DOLAR 43,7684 0.08%
EURO 51,6357 -0.44%
ALTIN 7.006,972,18
BITCOIN 2898104-1,92%
Mersin
15°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Nerede O Eski Ramazanlar Değil, Nerede O Eski Bizler?

Nerede O Eski Ramazanlar Değil, Nerede O Eski Bizler?

ABONE OL
Şubat 18, 2026 15:55
Nerede O Eski Ramazanlar Değil, Nerede O Eski Bizler?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Her yıl bu vakitler geldiğinde, dilimize pelesenk olan o meşhur cümle dökülür dudaklarımızdan: “Nerede o eski Ramazanlar?” Aslında aradığımız şey takvim yaprakları değil; o yaprakların arasından süzülüp gelen samimiyet, mahalle bakkalının ikramı ve komşu kapısının ardındaki o hiç sönmeyen sıcaklıktır.

Pide Kuyruğundaki O Samimi Telaş

Eski Ramazan demek, iftara yarım saat kala fırın önünde uzayan, dumanı tüten pide kuyrukları demekti. Sadece ekmek beklemek değildi o; ayaküstü yapılan mahalle sohbetleri, hal hatır sormalar, “Senin çocuk ne yaptı?” ile başlayan bitmek bilmeyen muhabbetlerdi. O kuyrukta bekleyen herkes, karnı aç olsa da gönlü tok insanlardı. İlk lokmayı almadan önceki o son saniyelerdeki sessiz heyecan, dünyanın en lüks sofrasından daha kıymetliydi.

Paylaşmanın Gizli Kahramanları

Bizim kültürümüzde Ramazan, birine yardım ederken “sağ elin verdiğini sol elin görmemesiydi.” Veresiye defterlerinin gizlice kapatıldığı, askıda ekmeğin onuruyla paylaşıldığı zamanlardı. Ramazan sadece bir ibadet değil, aynı zamanda toplumsal bir iyileşme süreciydi. O eski ahşap evlerin pencerelerinden süzülen tül perdelerin arkasında, komşusu açken tok yatmaktan haya eden bir medeniyetin izleri vardı.

İftar Sofralarının Görünmez Misafiri: Huzur

Şimdilerde devasa restoranlarda, gösterişli sunumlarla açılan iftarların yanında; yer sofrasına serilmiş bir örtü, ortada tüten bir çorba ve birkaç zeytin tanesinin tadı neden hala bir başkaydı? Çünkü o sofranın tuzu, sevgiden ve birliktelikten geliyordu. Çocukların mahallede top oynarken kulağının ezanda olduğu, iftardan sonra içilen o ilk çayın yorgunluğu bir anda alıp götürdüğü akşamlar, ruhumuzun en güvenli limanlarıydı.

“Eskiyi özlemek, aslında o zamanlardaki kendi çocukluğumuzu ve masumiyetimizi özlemektir.”

Bu Ramazan Bir Fırsat Olsa…

Belki zaman makinemiz yok, o günlere dönemeyiz. Ama o günlerin ruhunu bugüne çağırmak hala mümkün. Bu Ramazan; telefonu bir kenara bırakıp karşımızdakinin gözlerine bakarak sohbet etmek, yıllardır aramadığımız bir akrabamızı sesini duymak için aramak veya bir çocuğun yüzündeki o ilk oruç heyecanına ortak olmak için en güzel fırsat.

Ramazan gelip geçiyor; önemli olan bizden neyi alıp götürdüğü değil, kalbimizde neyi bıraktığıdır. O eski tadı alabilmeniz dileğiyle…

 

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r