ile buluşan Üçyıldız, vefanın her türlü engeli aşacağını kanıtladı.

Ferdi Tayfur’lu üçlü fotoğraf: 40 yıllık hediye

Buluşmanın en duygusal anı, Haşim Üçyıldız’ın özel arşivinden çıkardığı bir fotoğrafı İlkan’a takdim etmesiyle yaşandı. Merhum sanatçı Ferdi TayfurAhmet Selçuk İlkan ve Haşim Üçyıldız’ın birlikte yer aldığı üçlü fotoğraf, şairi duygulandırdı. Eskimiş albümlere bakarak geçmişi yad eden ikili, yitirdikleri sanatçı dostları için rahmet diledi.

“O yıllar mucize yıllardı”

Eski dostuna sağlık dileyen Ahmet Selçuk İlkan, günümüz sanat dünyası ile geçmişi kıyaslayarak şu ifadeleri kullandı:

“O yıllar mucize yıllardı, bir daha gelmez. Ne sanatçılar o zamanki gibi ne de mekanlar. Haşim abimiz adeta bir hatıra defteri gibi. O yıllar çok tarihiydi. Nefes aldığımız müddetçe sağlıklı olmaya ve güzel şeyler üretmeye devam edeceğiz.”

Berber dükkanından Almanya’ya uzanan anılar

Buluşmada İlkan, gençlik yıllarına dair samimi itiraflarda da bulundu. Adana’da ağabeylerinin berber dükkanında çalıştığı günleri anlatan ünlü şair, ağabeyinin daha sonra Almanya’ya giderek Türklere ait ilk berber dükkanını açtığını belirterek dostlarıyla nostaljik bir sohbet gerçekleştirdi.

 

Devamını Oku

Mersin’de lezzet göçü

Mersin’de lezzet göçü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mersin’de lezzet göçü

Yenişehir’de 15 yıldır köz ateşinde dönerin adresi olan Ada Kuzu Döner, çıtayı zirveye taşıdı. İşletmeci Hikmet Hakan Başkan, dünyanın en iyi kuzu ırkları arasında gösterilen tescilli “Balıkesir Kıvırcığı” etini Mersinlilerle buluşturmaya başladı.

Mersin’in gastronomi duraklarına bir yenisi daha eklenmek yerine, var olan bir klasik lezzetini “premium” seviyeye taşıdı. 2012 yılından bu yana Yenişehir Tulumba Kavşağı bölgesinde hizmet veren Ada Kuzu Döner, malzeme kalitesinde sınırları zorlayarak Türkiye’nin öteki ucundan, Balıkesir’den getirdiği özel etlerle misafirlerini ağırlıyor.

Balıkesir’den Mersin’e lezzet köprüsü

İşletme sahibi Hikmet Hakan Başkan, hizmet kalitesini artırmak için yaptıkları araştırmaların sonucunda rotayı Balıkesir’e çevirdiklerini belirtti. “Geleneksel köz ateşini, dünyanın en iyi kuzu ırklarından biri olan Balıkesir Kıvırcığı ile buluşturduk” diyen Başkan, 3-6 aylık özel kuzuların etlerini döner tezgahına taşıdıklarını ifade etti.

 

Devamını Oku

Talat Dinçer: “Emekliyi çalışmaya mecbur bırakan düzen can alıyor”

Talat Dinçer: “Emekliyi çalışmaya mecbur bırakan düzen can alıyor”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Mersin Milletvekili Talat Dinçer, Ankara’nın Çubuk ilçesinde emekli olduktan yalnızca üç gün sonra yeniden çalışmak zorunda kaldığı taş ocağında yaşamını yitiren işçi üzerinden emeklilerin geçim sıkıntısını Meclis gündemine taşıdı. Dinçer, düşük emekli aylıkları ve ağır yaşam koşullarının emeklileri yeniden en riskli işlere ittiğini belirterek hem Meclis araştırması açılmasını istedi hem de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle sorular yöneltti.

“EMEKLİLİK HUZUR DEĞİL, HAYATTA KALMA MÜCADELESİNE DÖNÜŞTÜ”

Dinçer’in Meclis Başkanlığı’na sunduğu önergede, yaşamını yitiren emeklinin yıllarca prim ödeyerek hak ettiği maaşla kira, fatura ve gıda giderlerini karşılayamadığı, bu nedenle dinlenmesi gereken yaşta yeniden ağır işlerde çalışmak zorunda kaldığı vurgulandı. Önergede, artan hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve temel ihtiyaçlara gelen zamların emeklileri yeniden işgücüne ittiği kaydedildi.

Dinçer, emekliliğin bir lütuf değil, yılların emeğinin karşılığı olduğunu belirterek, bugün birçok emekli için bu dönemin dinlenme ve insanca yaşam evresi olmaktan çıktığını, doğrudan bir hayatta kalma mücadelesine dönüştüğünü ifade etti.

EMEKLİLERİN AĞIR VE GÜVENCESİZ İŞLERDE ÇALIŞTIRILDIĞI VURGUSU

Önergelerde, yeniden çalışmak zorunda kalan emeklilerin çoğu zaman en ağır, en riskli ve en güvencesiz alanlarda istihdam edildiğine dikkat çekildi. Yaşın ilerlemesi, sağlık sorunlarının artması ve reflekslerin zayıflamasına rağmen emeklilerin madenlerde, inşaatlarda ve taş ocaklarında çalışmak zorunda bırakıldığına işaret edildi. Dinçer, bunun bireysel bir tercih değil, ekonomik zorunluluk olduğunu belirtti.

HEM ARAŞTIRMA ÖNERGESİ HEM YAZILI SORU ÖNERGESİ

Talat Dinçer, konuyla ilgili olarak TBMM Başkanlığı’na meclis araştırma komisyonu kurulması talebi sundu. Araştırma önergesinde, emeklileri yeniden çalışmaya mecbur bırakan ekonomik tablonun tüm yönleriyle incelenmesi gerektiği ifade edildi.

Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde de son beş yılda çalışırken iş kazasında hayatını kaybeden emekli sayısı, iş kazası sonucu sakat kalan emekli sayısı ve geçim sıkıntısı nedeniyle yeniden çalışmak zorunda kalan emeklilere ilişkin verileri sordu.

Dinçer’in Bakanlığa yönelttiği sorular arasında şu başlıklar öne çıktı: Son beş yılda iş kazasında hayatını kaybeden emekli sayısı, geçim sıkıntısı nedeniyle yeniden ağır işlerde çalışmak zorunda kalan emeklilerin sayısı, iş kazası sonucu sakat kalan emeklilerin toplamı ve hak ettiği maaşla geçinemediği için yeniden çalışmak zorunda bırakılan emeklilere ilişkin resmi veriler. Dinçer ayrıca, “Emeklilik huzur dönemi olması gerekirken neden hayatta kalma mücadelesine dönüştü?” sorusunu da gündeme taşıdı.

“BU TABLO DAHA KAÇ CAN ALACAK?”

Dinçer, emeklilerin yıllarca prim ödemesine rağmen kira, fatura ve temel ihtiyaçlar karşısında çaresiz bırakıldığını savunarak, mevcut ekonomik tablonun daha kaç emeklinin yaşamına mal olacağını sordu.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.