Dünya genelinde ruhsal hastalıklar çığ gibi büyürken, kaygı (anksiyete) bozukluğu en yaygın akıl sağlığı problemi olarak zirveye yerleşti. Saygın tıp dergisi The Lancet’te yayınlanan küresel bir analiz, kaygı bozukluğu vakalarının 1990 yılından bu yana yüzde 158 oranında devasa bir artış gösterdiğini ortaya koydu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da dünyanın en yaygın ruhsal sorunu olarak tanımlanan bu rahatsızlık, özellikle Covid-19 pandemisiyle birlikte kelimenin tam anlamıyla patlama yaşadı. Toplam 204 ülke ve 21 bölgeye ait 2023 yılı verilerinin masaya yatırıldığı kapsamlı çalışmada, dünyada yaklaşık 1,2 milyar insanın ruhsal hastalıklardan muzdarip olduğu saptandı. Veriler, kaygı bozukluğu ve depresyonun bu tabloda başı çektiğini gösteriyor.
DSÖ’nün 2021 verilerine göre dünya genelinde 359 milyon insanı doğrudan etkileyen kaygı bozukluğu, cinsiyet ve yaş gruplarına göre de farklılıklar gösteriyor. İstatistiki verilere göre kaygı bozukluklarından etkilenen kadın sayısı erkeklerden çok daha fazla seyrediyor. Belirtileri genellikle çocukluk veya ergenlik döneminde başlayan bu hastalığın tedavisi tamamen mümkün olmasına rağmen, hastaların ancak dörtte biri gibi çok düşük bir oranı tıbbi veya psikolojik tedavi görüyor. Türkiye Psikiyatri Derneği’nin verileri ise yaygın kaygı bozukluğunun Türkiye’deki yaşam boyu görülme sıklığının yüzde 5 ila 6 arasında değiştiğini ortaya koyuyor. Toplumda aşırı endişe ve kaygıyı tetikleyen unsurların başında ise genellikle sağlık, aile, para ve işle ilgili konular geliyor.
Hafif endişe hayatta tutar, bozukluk ise felç eder
Uzmanlar, herkesin zaman zaman kaygı duyabileceğini ve bir dereceye kadar bu duygunun hayatta kalmamız için gerekli olduğunu belirtiyor. Normal şartlarda hafif ve baş edilebilir düzeyde olan bu kaygı, günlük sorunlarla baş edebilmemiz için hazırlıklı olmamızı, tehlike durumunda da hızlı karar verip kurtulmamızı sağlıyor. Ancak kaygı bozukluğu olan kişiler, ortada gerçek bir neden yokken ya da bir neden olsa bile durumla tamamen uygunsuz, aşırı ve denetlenemeyen nitelikte yoğun bir korku ve endişe sarmalına giriyor. Beyinleri her şeyi bir tehdit olarak algılamaya başlayan bu kişilere fiziksel gerginlik, bilişsel ve davranışsal olumsuz belirtiler eşlik ediyor. Kontrol edilmesi son derece zor olan bu durum, tedavi edilmediğinde kronikleşerek kişinin aile, sosyal, okul ve iş hayatını felç ederek günlük aktivitelerini engelliyor.
Çoğu zaman kişi endişelerinin aşırılığının farkında olsa da endişelenmelerini denetleyemez ve bir türlü sakinleşemez. Çevrelerinde genellikle “aşırı evhamlı” olarak tanınan bu hastaların durumunu değerlendiren Moodist Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, uzun yıllardır bilinen bu rahatsızlığın özellikle pandemi sonrasında hem sıklığının arttığını hem de daha erken yaşlara kaymaya başladığını ifade etti. Salgın döneminde “sağlık anksiyetesi” kavramının patlak verdiğini dile getiren Dr. Taş, belirsizlik, sosyal izolasyon ve her gün açıklanan ölüm skorlarının insan psikolojisini sarstığını söyledi. Kaygıların temelinde belirsizliklere tahammül edememenin yattığını belirten Taş, insanın her zaman geleceği bilmek ve kendini hazırlamak istediğini, pandemi sürecindeki travma ve yasların ise küresel kaygıyı tırmandırdığını vurguladı.
Dijital veri bombardımanı ve savaş haberleri beynin alarmını bozuyor
Günümüz iletişim olanaklarının insan beynine aşırı veri yüklediğine dikkat çeken Dr. Pelin Taş, dünyanın diğer ucundaki savaş, afet, açlık ve iklim krizlerinden saniyeler içinde haberdar olmanın büyük bir risk barındırdığını ifade etti. Savaşa doğrudan maruz kalınmasa bile görsel ve haberlere tanıklık etmenin insanları travmatize ettiğini söyleyen Taş, en temel içgüdü olan yaşama arzusunun bu görüntülerle tehdit hissettiğini ekledi. Kaygı bozukluğunu açıklamak için bir araba alarmı metaforu kullanan Taş, arabanın çalınmaması için kurulan alarm sisteminin yanından kedi veya kuş geçtiğinde de ötmesi durumunda işlevselliğinin bozulmuş olacağını, kaygı bozukluğunda da beynin artık doğru yerde doğru tepkiyi veremediğini belirtti. Taş ayrıca farkındalık, sosyokültürel seviye ve beklentiler arttıkça kaygının da paralel olarak arttığını dile getirdi.
Türkiye’de kaygı bedende hayat buluyor
Bir duygu olarak kaygının kalıcı bir bozukluğa dönüştüğünü gösteren en temel kriter, kişinin günlük işlevselliğinin bozulması olarak kabul ediliyor. Kaygılardan ötürü günlük yaşam sorumluluklarını yerine getirememek, sürekli hastanelere gidip tahlil ve tetkik yaptırmak, uyuyamamak, ev içinde durmadan hareket etmek ve yemek yiyememek gibi durumların aile ve iş yaşantısına yansıması hastalığı tescilliyor. Dr. Pelin Taş, bu belirtilerin genellikle altı aydan uzun sürmesinin tanı için önemli bir kriter olduğunu açıkladı. Türkiye’deki tablonun da dünyadaki artış ivmesiyle paralellik gösterdiğini belirten Taş, özellikle şehirde yaşayanlarda, orta yaştan genç yaşa doğru artan bir eğilim gözlemlediklerini, burada ekonomik zorlukların ve “Mezun olunca iş bulabilecek miyim?” şeklindeki gelecek endişelerinin büyük rol oynadığını söyledi.
Türkiye’deki vakaların dünyadan farklı olarak “bedenselleştirme” eğilimi gösterdiğini aktaran Dr. Pelin Taş, kendisini duygusal olarak ifade etmekte güçlük yaşayan insanların kaygıyı bedensel şikayetlerle dışa vurduğunu ifade etti. “Canım sıkkın, kaygılıyım, üzgünüm” diyemeyen hastaların doktora çarpıntı, mide bulantısı, ateş basması, el ve ayak uyuşması gibi şikayetlerle başvurduğunu belirten Taş, bu tablonun kadınlarda çok daha yaygın görüldüğünü yineledi. Uzmanlar, kaygı bozukluğuyla baş etmek ve ruh sağlığını korumak için altın değerinde önerilerde bulunuyor. Bu doğrultuda, kaygıyı daha da kötüleştirebilecek alkol tüketiminden kaçınılması veya azaltılması, yasadışı uyuşturucu maddelerden uzak durulması gerekiyor. Kısa bir yürüyüş bile olsa düzenli egzersiz yapılması, düzenli yeme-uyuma alışkanlıklarına sadık kalınması ve sağlıklı beslenilmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca, yavaş nefes alma, aşamalı kas gevşetme gibi gevşeme tekniklerinin öğrenilmesi ve günde sadece birkaç dakika bile olsa farkındalık meditasyonu alışkanlığının edinilmesi kaygıyla mücadelede en etkili yöntemler arasında gösteriliyor.
GÜNDEM
06 Haziran 2026GÜNDEM
06 Haziran 2026GÜNDEM
06 Haziran 2026GÜNDEM
06 Haziran 2026GÜNDEM
06 Haziran 2026GÜNDEM
06 Haziran 2026GÜNDEM
06 Haziran 2026
1
MTSO 39 No’lu Emlak ve Destek Faaliyetleri Meslek Komitesi uluslararası eğitimciyi getirdi
22932 kez okundu
2
BAYRAMDA MUHTEŞEM BİR DOĞADA YENİLENİN: BN HOTEL THERMAL & WELLNESS
21425 kez okundu
3
Bağırsaklar nasıl temizlenir sorusunu birçok kişi soruyor
20313 kez okundu
4
MERSİN TARİHİ
20057 kez okundu
5
Joe Biden 6 aylık hedeflerini açıkladı. Senato buz gibi…
20052 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.