DOLAR 44,0047 0.1%
EURO 51,0424 -0.35%
ALTIN 7.199,05-0,80
BITCOIN 3119065-2,80%
Mersin
13°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ozyar

ozyar

05 Mart 2026 Perşembe

İYİ Parti Grubu Adına Aile sağlığı merkezlerinde güvencesiz çalışan sağlık personellerinin durumunu TBMM Genel Kurulunda dile getirdim.

İYİ Parti Grubu Adına Aile sağlığı merkezlerinde güvencesiz çalışan sağlık personellerinin durumunu TBMM Genel Kurulunda dile getirdim.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

“Buradan Sağlık Bakanına seslenmek istiyorum: Aile sağlığı merkezlerinde güvencesiz olarak çalışan tıbbi sekreter, acil tıp teknisyeni, ebe, hemşire ve temizlik personeli kendilerine iktidar tarafından verilen kadro sözünün yerine getirilmesini istiyor. Bu merkezlerde görev yapan personeller iş tanımları olmadığı için ya verilen işi yapmak zorunda kalıyor ya da iş güvencesi olmadığı için işine son veriliyor. Aile sağlığı merkezi personelleri çalışma saati ve düşük maaşlar konusunda önemli sorunlar yaşamakta. Bu personeller aynı işleri yapmalarına rağmen kadrolu personellere göre çok daha az maaş alıyor. Bu personellerin eş durumu tayinleri yok, askerlik sonrası işe geri dönemiyorlar, ücretsiz doğum ve yıllık izinleri bile yok. Aile sağlığı merkezinde çalışan personeller sizden çözüm ve müjdeli bir haber bekliyor.”

Devamını Oku

Bağışıklığımız Güçleniyor mu, Zayıflıyor mu?

Bağışıklığımız Güçleniyor mu, Zayıflıyor mu?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her yanımız kimyasal oldu.
Mikroplarla savaşmayı öğrendik, evlerimizi steril hâle getirdik, yüzeyleri defalarca dezenfekte ediyoruz. Sabun ve su yetmez oldu; antibakteriyel jeller, yoğun temizlik ürünleri, “maksimum hijyen” vaatleri hayatın parçası hâline geldi.
Ama bir soru giderek daha çok soruluyor:
Gerçekten doğru mu savaşıyoruz?
Bağışıklık sistemi, doğası gereği temasla güçlenir. Mikropla tanışır, öğrenir, hafızasına alır. Çocukluğumuzun toprakla, hayvanla, açık havayla temas eden dünyasında bağışıklık doğal bir eğitim sürecinden geçerdi. Bugün ise aşırı steril ortamlar, sürekli dezenfeksiyon ve kimyasal yük; bağışıklığın doğal öğrenme sürecini zorluyor olabilir.
Son yıllarda artan egzema, alerji ve otoimmün sorunların arkasında sadece genetik değil; çevresel faktörlerin de payı olduğu artık daha çok konuşuluyor. Bağışıklık sistemi, düşmanı tanıyamadığında bazen kendi dokusunu hedef alabiliyor. Bu bir tesadüf değil; bir dengesizlik.
Sorun sadece temizlik alışkanlıkları değil.
Gıdalar da değişti. Üretim stratejileri hız ve verim odaklı hâle geldikçe, içerik ve kalite ikinci plana itilebiliyor. Raf ömrü uzasın diye eklenen maddeler, toprağın kimyasal yükü, işlenmiş ürünlerin artışı… Vitamin, mineral ve protein değerleri düşerken; kalorisi yüksek ama besin değeri düşük ürünler hayatımızı dolduruyor.
Sonuç mu?
Bir yanda eksik beslenme, diğer yanda obezite.
Yani çok yiyip az beslenme paradoksu.
Eskiden “mis gibi kokan çilek” bir abartı değildi. Domates domates gibi kokardı. Salatalık kesildiğinde mutfağa koku yayılırdı. Bugün ise görüntü var ama aroma zayıf. Çünkü üretim artık lezzet değil, dayanıklılık ve hız üzerinden şekilleniyor.
Bir de işin karanlık tarafı var: gıdalarda artan sahtecilik.
Sahte peynirler, taklit et ürünleri, etiketiyle içeriği uyuşmayan gıdalar… Denetimler ve cezalar var ama haberler bitmiyor. Tüketici güveni aşınıyor. “Doğal” etiketi bile artık şüpheyle karşılanıyor. Hormonsuz, katkısız ürünler neredeyse altın değerinde.
Burada mesele sadece nostalji değil.
Mesele denge.
Elbette modern tarım milyonları doyuruyor. Elbette hijyen, salgın hastalıkları azaltmada hayati rol oynadı. Kimse sabuna karşı değil. Kimse bilime karşı değil.
Ama aşırılık, her alanda olduğu gibi burada da risk.
Bağışıklık sistemi bir kas gibidir; hiç kullanmazsan zayıflar, aşırı yüklenirsen zarar görür. Aynı şekilde toprak da böyledir. Sürekli kimyasal yüklenen toprak bir süre sonra verimini kaybeder. İnsan bedeni de öyle.
Belki de artık sormamız gereken soru şu:
Temiz olmakla steril olmak arasındaki farkı biliyor muyuz?
Doymakla beslenmek arasındaki farkı ayırt edebiliyor muyuz?
Doğal beslenmenin önemi her geçen gün daha çok anlaşılıyor. Ama bu sadece bireysel tercih meselesi değil; üretim politikalarından denetim mekanizmalarına kadar uzanan bir zincir.
Çünkü mesele sadece bugün ne yediğimiz değil;
Yarın nasıl bir bağışıklıkla yaşayacağımız.
Ve unutmayalım:
İnsan doğadan tamamen koparak sağlıklı kalamaz.
Doğayla savaşarak değil, denge kurarak güçlenir.

Uzm Sosyal Psikolog- Klinik Psikolog
Dr. Gülay GÜMÜŞ

Devamını Oku

TARSUS İDMANYURDU SPORKULÜBÜ BAŞKANI DELİL ÖZER NİN,8MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJI GÜÇLÜ KADINLARLA, AYDINLIK YARINLARA! GÜÇLÜ KADINLARLA, AYDINLIK YARINLARA!

TARSUS İDMANYURDU SPORKULÜBÜ BAŞKANI DELİL ÖZER NİN,8MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJI GÜÇLÜ KADINLARLA, AYDINLIK YARINLARA! GÜÇLÜ KADINLARLA, AYDINLIK YARINLARA!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

TARSUS İDMANYURDU SPORKULÜBÜ BAŞKANI DELİL ÖZER NİN,

 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü; kadınların eşitlik, adalet ve toplumsal hayatta hak ettikleri konuma ulaşmak için verdikleri onurlu mücadelenin en önemli simgesidir.

Kadınların emeği, bilgisi ve sarsılmaz kararlılığı; sadece ailelerimizin değil, ülkemizin ve modern toplumun geleceğini şekillendiren en temel güçtür. Yaşamın her alanında olduğu gibi sporda da kadınların gösterdiği azim ve disiplin, bizlere her zaman ilham kaynağı olmaktadır.

TARSUS İDMANYURDU KULÜP BAŞKANI olarak; kadınların her türlü ayrımcılıktan uzak, özgürce ve eşit şartlarda var olabildiği bir toplumun inşası için spordan aldığımız güçle çalışmaya devam edeceğiz.

Bu anlamlı gün vesilesiyle; başta aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin emaneti olan kıymetli annelerimiz olmak üzere, dünyayı sevgisiyle güzelleştiren, azmiyle değiştiren tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor; sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yaşam diliyorum.

TARSUS İDMANYURDU SPORKULÜBÜ

 BAŞKANI DELİL ÖZER

 

Devamını Oku

HALİL DEMİR SİLİFKE ÇAĞDAŞ SPORKULÜBÜ BAŞKANI NIN,DAN8MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJI GÜÇLÜ KADINLARLA, AYDINLIK YARINLARA!

HALİL DEMİR SİLİFKE ÇAĞDAŞ SPORKULÜBÜ BAŞKANI NIN,DAN8MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJI GÜÇLÜ KADINLARLA, AYDINLIK YARINLARA!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

GÜÇLÜ KADINLARLA, AYDINLIK YARINLARA!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü; kadınların eşitlik, adalet ve toplumsal hayatta hak ettikleri konuma ulaşmak için verdikleri onurlu mücadelenin en önemli simgesidir.

Kadınların emeği, bilgisi ve sarsılmaz kararlılığı; sadece ailelerimizin değil, ülkemizin ve modern toplumun geleceğini şekillendiren en temel güçtür. Yaşamın her alanında olduğu gibi sporda da kadınların gösterdiği azim ve disiplin, bizlere her zaman ilham kaynağı olmaktadır.

Silifke Çağdaş Spor Kulübü olarak; kadınların her türlü ayrımcılıktan uzak, özgürce ve eşit şartlarda var olabildiği bir toplumun inşası için spordan aldığımız güçle çalışmaya devam edeceğiz.

Bu anlamlı gün vesilesiyle; başta aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin emaneti olan kıymetli annelerimiz olmak üzere, dünyayı sevgisiyle güzelleştiren, azmiyle değiştiren tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor; sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yaşam diliyorum.

Halil DEMİR Silifke Çağdaş Spor Kulübü Başkanı

Devamını Oku

KÜRESEL GERİLİMDE TÜRKİYE’NİN GÜCÜ, MERSİN’İN STRATEJİK ÖNEMİ

KÜRESEL GERİLİMDE TÜRKİYE’NİN GÜCÜ, MERSİN’İN STRATEJİK ÖNEMİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Mersin Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (MESİAD) Başkanı Adnan Gündoğdu, Ortadoğu’da yaşanan son gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

Ortadoğu’da son dönemde yaşanan gelişmeler ve ABD–İsrail ile İran arasında artan gerilim, yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel dengeleri de yakından etkileyen kritik bir süreci beraberinde getirmektedir. Böylesine hassas bir dönemde Türkiye’nin sergilediği sağduyulu, dengeli ve kararlı duruş; ülkemizin uluslararası arenadaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

Bu süreçte devlet aklını önceleyen, milli menfaatlerimizi merkeze alan yaklaşımı ve kararlı liderliği dolayısıyla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerini ifade eden Gündoğdu, Türkiye’nin barıştan yana, istikrardan yana ve bölgesel huzuru önceleyen politikasının ülkemizin güven veren duruşunu tüm dünyaya gösterdiğini belirtti.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin uzun süredir vurguladığı birlik, beraberlik ve milli dayanışma çağrılarının ne kadar yerinde olduğunun Ortadoğu’da yaşanan son gelişmelerle bir kez daha ortaya çıktığını ifade eden Gündoğdu, böylesine kritik dönemlerde millet olarak ortak akıl ve milli birlik etrafında kenetlenmenin önemine dikkat çekti. Gündoğdu ayrıca Sayın Bahçeli’ye de ülkemizin birlik ve bütünlüğünü önceleyen güçlü mesajları için teşekkür etti.

Bölgede yaşanan gelişmelerin en kritik noktalarından birinin Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilim olduğuna dikkat çeken Gündoğdu, dünya enerji ve ticaret yollarının en stratejik geçitlerinden biri olan bu boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varilin üzerinde petrol sevkiyatı yapıldığını ve küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümünün bu dar geçitten gerçekleştiğini ifade etti.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması ihtimalinin yalnızca bölge ülkelerini değil, dünya ticaretini ve enerji piyasalarını doğrudan etkileyebilecek ciddi bir küresel risk anlamına geldiğini belirten Gündoğdu, böyle bir tabloda alternatif ticaret ve lojistik hatlarının öneminin her zamankinden daha fazla arttığını vurguladı.

Bu noktada Akdeniz’in en stratejik liman şehirlerinden biri olan Mersin’in, yalnızca Türkiye için değil bölgesel ve küresel ticaret açısından da kritik bir merkez haline geldiğini ifade eden Gündoğdu, Mersin’in güçlü limanı, gelişmiş lojistik altyapısı, organize sanayi bölgeleri, serbest bölgesi ve üretim gücü ile bölgenin güvenli limanı olma özelliğini her geçen gün daha da pekiştirdiğini belirtti.

Küresel ticaret yollarında yaşanan belirsizliklerin Mersin Limanı’nın stratejik önemini daha da artırdığını dile getiren Gündoğdu, bununla birlikte daha önce de kamuoyu ile paylaştıkları Taşucu Ceyport Limanı’nın bölge için taşıdığı stratejik değerin de bugün çok daha net görüldüğünü ifade etti. Gündoğdu, Doğu Akdeniz’de yeni bir lojistik ve ticaret kapısı olacak Taşucu Ceyport Limanı’nın hem Türkiye’nin deniz ticaret kapasitesini artıracağını hem de Mersin’i uluslararası ticaret ağlarında daha güçlü bir merkez haline getireceğini kaydetti.

Ayrıca Mersin’e kazandırılması planlanan tersane yatırımının da yalnızca şehir ekonomisi için değil, Türkiye’nin denizcilik, gemi bakım-onarım ve savunma sanayii kapasitesi açısından son derece stratejik bir adım olacağını ifade eden Gündoğdu, böyle bir yatırımın Mersin’i Doğu Akdeniz’de üretim, lojistik ve denizcilik alanlarında çok daha güçlü bir konuma taşıyacağını belirtti.

Mersin’in limanı, sanayisi, lojistik gücü ve girişimci iş dünyası ile yerli ve yabancı yatırımcıları bekleyen, büyüyen ve güçlenen bir ekonomik merkez olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini belirten Gündoğdu, güçlü Türkiye vizyonunun önemli yapı taşlarından biri olan Mersin’in önümüzdeki süreçte çok daha büyük yatırımlarla büyümesini sürdüreceğini ve bölgenin ekonomik cazibe merkezi olmayı devam ettireceğini ifade etti.

Gündoğdu, açıklamasının sonunda Türkiye’nin birlik ve beraberliğinin korunmasının ve bölgede barış ile istikrarın sağlanmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, devletimizin ortaya koyduğu güçlü duruşun Türkiye’nin geleceğine güven vermeye devam ettiğini ifade etti.

 

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.