03 Nisan 2026 Cuma
Kılınç” Mersin hepimiz”
Yerli ve Milli Parti’den Mersin’e “Metropol” Çağrısı: “Bu Atıl Görüntü Şehre Yakışmıyor”
Mersin’in kalbinde yer alan ve yıllardır kaderine terk edilmiş görüntüsüyle dikkat çeken Metropol İş Merkezi, siyasetin gündemine oturdu. Yılmaz Kılınç Yerli ve Milli Parti Mersin İl Başkanlığı, devasa yapının mevcut durumuna sert tepki göstererek, kentin en değerli noktasındaki bu “atıl” kalmış potansiyelin ekonomiye kazandırılması için yetkililere çağrıda bulundu.
“Vicdanımız Rahatsız”
İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, binanın metruk halinin hem güvenlik hem de estetik açıdan Mersin’e zarar verdiği vurgulandı. Şehrin göbeğindeki bu devasa kompleksin çürümeye terk edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten İl Başkanı, şu ifadeleri kullandı:
“Mersin’in merkezinde, en işlek noktada bulunan Metropol İş Merkezi’nin bu halde olması vicdanlarımızı yaralıyor. Burası bir milli servettir ve göz göre göre çürümesine izin verilmemelidir.”
Vali, Belediye Başkanı ve Emniyet Müdürü’ne Çağrı
Yerli ve Milli Parti, çözüm için kentin mülki amirlerine ve yerel yöneticilerine seslendi. Yapılan açıklamada, bölgenin sadece bir bina değil, Mersin’in ticaret hayatını canlandıracak bir “Cazibe Merkezi” haline dönüştürülebileceği belirtildi.
Öne çıkan çözüm önerileri ise şunlar oldu:
Esnafın Merkezi Olabilir: Zafer Çarşısı esnafı başta olmak üzere, şehir içindeki farklı noktalarda hizmet veren esnaflar modern bir planlama ile buraya toplanabilir.
Modern Alışveriş Merkezi: Binanın restore edilerek Mersin’in en gözde alışveriş ve yaşam merkezlerinden biri haline getirilmesi için hiçbir engel bulunmadığı ifade edildi.
Güvenlik ve İstihdam: Atıl durumun ortadan kalkmasıyla bölgedeki güvenlik sorunlarının azalacağı ve yüzlerce gence istihdam kapısı açılacağı hatırlatıldı.
“Mersin’in Gözdesi Olmaması İçin Hiçbir Sebep Yok”
Açıklamanın sonunda, Metropol İş Merkezi’nin makus talihinin yenilmesi gerektiği belirtilerek, “Burayı Mersin’in yeni vitrini yapmak elimizde. Gerekli irade gösterilirse, Metropol yeniden şehrin atan kalbi olur. Biz bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz,” denildi.
Mersin kamuoyu şimdi, kentin silüetini bozan bu yapıyla ilgili yetkililerden gelecek somut adımları bekliyor
Etkinlik, TEPAV Makroekonomi Çalışmaları Program Direktörü ve Merkez Bankası Eski Genel Müdürü Dr. Ali Çufadar’ın bölgede yaşanan savaşların ekonomiye etkilerini ele aldığı konuşmasıyla sona erdi. Çufadar, önümüzdeki süreçte faizlerde düşüş beklemediğini belirterek yükselen işçilik giderleri, artan enerji ve hammadde maliyetleri ile zayıf iç ve dış talep beklentisine dikkat çekti. Bu sürecin dikkatli yönetilmesi gerektiğini ifade eden Çufadar, teknolojiye ve verimlilik artışına yapılacak yatırımların öncelikli hedefler arasında yer almasının önemini vurguladı.
Çakır: “Reel sektör desteklenmeli”
Programın açılışında konuşan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, küresel ölçekte üretim ve ticaretin kurallarının hızla değiştiğini belirterek dijital dönüşümün artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu söyledi. Sanayinin yaşadığı sorunlara da değinen Çakır, reel sektörün desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak sanayicinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için selektif kredi mekanizmalarının ve uzun vadeli ihracat finansmanının hızla devreye alınmasının önemine dikkat çekti.
“Dünya yeni bir üretim düzenine hazırlanıyor”
Dünyanın yeni bir ekonomik düzene doğru evrildiğini ifade eden Çakır, “Bugün burada sadece bugünü konuşmak için değil, hızla değişen dünyanın içinde Mersin’in nasıl konum alacağını birlikte belirlemek için bir aradayız” dedi. Küresel ticarette yaşanan dönüşüme değinen Çakır, Avrupa Birliği pazarına erişimde artık yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek karbon ayak izi, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmenin belirleyici hale geldiğini söyledi. Tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmaların yeni üretim merkezleri için fırsatlar oluşturduğunu dile getiren Çakır, Türkiye’nin coğrafi konumu ve sanayi tecrübesi sayesinde bu süreçte önemli avantajlara sahip olduğunu ifade etti.
Dünya üretiminde Hindistan’ın öne çıkmaya başladığını ancak AB Yeşil Mutabakat standartlarını yakalamasının zaman alacağını belirten Çakır, “Dünya üretimde yeni ortaklar arıyor ve biz bu avantajı iyi kullanmalıyız. Eğer dönüşümü hızlı ve doğru yaparsak kırılan tedarik zincirlerinde Türkiye ve özellikle Mersin güçlü bir alternatif haline gelebilir” dedi.
“Her kriz yeni bir yapılanma sürecidir”
Bölgede yaşanan gerginliği de hatırlatan Başkan Çakır, bu süreçte Türkiye’nin savunma sanayindeki yükselen gücünün Avrupa pazarında önemli bir avantaj oluşturabileceğini söyledi. “Savunma sanayi demek, tüm seviyelerdeki sanayi çarklarının hızla dönmesi demektir” diyen Çakır, Mersin’in bu konudaki atılımlarının dikkat çektiğini belirtti. Her krizi yeni bir yapılanma süreci olarak tanımlayan Çakır, Mersin’in güçlü lojistik altyapısı ve limanıyla yeni kurulacak tedarik zincirlerinde kritik rol oynayabilecek şehirlerden biri olduğunu vurguladı.
“Mersin sanayisi güçlü bir performans sergiliyor”
Mersin sanayisinin son yıllarda önemli bir ivme yakaladığını ifade eden Çakır, kentin 10 milyar doları aşan ihracatı ve 20 milyar doların üzerindeki dış ticaret hacmiyle Türkiye’nin en büyük 7’nci ihracat kenti konumuna yükseldiğini hatırlattı. Çakır Mersin’de bu süreçte yapılması gerekenleri ise şöyle özetledi:
“Birincisi kümelenip organize güçle hareket etmek zorundayız. İkincisi toprağımız kıymetli seçici olmak zorundayız. Her sanayiyi değil, mevcut yapıyı tamamlayan, katma değeri yüksek, teknoloji odaklı yatırımları çekmeliyiz. Üçüncüsü planlı büyümek zorundayız ve son olarak en önemlisi firmalarımızı sadece bugüne değil, savaş sonrası kurulacak yeni düzene hazırlamalıyız.”
“Bu dönüşümü izleyen değil yöneten bir şehir olmalıyız”
“Bu dönüşümü izleyen değil yöneten bir şehir olmak zorundayız” diyen Çakır, Mersin’in planlı büyüme ve güçlü iş birlikleriyle yeni ekonomik düzende önemli bir merkez haline gelebileceğini söyledi.
Sayıştay 2025 Eylül ayında teslim ettiği 56 SAYFALIK raporunda, MERSİN YENİŞEHİR Belediyesi’nde yaptığı incelemelerde çok sayıda tespitlerde bulunduğu ortaya çıktı:
Yapılan denetimlerde, Taşınır Mal Yönetim Hesabı İcmal Cetvelindeki Tutarlar ile Muhasebe Kayıtlarının Uyumlu Olmadığı, Tesis Niteliğindeki Dayanıklı Taşınırların Tesis Makine ve Cihazlar Hesabı’na Kaydedilmediği, Satılmak Üzere Alınan Malların Ticari Mallar Hesabı’na Kaydedilmediği, Taşınmaz Satışlarının Kayıtlı Değeri Yerine Satış Değeri Üzerinden Muhasebeleştirildiği, Taşınmaz İcmal Cetvelindeki Tutarlar ile Muhasebe Kayıtlarının Uyumlu Olmadığı, Maddi Duran Varlık Niteliğindeki Alımların Stoklar Hesabı’nda İzlenmediği, Maddi Duran Varlıklar İçin Yapılan Değer Artırıcı Harcamaların Doğrudan Giderleştirildiği, Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabı’nda Kayıtlı Olan Tutarlardan Geçici Kabulü Yapılanların İlgili Varlık Hesabına Aktarılmadığı, Maddi Olmayan Duran Varlık Alımlarının Haklar Hesabı’nda İzlenmediği, Amortisman Ayrılmayan ve Kayıtlı Değerlerinden Daha Fazla Amortisman Ayrılan Maddi Duran Varlıkların Bulunduğu, Kamu İdaresinin Hissedar Olduğu Şirketlerdeki Sermaye Payı Tutarlarının Muhasebe Kayıtları ile Uyumsuz Olduğu, Peşin Tahsil Edilen Kira Gelirlerinin Muhasebe Hesaplarında Dönemsellik İlkesine Uygun Olarak İzlenmediği, Kıdem Tazminatı Karşılıklarının Ayrılmadığı ortaya çıktı..
Yine yapılan denetimlerde, Mahsup Süresinde Kapatılmayan Avans ve Kredilerin Bulunduğu, Parasal Limitler Dâhilinde Yapılan Mal Alımlarında Bütçeye Konulan Ödeneğin %10’unun Kamu İhale Kurulunun Uygun Görüşü Alınmadan Aşıldığı, Doğrudan Teminle Yapılan ve Yapımı Belli Süreyi Gerektiren Alımlarda Sözleşme İmzalanmadığı, Bütçe Emanetlerinin Ödenmesinde Mevzuatta Belirtilen Sıraya Uyulmadığı, Belediye Personel Şirketinden Yapılan Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımında Sözleşme Süresinin Mevzuata Uygun Belirlenmediği, Sosyal Denge Sözleşmesine Konusu Dışında Hüküm Konulduğu, İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına İlişkin Tedbirlerin Alınmadığı, İşgale Konu Olan Taşınmazdan Ecrimisil Alınmadığı ve Tahliye Ettirilmediği, Taşınmazların Cins Tashihlerinin Yapılmadığı, Büyükşehir Belediyesi Tarafından Kamu İdaresine Aktarılması Gereken Müze Giriş Ücretlerine İlişkin Payın Takibinin Yapılmadığı, Bütçe İçi İşletmenin Ticari Faaliyetlerine İlişkin Harcamalarda İlgili Ödenek Kodunun Kullanılmadığı tespiti yapıldı..
Ayrıca raporda “Yapılan incelemede, harcama yetkilisi mutemetlerine verilen 8 adet avansın bir aylık, mutemetler adına açılan 11 adet kredinin ise üç aylık mahsup süresinde kapatılmadığı tespit edilmiştir” dendi.
Yine raporda “Kamu İdaresince parasal limitler dâhilinde yapılan mal alımlarına ilişkin harcamalarda, bu amaçla bütçeye konulmuş ödeneğin %10’unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü olmaksızın aşıldığı görülmüştür” ibaresine yer verildi.
Bu arada, raporda, “Kamu İdaresi tarafından doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilen bazı yapım işlerinde, işin yapımı belirli bir süreyi ihtiva etmesine rağmen sözleşme düzenlenmediği görülmüştür” denildi.
Öte yandan, raporda, “Kamu İdaresi tarafından bütçe gideri olarak kaydedilmesine karşın nakit yetersizliği nedeniyle hak sahiplerine ödenemeyen ve 320 Bütçe Emanetleri Hesabı’nda izlenen tutarların muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenmediği görülmüştür” denilerek uyarı yapıldı.
Sayıştay müfettişleri, “Yapılan incelemede, Kamu İdaresinin belediye personel şirketinden yaptığı personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımına ilişkin sözleşmede “itiraz olmaması ve sözleşmede değişiklik yapılmaması durumunda sözleşme süresinin kendiliğinden uzayacağı” hükmüne yer verilmesi nedeniyle personel çalıştırılmasına dayalı gelecek yıllara yaygın hizmet yükleniminde sözleşme süresinin üç yılı ve mahalli idareler genel seçimini izleyen altıncı ayın sonunu geçecek şekilde belirlendiği tespit edilmiştir” diyerek ikazda da bulundular…
Diğer taraftan , “Yapılan incelemede, Kamu İdaresi ile Sendika arasında 01.01.2024-31.03.2024 ve 01.04.2024-31.12.2024 tarih aralığını kapsayacak şekilde düzenlenen Sosyal Denge Tazminatı Sözleşmeleri’nde sosyal denge tazminatının yasal kapsamının dışında çalışanlara ek sosyal haklar getirildiği ve Kamu İdaresine birtakım yükümlülükler yüklendiği tespit edilmiştir. Şöyleki; söz konusu sözleşmelerin “Sosyal Çalışmalara Yardımcı Olmak” başlıklı 10’uncu maddesinde; sendika şube veya işyeri temsilcilerinin talepleri doğrultusunda sendikal faaliyetler kapsamında salon, araç ve gereç temini konularında belediyenin sendikaya kolaylık sağlayacağı; “Sendika Yöneticisi ile Temsilcilerinin İşyeri Sendikal Çalışmaları” başlıklı 13’üncü maddesinde; sendika temsilcileri için amirine bilgi vermek ve işlerini aksatmamak kaydıyla sendikal faaliyetler için işyerinden ayrılabilmesi veya belediyenin göstereceği amaca uygun bir mekânda toplantı yapabilmesi imkânının sağlanacağı; “Diğer Haklar ve Ücretli İzinler” başlıklı 16’ncı maddesinde; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Gününde işverenin emekçi kadınlarla dayanışma içinde olacağı, belediyenin çalışan memur ve sözleşmeli personelin çocukları için kreş hakkının sağlanması konusunda çalışmalar yapacağı, aile içi şiddet uygulayan belediye çalışanlarının sözleşme kapsamında elde ettiği mali ve sosyal haklarının elinden alınarak belediye tarafından ilgili eşe ödeneceği hükümleri yer almaktadır. Bu hükümlerin bir kısmı belediye çalışanları için ek sosyal haklar getirmekte iken bir kısmı da Kamu İdaresine birtakım yükümlülükler yüklediğinden sosyal denge tazminatının yasal kapsamının dışındadır” tespitini yaptılar.
Önemli bir başka bulgu ve tespit ise, “Kamu İdaresine ait işgal edilen taşınmazın, belediye meclisince belirlenen bedel karşılığında fuzuli şagillere kullandırılarak işgaline süreklilik kazandırıldığı ve bu suretle ilgili taşınmazın tahliye ettirilmediği görülmüştür” denerek, “Yapılan incelemede, Kamu İdaresine ait Özgecan Tesislerinin B ve C bloklarının çeşitli dernek, spor kulübü ve kooperatifler tarafından belediye meclisi tarafından belirlenen bir bedel karşılığı kullanılmak suretiyle işgal edildiği, idare tarafından ecrimisil alınmadığı ve tahliye ettirilmediği” bellirtildi.
ALLAH BU DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN
CEVAP VE DÜZELTME HAKKINA SAYGILIYIZ.
Cevabı yazıda, adı geçen ilgilisi ve yetkilisi göndermesi gerekir. Telefon ve iletişim bilgilerini koymayı unutmayınız.
CEVAP GÖNDERECEĞİNİZ e- posta ADRES:
Brüksel, bu adımlarla savaşın yıprattığı Ukrayna bütçesini ağır kesintilerden korumayı hedefliyor. Ancak AB yetkilileri, Macaristan ile yaşanan krizin ancak ülkede 12 Nisan’da yapılacak seçimlerin ardından çözülebileceğini kabul ediyor.
Avrupa Komisyonu, Macaristan’ın vetosunu kaldırmasının ardından Ukrayna’ya 90 milyar euroluk kredi paketi kapsamında yapılacak ilk ödeme için teknik ve yasal hazırlıkları sürdürüyor.
Brüksel, bu adımlarla savaşın yıprattığı Ukrayna bütçesini ağır kesintilerden korumayı hedefliyor. Ancak AB yetkilileri, Macaristan ile yaşanan krizin ancak ülkede 12 Nisan’da yapılacak seçimlerin ardından çözülebileceğini kabul ediyor.
Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, Ukrayna ile Druzhba petrol boru hattı üzerinden yaşanan ve kredi paketiyle doğrudan ilgisi olmayan bir anlaşmazlık nedeniyle mali yardım hattını bloke ediyor.
Kiev yönetimi, bir Rus İHA saldırısı sonrası altyapının ağır hasar gördüğünü ve onarılması gerektiğini savunurken Budapeşte, hattın 12 Nisan seçimlerini etkilemek amacıyla kasıtlı olarak kapatıldığını iddia ediyor.
Seçim gölgesinde veto diplomasisi
Brüksel’deki yetkililer, Ukrayna karşıtlığını sert seçim kampanyasının merkezine oturan Orbán’ın vetosunun en azından seçim sonrasına kadar süreceğini öngörüyor.
Mevcut anketler, Orbán’ın genç rakibi Péter Magyar’ın çift haneli farkla gerisinde olduğunu gösteriyor.
Bu süreçte Komisyon, kriz çözülür çözülmez 90 milyar euroluk krediden ilk ödemeleri başlatabilmek için gerekli tüm mekanizmaları hazır tutmaya çalışıyor.
Çarşamba günü yardım programının temelini oluşturan dört belgeden ilki yayımlanırken, diğer üçünün de önümüzdeki günlerde tamamlanması bekleniyor.
Yardım paketinin detayları: İHA’lara özel muafiyet
Planlanan program kapsamında 2026 yılı için 45 milyar euro tahsis edilecek. Bu tutarın 16,7 milyar eurosu mali destek, 28,3 milyar eurosu ise askeri destek için kullanılacak.
Dikkat çeken bir ayrıntı olarak, Ukrayna’nın dünya genelinden düşük maliyetli parçalar temin edebilmesini sağlamak amacıyla İHA harcamaları “Avrupa Malı” (Made in Europe) kriterinden muaf tutulacak. Kalan 45 milyar euronun ise 2027 yılı için ayrılması planlanıyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Ukrayna’ya 90 milyar euroluk krediyi ulaştıracağız. Cesur Ukrayna halkının ve onların özgürlük mücadelesinin tam ve kararlı bir şekilde arkasındayız,” ifadelerini kullandı.
Macaristan, Slovakya ve Çekya krediden muafiyet aldıkları için oylama sürecine dahil edilmeyecek. Bu durumun kurum içi onay sürecini kolaylaştırması beklense de asıl engel, AB’nin ortak bütçesinde yapılacak ve oybirliği gerektiren düzenlemede yatıyor. Macaristan, oybirliği kuralının geçerli olduğu bu tek noktada veto yetkisini kullanıyor.
‘Petrol yoksa para da yok’
AB yetkilileri, 12 Nisan seçimlerinin ertesi günü için farklı senaryoları masada tutuyor. Muhalif lider Magyar’ın kazanması durumunda vetonun hızla kalkacağı umulurken, Orbán’ın kazanması halinde tavrını daha da sertleştirmesinden endişe ediliyor.
Orbán, bu ayın başlarında yaptığı açıklamada, “Petrol yoksa para da yok,” diyerek boru hattı açılana kadar yardımı engelleyeceğini açıkça belirtmişti.
Vetonun kalkması durumunda, Komisyon’un elinde hazır likidite bulunduğu için ilk ödemenin birkaç gün içinde yapılabileceği belirtiliyor. Ancak vetonun sürmesi halinde Ukrayna için tehlike çanları çalmaya başlayacak.
Zelenskiy: ‘Bir kişi tüm Avrupa’ya karşı’
Mevcut harcama düzeylerine göre Ukrayna’nın dış yardımları mayıs ortasına kadar tükenebilir. Bu durum, kamu hizmetlerinde ağır kesintilere gidilmesine ve yerli silah üretiminin aksamasına neden olabilir.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, siyasi tıkanıklığın ülkeyi kışa hazırlama planlarını şimdiden geciktirdiğini belirterek Orbán’ı sert dille eleştirdi.
Zelenskiy, isim vermeden, “Avrupa’da bir kişi, sırf Moskova’yı memnun etmek için tüm Avrupa’ya karşı duruyor. Bu, Moskova ile yapılan bir anlaşmadan başka bir şey değildir,” dedi.
Öte yandan, AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Kiev’de Zelenskiy ile yaptığı görüşmede, vetonun aşılamaması durumunda dondurulmuş Rus varlıklarının kullanılmasına yönelik tartışmalı önerinin yeniden canlandırılabileceğini ima etti.
Ancak bu seçenek, beraberinde getirdiği yasal ve finansal riskler nedeniyle hala belirsizliğini koruyor.
HABER İÇERİK KAYNAK:
https://tr.euronews.com/my-europe/2026/04/01/abden-ukraynaya-90-milyar-euroluk-kredi-hazirligi-macaristan-vetosu-ne-zaman-kalkacak
Bildiğiniz üzere, Denizkızı Turizm A.Ş’nin nominal sermaye tutarı 36.510.100,00 TL olup tamamı ödenmiş, Mersin Büyükşehir Belediyesi yüzde yüz pay sahibi. Aynı şirket, Mersin Kargıcık Turizm ve Yatırım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin de 24.000 TL sermaye ile 0.0029 sermaye oranı ile ortak.
Şirketin 2024 mali yılına ait mali tablolarına göre şirketin brüt satışlar tutarı 332.931.767,19 TL olup dönem net zararı ise 29.317.734,18 TL olarak belirlendi.
Yapılan incelemede, Şirketin almış olduğu personel kıyafetleri, gıda ürünleri, pos cihazı, yazar kasa, kırtasiye, bakım onarım ve temizlik malzemeleri gibi taşınır malların Stoklar Hesap grubu ve 255 Demirbaşlar Hesabında izlenmesi gerekirken 770-Genel Yönetim Giderleri Hesabına kaydedildiği görülmüştür. Şirket alımlarının örnekleme incelenmesinde, ilk dokuz ay 26 farklı alımla alınan toplam 6.619.797,26 TL tutarındaki taşınırların ilgili varlık hesaplarına kaydının yapılmadan doğrudan gider kaydedildiği tespit edilerek, Hatalı kayıtlar nedeniyle Şirket mali tablolarında 15 Stoklar grubu ve 255 Demirbaşlar Hesabı doğru ve güvenilir bilgi sunmadığı ortaya çıkarıldı.
Kasa nakit sayım noksanlarının 120-Alıcılar Hesabına borç kaydedilmesi uygulamasından vazgeçilmesi, kasa sayım noksanlarının 197-Sayım ve Tesellüm Noksanları hesabına borç kaydının yapılması ve bir komisyon kurularak oluşan noksanların nedeninin araştırılarak sorumluların tespit edilmesi istendi.
Öte yandan, Yapılan incelemede, bankadan ödemesi yapılan kira ve benzeri genel yönetim giderlerinin 102-Bankalar Hesabına alacak, karşılığında 120-Alıcılar Hesabına borç kaydı yapıldığı tespit edilmiş, Bu şekilde ilk 9 ay 11 muhasebe kaydıyla toplamda 1.320.171,41 TL Bankadan yapılan ödemeler 120 hesabına borç kaydı yapılarak tahakkuk ettirildiği, Bu durum Genel Tebliğ’e aykırı bulup 120-Alıcılar Hesabının yani şirketin senetsiz ticari alacakları toplamının olduğundan fazla görünmesine, aynı tutarda şirket faaliyet giderlerinin de eksik olmasına dolayısıyla dönem faaliyet sonucunun yanlış hesaplanmasına neden olduğu, Bu haliyle Şirket mali tablolarının hatalı olması nedeni ile doğru ve güvenilir bilgi içermediği değerlendirildi…
Diğer taraftan, Yapılan incelemelerde; Şirket açılış kaydı 170-Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Maliyetleri Hesabı bakiyesinde 16 adet alt muhasebe kodunda toplam 12.019.492,34 TL bakiye bulunduğu, yıl için 32 muhasebe işlemi ile enflasyon düzeltmesi kaydı yapılarak söz konusu tutarın 15.090.628,28 TL’ye yükseltildiği tespit edildiği, Şirketin faaliyet alanı, Mersin ili genelinde kafeterya, düğün salonu ve plaj işletmeciliği olduğu, Şirket, piyasa için inşaat ve onarım işleri yapan bir işletme olmadığı, Dolayısıyla söz konusu hesabın Şirket tarafından kullanılmaması gerektiği, Bu haliyle Şirket mali tablolarının hatalı olması nedeni ile doğru ve güvenilir bilgi içermediği değerlendirildi…
Yapılan incelemede; Bazı Mal Alımlarında Kamu İhale Kanunu Hükümlerinin Uygulanmadığı, Şirketin, 2024 yılı içerisinde kooperatiflerden yapılan yaklaşık 1.000.000,00 TL tutarındaki mal alımlarını, 4734 sayılı Kanun’un ihale usulleri ya da doğrudan temin yöntemi uygulanmaksızın Yönetim Kurulu Kararı ile doğrudan alım ile gerçekleştirdiği tespit edildi.
Yine, İhale Usulüyle Alınması Gereken Bazı Mal ve Hizmet Alımlarının Doğrudan Temin Usulüyle Alındığı, Şirket hesap ve işlemleri üzerinde yapılan incelemelerde; yaklaşık 30.000.000,00 TL gıda ve içecek alımı, 18.000.000,00 TL üzerinde alkollü içecek alımları, yaklaşık 2.500.000,00 TL personel kıyafeti alımları, 1.450.000,00 TL üzerinde reklam gideri alımları, yaklaşık 800.000,00 TL tatlı alımları, 1.300.000,00 TL üzerinde mutfak gazı alımı ve 5.000.000,00 TL üzerinde çeşitli mal alımında düzenlenen sözleşmelerde alınan malın ya da hizmetin miktarının 1 (bir) adet gösterildiği, sözleşmelerde bedel belirtilmediği ancak söz konusu ürünlerden doğrudan temin usulüyle binlerce adet alım yapıldığı tespit edildi…
Yine Bazı Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Piyasa Fiyat Araştırmalarının Eksik Yapıldığı, Şirket hesap ve işlemleri üzerinde yapılan incelemelerde; 18.000.000,00 TL üzerinde alkollü içecek alımları, yaklaşık 2.500.000,00 TL personel kıyafeti alımları, 1.450.000,00 TL üzerinde reklam gideri alımları, yaklaşık 800.000,00 TL tatlı alımları, 5.000.000,00 TL üzerinde mal alımı piyasa araştırma tutanaklarında alınan malın ya da hizmetin miktarının 1(bir) adet gösterildiği, isteklilerin tekliflerini 1(bir) adet mal ya da hizmet için verdiği ancak söz konusu ürünlerden doğrudan temin usulüyle binlerce adet alım yapıldığı tespit edilmiş, Söz konusu uygulamanın, Şirket kaynaklarının verimli kullanılmasına engel olmakla beraber, yapılacak alımın hangi usulde yapılacağının belirlenmesinde limitlerin aşılıp aşılmadığının kontrolünün yapılmasına imkân vermediği, Alımlardan anlaşılacağı üzere söz konusu alım tutarları doğrudan temin limitlerini çok fazla aştığı ortaya çıkarıldı…
Bazı Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Teknik Şartnamelerde İhtiyaç Konusu Mal ve Hizmetlerin Somut Olarak Belirlenmediği, Yapılan incelemede, doğrudan temin yöntemi ile alınan bazı mal ve hizmet alımlarında düzenlenen teknik şartnamelerde talep edilen hizmetin ölçülebilir olmadığı, soyut ifadelere yer verildiği ve bu nedenle yapılan alımların yerine getirilip getirilmediği konusunda belirsizlik ve kontrol zafiyeti olduğu görülmüş, Örneklem yapılan incelemelerde 550.000,00 TL sözleşme bedelli fotoğraf çekimi hizmet alım işi ve 201.600,00 TL bedelli kompresör mal alım işinde teknik şartnamelerinde ihtiyaç duyulan mal ve hizmetin niteliği, kapsamı, miktarı gibi kriterlerin somut olarak belirtilmediği tespit edilmiş, Kompresör alımında dosyada sadece bakım onarım için 3 adet mal alınacağı belirtilmiş, Bu durumda isteklilerin temin edeceklerine ürünler için hangi kriterlerde ve teknik özellikte kompresör olacağını bilmeden teklif verdikleri, Ayrıca fotoğraf çekimi hizmet alımında profesyonel fotoğraf çekimi yapılacağı belirtilmiş olup ayrıca herhangi bir ayrıntı ve teknik özellik belirtilmediği, Alım dosyası ve çekilen fotoğraflar incelendiğinde fotoğrafların orantısız ve düzensiz çekildiği ortaya çıkarılmış.
Bazı Mal veya Hizmet Alım İşlerinde Denetim, Muayene ve Kabul İşlemlerinin Yapılmadığı, Şirketin sözleşmeye bağladığı ve sözleşmesinde veya şartnamelerinde denetim, muayene ve kabul işlemlerinin 4735 sayılı Kanun ve ona bağlı Denetim, Muayene ve Kabul Yönetmelikleri kapsamında yapılacağını öngördüğü bazı mal veya hizmet alımı işlerinde; denetim, muayene ve kabul işlemlerini yapmadığı tespit edilmiş, Alım dosyalarında ve düzenlenen evrakta; denetim, muayene ve kabul tutanaklarının düzenlendiğine dair herhangi bir kanıtlayıcı bilgi ve belgeye yer verilmediği ortaya çıkarılmış…
Ayrıca Sayıştay’ca, İstisna Kapsamında Yapılacak Alımlar İçin Usul ve Esasların Belirlenmediği, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü maddesinin (g) bendinde yer alan istisna hükmüne göre istisna belgesi alan Şirket’in bu alımlarına ilişkin usul ve esaslarını belirlemediği tespit edilerek, İlgili Kanun’un 60’ıncı maddesinin atıfta bulunduğu 5’inci maddesinde ise idarelerin, bu Kanun’a göre yapacakları ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumlu olduğu; aralarında kabul edilebilir doğal bir bağlantı olmadığı sürece mal alımı, hizmet alımı ve yapım işlerinin bir arada ihale edilemeyeceği, eşik değerlerin altında kalmak amacıyla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin kısımlara bölünemeyeceği hüküm altına alındığı belirtilip, bu duruma aykırı davranıldığı ortaya çıkarılmış…
Süreklilik Arz eden, İstisna Kapsamında Olan Mal Alımlarının Doğrudan Temin Yöntemiyle Alındığı, Şirket hesap ve işlemleri üzerinde yapılan incelemelerde; yaklaşık 30.000.000,00 TL gıda ve içecek alımı ile 18.000.000,00 TL üzerinde alkollü içecek alımları, Kamu İhale Kurulu Kararları ile 4734 Sayılı Kanun’un “İstisnalar” başlıklı 3’üncü maddesi (g) bendi kapsamına alınmasına rağmen doğrudan temin yöntemiyle alındığı tespit edilmiş, Söz konusu alımların istisna kapsamı yerine doğrudan temin yöntemiyle alınması; diğer bulgularda da yer alan piyasa araştırmasında miktarların 1(bir) yazılarak bedelin belirlenmemesi, sözleşmelerde miktar ve sözleşme bedeli yazılmaması, doğrudan temin limitlerinin aşılması ve sözleşmelerin belirsizlik içermesi gibi sorunlara yol açtığı ortaya çıkartılmış…
Şirket Bünyesinde Kurulmuş Bir Muhasebe Sisteminin Bulunmadığı ve Arşivlemenin Eksik Olduğu hususunda, Şirketin mali işlemleri ve bunların dayandığı muhasebe belgelerinin incelenmesinde, Şirketin mali işlemlere ait belgelemelerinin ve arşivinin eksik olduğu, Şirket bünyesinde kurulmuş bir muhasebe sisteminin bulunmadığı tespit edilmiş.
Ayrıca, Şirketin mali işlemlere ait muhasebe işlemleri ve eki olan kanıtlayıcı belgelerin incelenmesinde:
-Mal, hizmet ve yapım işi alımlarında dosyalara muhasebe işlem fişlerinin konulmadığı,
-Dosyalama ve arşivleme işlemlerinin yevmiye numarası bazında yapılmadığı,
-Mal, hizmet ve yapım işi alımlarında dosyalarında fatura, muayene kabul tutanağı, piyasa araştırması vb. kanıtlayıcı belgelerin eksik olduğu,
-Doğrudan temin yöntemiyle alımlarda bir üst yönetim onay belgesi düzenlenmekteyse de bu belgelerde belirtilen anlamda bir gerekçe bulunmadığı,
-Dosyalarda yer alan sözleşmelerin belirsiz nitelikte olduğu,
-Doğrudan temin yöntemiyle alınan bazı mal ve hizmetlerin yeterli piyasa araştırması yapılmadan alındığı,
-Şirket muhasebesinin, şirket dışında ücret karşılığı mali müşavirce yerine getirildiği bu nedenle muhasebe işlemlerinin koordinasyonunun yapılamadığı,
-Harcama belgelerinin şirkette, muhasebe işlemlerinin mali müşavir ofisinde olduğu bu nedenle dosyalama ve arşiv hizmetlerinin eksik olduğu,
-Yapım işinde hak ediş raporunda gerekli kesintilerin gösterilmesine rağmen muhasebe kayıtlarında kesintinin yapılmadığı, şirket ile muhasebe servisi arasında bilgi ve evrak akışının eksik olduğu,
-Diğer bulgularda yer alan 100, 102, 103 ve 170 hesaplarında riskli hataların yapıldığı ancak şirket ve muhasebe servisinin farklı yerlerde olmasından kaynaklı hataların kaynağının araştırılmadığı,
-Tahsil edilen sözleşmeden kaynaklı damga vergileri için fatura kesildiği, söz konusu verginin şirket geliri ve gideri olarak kaydedildiği,
-Satıcılar Hesabında yer alan tedarikçilere ait alt kodların ters bakiye verdiği,
-Mal, hizmet ve yapım işi alımlarında dosyalara yasaklılık sorgulaması ve vergi borcu yoktur sorgulaması belgelerinin konulmadığı,
-Mal alımı kapsamında yapılan alımların varlık hesapları yerine direk gider hesaplarına kaydedildiği, şirket ve muhasebe servisinin farklı yerlerde olmasından kaynaklı hataların kaynağının araştırılmadığı, tespit edildi…
Yapılan incelemede; şirkete belediye tarafından işletme hakkı verilen arsa ve dükkânların geliştirilmesi ve ekonomik değerinin artırılması amacıyla yapılan 1.145.152,70TL giderlerin 252-Binalar hesabında izlendiği görülmüştür. Bu durum mali tabloların gerçeğe aykırı olmasına neden olduğu gibi binalar hesabının amortisman oranının özel maliyetlere göre düşük olması nedeniyle vergi avantajını da azalttığı ortaya çıkarıldı.
ALLAH BU DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN
CEVAP VE DÜZELTME HAKKINA SAYGILIYIZ.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.