12 Mart 2026 Perşembe
AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, Ticaret Bakanlığı tarafından limon ithalatında uygulanan gümrük vergisine ilişkin yapılan yeni düzenleme hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Başkan Aldemir, Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan düzenlemenin hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumayı amaçladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Tarım ve gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanması, piyasalarda oluşabilecek spekülatif fiyat hareketlerinin önlenmesi ve vatandaşlarımızın temel gıda ürünlerine uygun fiyatlarla erişebilmesi amacıyla Ticaret Bakanlığımız önemli bir adım atmıştır. Bu kapsamda limon ithalatında uygulanan gümrük vergisi 31 Temmuz 2026 tarihine kadar geçerli olmak üzere %10 olarak yeniden düzenlenmiştir.”
Mersin’in Türkiye’nin en önemli limon üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Aldemir, düzenlemenin hem piyasa dengesi hem de üreticinin korunması açısından önem taşıdığını ifade etti.
“Bilindiği üzere Mersin ilimiz Türkiye’de limon üretiminin merkezi konumundadır. Devletimiz, üreticimizin emeğini korurken aynı zamanda tüketicimizin de uygun fiyatlarla ürüne ulaşmasını sağlamak adına dengeli bir politika yürütmektedir. Limonun hasat dönemi de dikkate alınarak 1 Ağustos 2026 tarihinden itibaren ithalatta gümrük vergisi tekrar %54 seviyesine çıkarılacaktır. Bu uygulama yerli üreticimizin korunmasına katkı sağlayacaktır.”
Başkan Aldemir, hükümetin tarım ve gıda piyasalarını yakından takip ettiğini de belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hükümetimiz, hem üreticimizin emeğini hem de vatandaşımızın alım gücünü koruyacak politikaları kararlılıkla uygulamaya devam etmektedir. Tarım ve gıda ürünlerinde fiyat istikrarını sağlamak, piyasayı dengede tutmak ve üreticimizi desteklemek adına gerekli tüm adımlar atılmaya devam edecektir.”
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Adem ALDEMİR
AK Parti Mersin İl Başkanı
Türkiye’nin ilk nükleer enerji projesi olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali için bir kez daha “acele kamulaştırma” kararı alındı. Santrale ulaşımı sağlayacak bağlantı yolu için bazı araziler hızla kamulaştırılacak. Resmî gerekçe tanıdık: proje için gerekli altyapının hızla tamamlanması.
Ancak asıl soru şu: Bu projelerde neden her şey “acele”?
Bir nükleer santral, dünyanın en karmaşık ve uzun vadeli enerji yatırımlarından biridir. Planlama süreci yıllar sürer, çevresel etkiler incelenir, altyapı gereksinimleri detaylı şekilde hesaplanır. Buna rağmen yıllardır gündemde olan bir projede bağlantı yolu için bile son anda “acele kamulaştırma” kararı alınması, planlamanın ne kadar sağlıklı yürütüldüğünü sorgulatıyor.
“Acele kamulaştırma” artık istisna değil
Türkiye’de acele kamulaştırma hukuken istisnai bir yöntem olarak tanımlanır. Normal şartlarda savaş, afet veya olağanüstü durumlarda kullanılabilecek bir araçtır.
Ancak son yıllarda bu yöntem neredeyse büyük projelerin standart uygulaması haline geldi. HES’lerden otoyollara, maden projelerinden enerji yatırımlarına kadar birçok projede aynı yöntem kullanıldı.
Yani mesele sadece Akkuyu değil.
Mesele, Türkiye’de büyük projelerin giderek “önce karar, sonra planlama” anlayışıyla yürütülmesi.
Enerji bağımsızlığı söylemi, dışa bağımlı bir model
Akkuyu projesi Türkiye’nin enerji bağımsızlığını güçlendirecek stratejik bir yatırım olarak anlatılıyor. Ancak bu söylemin arkasındaki model oldukça tartışmalı.
Santral, Rusya’nın devlet nükleer şirketi Rosatom tarafından yap-sahip ol-işlet modeliyle inşa ediliyor ve işletilecek. Yani santral yalnızca Rus teknolojisiyle yapılmıyor; uzun yıllar boyunca işletme kontrolü de büyük ölçüde Rusya’nın elinde olacak.
Bu noktada şu soru kaçınılmaz hale geliyor:
Enerji bağımsızlığı hedefiyle yapılan bir yatırım, gerçekten bağımsızlık mı yaratıyor, yoksa sadece bağımlılığın biçimini mi değiştiriyor?
Kamulaştırmanın görünmeyen tarafı
Kamulaştırma kararları çoğu zaman birkaç teknik paragraf ve parsel numaralarından ibaretmiş gibi sunulur. Oysa bu kararların gerçek hayattaki karşılığı çok daha somuttur.
Bir çiftçi için toprak yalnızca ekonomik bir varlık değildir; aynı zamanda yaşam biçimidir. Bir aile için arazi yalnızca bir mülk değil, kuşaklar boyunca aktarılan bir mirastır.
Acele kamulaştırma ise bu hikâyelerin çoğunu görünmez kılar. Çünkü süreç hızlı işler, itiraz mekanizmaları sınırlı kalır ve kararlar genellikle merkezi düzeyde alınır.
Enerji politikası mı, yönetim anlayışı mı?
Türkiye’nin enerji ihtiyacı gerçek ve büyüyen bir sorun. Yeni enerji kaynakları geliştirmek zorunludur. Ancak modern enerji politikası yalnızca santral inşa etmekten ibaret değildir.
Gerçek bir enerji politikası;
• şeffaf planlama,
• yerel katılım,
• bağımsız denetim,
• ve uzun vadeli stratejik düşünme gerektirir.
Akkuyu projesinde ise kamuoyunun gördüğü şey çoğu zaman farklı:
kararlar hızla alınıyor, kamulaştırmalar hızla yapılıyor ve tartışmalar çoğu zaman kararların ardından geliyor.
Kalkınma mı, dayatma mı?
Akkuyu Nükleer Güç Santrali Türkiye’nin enerji tarihinde önemli bir dönüm noktası olabilir. Ancak büyük projelerin başarısı yalnızca üreteceği elektrik miktarıyla ölçülmez.
Bu projeler aynı zamanda bir ülkenin yönetim anlayışını da gösterir.
Eğer bir ülkede büyük projeler sürekli “acele kamulaştırma” kararlarıyla ilerliyorsa, ortada sadece bir enerji yatırımı değil, aynı zamanda demokratik planlama kültürünün zayıflaması sorunu vardır.
Enerji üretmek elbette önemli.
Ama bir ülkenin geleceğini belirleyen şey yalnızca üretilen megavatlar değil, kararların nasıl alındığıdır.
MHP MERSİN MİLLETVEKİLİ DR. LEVENT UYSAL’DAN 4 MİLYON GENCE ÖĞRENCİ AFFI, 100 BİN MEZUNA DENKLİK ÇAĞRISI
Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili ve MYK Üyesi Dr. Levent Uysal, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada öğrenci affı beklentisini ve yurt dışındaki üniversitelerden mezun olan 100 bin öğrencinin denklik istediğini gündeme taşıdı. Milletvekili Uysal “Öğrenci affı ile ilgili 9 Ocak 2025 tarihinde sunmuş olduğumuz kanun teklifinde de açıkça ifade ettiğimiz üzere; herhangi bir yıl sınırı olmaksızın ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerimizin 2026–2027 akademik yılında eğitimlerine devam edebilmelerini sağlayacak bir yasa çalışmasının bir an önce gündeme alınmasını talep ediyoruz. Ayrıca YÖK tanıma listesinde bulunan; yurt dışında okuyarak mezun olan 100 bin öğrencimiz bizden denklik bekliyor. Denklik konusunda da düzenleme yapılmasını istiyoruz.” dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili ve MYK Üyesi Dr. Levent Uysal TBMM Genel Kurulu’nda söz alarak öğrenci affı konusunu yeniden gündeme getirdi. Milletvekili Uysal, herhangi bir yıl sınırı olmaksızın; ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin 2026-2027 akademik yılında eğitimlerine devam edebilmelerini sağlayacak bir yasa çalışmasının bir an önce gündeme alınmasını istedi.
Uysal “4 milyon gencimiz, bizlerden öğrenci affı bekliyor. 9 Ocak 2025 tarihinde sunmuş olduğumuz kanun teklifinde de açıkça ifade ettiğimiz üzere; herhangi bir yıl sınırı olmaksızın, ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerimizin, 2026–2027 akademik yılında eğitimlerine devam edebilmelerini sağlayacak bir yasa çalışmasının bir an önce gündeme alınmasını talep ediyoruz.” açıklamasında bulundu.
MHP Mersin Milletvekili Dr. Levent Uysal, sundukları kanun teklifinin kapsamına dikkat çekerek, düzenlemenin herhangi bir yıl sınırlaması içermediğini ve ön lisans, lisans, yüksek lisans ile doktora düzeyindeki tüm öğrencileri kapsayacak şekilde hazırlandığını vurguladı.
Konuşmasında yurt dışında bulunan üniversitelerden mezun olan yaklaşık 100 binden fazla öğrencinin de denklik beklediğini sözlerine ekleyen Milletvekili Uysal “Diğer taraftan YÖK okul tanıma listesinde yer alan yurt dışındaki üniversitelerden mezun 100 bin öğrencimizin; denklik alabilmesi için; eğitimlerini tamamlamış, emek ve zaman harcamış bu gençlerimizin hak kaybına uğramaması adına, mağduriyetleri ortadan kaldıracak, kapsayıcı bir düzenleme yapılmasını istiyoruz.” dedi.
MHP’li Uysal, eğitim hakkının önemine işaret ederek, çeşitli nedenlerle üniversite eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalan gençlerin yeniden sisteme kazandırılmasının hem bireysel hem de toplumsal açıdan büyük katkı sağlayacağını ifade etti.
Teklifin 2026–2027 akademik yılında yürürlüğe girecek şekilde planlandığını belirten Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili ve MYK Üyesi Dr. Levent Uysal, Meclis’te tüm partilere çağrıda bulunarak yasa çalışmasının bir an önce gündeme alınmasını istedi.
Mersin Veteriner Hekimler Odası Başkanı Bektaş Şenay, 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü vesilesiyle anlamlı bir mesaj yayımladı. Şenay, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un hem bir veteriner hekim hem de vatan sevdalısı kimliğiyle meslek camiası için ayrı bir gurur kaynağı olduğunu vurguladı.
Mersin Veteriner Hekimler Odası Başkanı Bektaş Şenay, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un veteriner hekim kimliğine dikkat çekerek, “Onun mirası yolumuzu aydınlatıyor” dedi.
ÖZYARMERSİNPOSTASI
HABER; MURAT ÖZTORNACI
– 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla bir açıklama yapan Mersin Veteriner Hekimler Odası Başkanı Bektaş Şenay, Türk milletinin bağımsızlık sembolü olan marşımızın kabulünü kutlarken, meslek büyüğü Mehmet Akif Ersoy’u ve tüm milli mücadele kahramanlarını rahmetle andı.
“Mesleğimiz İçin Büyük Bir Gurur Kaynağı”
Başkan Şenay, mesajında Mehmet Akif Ersoy’un çok yönlü kişiliğine değinerek şu ifadelere yer verdi:
“Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, sadece eşsiz bir edebiyatçı değil, aynı zamanda zor şartlar altında Anadolu’yu karış karış gezerek milli mücadele ateşini harlayan bir veteriner hekimdir. Mesleğimizin bu onurlu ismi, milletimizin en karanlık günlerinde ‘Korkma!’ diyerek haykırmış, hürriyet sevdamızı ölümsüzleştirmiştir. Onun bir veteriner hekim olarak vatanı için gösterdiği bu fedakarlık, bizler için en büyük miras ve rehberdir.”
“Allah Bir Daha Bu Millete İstiklal Marşı Yazdırmasın”
İstiklal Marşı’nın bir mutabakat metni ve sarsılmaz bir inancın sonucu olduğunu belirten Şenay, sözlerini şöyle sürdürdü: “105 yıl önce TBMM’de büyük bir coşkuyla kabul edilen İstiklal Marşımız, bugün de aynı heyecanla yüreklerimizde çınlamaktadır. Akif’in o meşhur duasıyla; ‘Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın.’ Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u ve vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü kutlu olsun.”
Mersin’de mesleki dayanışmanın ve toplumsal birlikteliğin adresi bu kez Oda lokali oldu. Emin Levent Türkili’nin ev sahipliğinde düzenlenen geleneksel iftar yemeği, kentin mülki idare amirlerini, iş dünyasını ve sivil toplum kuruluşlarını aynı sofrada buluşturdu.
MERSİN – Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhu, düzenlenen anlamlı bir organizasyonla Mersin’de bir kez daha hayat buldu. Emin Levent Türkili’nin ev sahipliğinde, Oda lokalinde gerçekleştirilen geleneksel iftar yemeği, kentin protokol üyelerini ve meslek mensuplarını bir araya getirdi.
Protokol ve İş Dünyasından Yoğun Katılım
Birlik ve beraberlik mesajlarının verildiği geceye; Mersin Vali Yardımcısı İrfan Demiröz, Mersin Defterdarı Metin Uzun, Defterdar Yardımcısı Bekir Yiğit, Onursal Başkan Ahmet Akın, Mersin Büyükşehir Belediyesi Temsilcisi Cem Barutçu ve MTSO Temsilcisi Ercan Akın katılım sağladı.
Ayrıca TÜRMOB Sürdürülebilirlik Kurulu Üyesi Fevzi Uğur, TÜRMOB Hizmet Akdi ile Çalışanlar Kurulu Üyesi Banu Karademir, Türkiye Sakatlar Derneği Mersin Şube Başkanı Gülcihan Ekinci, Kalp Gözü ile Görenler Derneği Başkanı Gürsel Özdemir ile çok sayıda oda üyesi ve davetli gecede hazır bulundu.
Türkili: “Gönül Köprüleri Kurmaya Devam Edeceğiz”
Gecenin ev sahipliğini üstlenen Emin Levent Türkili, konuklarıyla yakından ilgilenerek masaları tek tek ziyaret etti. İftar sonrası kısa bir değerlendirmede bulunan Türkili, bu tür organizasyonların sadece bir yemek değil, Mersin’in ortak paydasında buluşma noktası olduğunu ifade etti. Katılımcılara teşekkürlerini sunan Türkili, “Bu güzel akşamda bizlerle birlikte olan, katılım ve katkılarıyla soframızı ve gönlümüzü zenginleştiren tüm konuklarımıza, üyelerimize ve dualarıyla her zaman yanımızda olan Ahmet Akbaş kardeşimize şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.
Sıcak ve samimi bir atmosferde geçen organizasyon, yapılan duaların ardından çekilen toplu hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.