DOLAR 45,0754 0.05%
EURO 52,8470 0.04%
ALTIN 6.555,16-1,51
BITCOIN 34608150,83%
Mersin
23°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ozyar

ozyar

29 Nisan 2026 Çarşamba

Hayaller ve Gerçekler Arasında Kahraman Olduk

Hayaller ve Gerçekler Arasında Kahraman Olduk
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hayaller ve Gerçekler Arasında Kahraman Olduk
İçinden geçtiğimiz uzun yıllar bize sadece sabretmeyi değil, aynı zamanda hayatta kalmayı da öğretti. Belki de hiç planlamadığımız rolleri üstlendik, hiç düşünmediğimiz becerileri kazandık. Farkında olmadan hayatın tam ortasında, görünmez bir mücadelenin kahramanlarına dönüştük.
Ekonomist olduk…
Geçim derdi, bizi hesap yapmaya zorladı. Hangi ürün nerede daha uygun, hangi evin kirası daha hesaplı, hangi harcama gerçekten gerekli… Bunları öğrenmek artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Hayatın matematiğini çözerken, aslında yaşamı sürdürebilmenin ince dengesini kurmayı öğrendik.
Öğretmen olduk…
Çocuklarımızın ödevlerine yardım ederken, bir baktık ki onların dersleri bizim zamanımızın lise, hatta üniversite seviyesine yaklaşmış. Onlara anlatırken yeniden öğrendik, yeniden düşündük. Sabretmeyi, açıklamayı, yol göstermeyi öğrendik.
Afetler yaşadık…
Ve hayatın ne kadar kırılgan olduğunu gördük. Suyumuz kesildiğinde bir damlanın kıymetini, zor anlarda dayanışmanın değerini anladık. Minimum imkânla maksimum çözüm üretmeyi öğrendik. Hayatta kalmanın sadece nefes almak olmadığını, aynı zamanda direnmek olduğunu fark ettik.
Toplumsallaştık…
Veli toplantılarında, ortak kaygılarda, benzer mücadelelerde bir araya geldik. Anne baba olmayı sadece biyolojik değil, psikolojik bir süreç olarak öğrendik. Yeni nesil çocuklar bize başka bir şey daha öğretti: Sevgi ve saygının korkuyla değil, anlayışla kurulabileceğini…
Biz, anne babasının yanında nefesini tutan, ayakta bekleyen bir nesilden geliyorduk. Onlar ise gözümüzün içine bakarak fikirlerini söyleyebilen bir nesil oldu. Belki de en büyük dönüşüm burada yaşandı.
Güvensizliğin arttığı bir dünyada, farklı yollar bulduk…
Sanal ortamlarda sosyalleştik, bir oyunla stres atmayı öğrendik. Her zaman dışarı çıkmadan da nefes alabileceğimizi gördük.
Kimimiz işini kaybetti…
Ama vazgeçmedi. Başka alanlarda koşturmayı, kendi sınırlarını aşmayı öğrendi. Sıfırdan başlamayı, küllerinden doğmayı öğrendi. Tıpkı bir anka kuşu gibi…
Yılmadık.
Hep o güzel günleri bekledik.
“Şimdi gelecek… yarın gelecek…” dedik.
Ama fark etmeden çok daha önemli bir şey oldu:
Beklemeyi bırakmayı öğrendik.
Artık hayatımızın arabasında arka koltukta oturmuyoruz. Direksiyona geçtik.
“Ne zaman?” diye sormuyoruz artık.
“Zaman bu zaman” diyoruz.
Peki bu süreçte ne kaybettik?
Belki çok şey…
Ama ne kazandık?
Daha fazla…
Büyüdük.
Olgunlaştık.
Güçlendik.
Belki de bu zorluklar olmasaydı, konfor alanımızdan hiç çıkmayacak, bu becerileri asla kazanamayacaktık.
Şimdi asıl soru şu:
Bunca deneyim, bunca kazanım varken…
Mutlu olmayı ne zaman öğreneceğiz?
Hayat bize hesap yapmayı öğretti, öğretmeyi öğretti, ayakta kalmayı öğretti.
Ama bir şeyi hâlâ eksik bıraktık:
Elimizdekilerle mutlu olmayı…
Belki de artık aramayı bırakmanın zamanı gelmiştir.
Mutluluğu bir gün gelecek bir şey gibi beklemek yerine, onu bugün, şu an, sahip olduklarımızla kurmanın…
Çünkü biz zaten başardık.
Sadece fark etmemiz gerekiyor.
Dr Gülay GÜMÜŞ

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.