DOLAR 46,1304 0%
EURO 53,3691 0.13%
ALTIN 6.127,42-3,03
BITCOIN 28744752.35554%
Mersin
25°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

ozyar

ozyar

10 Haziran 2026 Çarşamba

Alçak gönüllü ve gösterişsiz olmak, günümüzde giderek daha kıymetli bir meziyet haline geldi.

Alçak gönüllü ve gösterişsiz olmak, günümüzde giderek daha kıymetli bir meziyet haline geldi.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Alçak gönüllü ve gösterişsiz olmak, günümüzde giderek daha kıymetli bir meziyet haline geldi. Kibirsiz, sade ve uyumlu olabilmek hepimizin özlediği bir manzara. Hani derler ya; meyve veren ağaç dallarını aşağıya eğer. Gerçekten de bilgiye, birikime ve görgüye sahip insanlar çoğu zaman mütevazılığı tercih ederler. Çünkü onları farklı kılan şey makamları değil, sahip oldukları niteliklerdir.

Son zamanlarda bu özelliklerden yoksun kişilerin davranışlarına sessiz kalmak, onları onayladığımız anlamına gelmez. Bazen eleştirinin de bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Çünkü aşırı mütevazılığın istismar edildiği zamanlar vardır.

Topluluklarda ve resmi organizasyonlarda protokol kuralları bulunur. Kurumlara, odalara ve sivil toplum kuruluşlarına göre uygulamalar değişse de temel esaslar aynıdır. Ancak protokolü bilmeyen ya da bulunduğu her ortamı kendisine ait sanan insanların bu tavırları ne zaman sona erecek?

Bir kişiye doğrudan “Buraya oturamazsınız” demek çoğu zaman nezaketsiz görünür. Bu nedenle insanlar sessiz kalmayı tercih eder. Fakat herkes sessiz kaldığında, kişi kendisinde olmayan bir hakkı varmış gibi davranmaya devam eder. Üstelik bundan en ufak bir rahatsızlık da duymaz.

Bu konuda yabancı ülkelerde gördüğüm yaklaşımı seviyorum. Bir kurumu temsilen yurt dışında katıldığım bir programda 13 kişilik bir ekiptik. Büyük bir üniversite kampüsünde etkinlikler yapılıyordu. Türkiye’de alışık olduğumuz şekilde isim yazılı koltuklar veya belirgin protokol alanları yoktu. “Nereye oturacağız?” diye sorduğumuzda görevli şaşkın bir ifadeyle, “İlk sıra hariç istediğiniz yere” dedi.

Bizim ekip hemen ilk sıranın özel protokol için ayrıldığını düşündü. Oysa durum öyle değildi. İlk sıra yalnızca konuşmacıların katılımcılardan uzak kalmaması için ayrılmıştı. Dünyanın birçok ülkesinden akademisyenlerin ve üst düzey yöneticilerin katıldığı bu toplantıda kimsenin önde oturmak gibi bir kaygısı yoktu. Mesele tam da buydu.

Bazı insanlar ise bulundukları her ortamda görünür olmayı bir görev sanıyor. Fotoğraf karesinin önünde olmak, ilk sırada oturmak, her söze cevap vermek onlar için adeta bir misyon. Oysa dışarıdan görünen gerçek çok basit: Ne yaparsanız yapın, insanlar size bilginiz, birikiminiz ve kaliteniz kadar değer verir. Mütevazılık sadece bir karakter özelliği değil, aynı zamanda bir erdemdir.

Atanmış ve Seçilmiş

Demokrasilerde seçilmişlerin ayrı bir değeri vardır. Çünkü egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bir sistemde halkın iradesi her şeyin üzerindedir.

Kendi liderini, belediye başkanını, milletvekilini ya da Cumhurbaşkanını halkın seçmesi demokrasinin temelidir. Bunun aksi kabul edilmemeli, edilmemelidir de.

Meclis üyeliği seçimlerinde aday olduğum dönemde birçok kişinin çeşitli kapıları aşındırdığını gördüm. Oysa ön seçim kararı beni son derece mutlu etmişti. Çünkü temsil ettiğim partinin üyelerinin, emeği ve çalışmayı esas alarak karar vermesi gerektiğine inanıyordum.

Ön seçime girdim ve başarılı bir sonuç aldım. Ancak daha sonra seçim sürecinden geçmemiş bazı isimlerin sistematik biçimde ön sıralara taşındığını gördüm. İşte burada adalet duygusu zedeleniyor. Birileri yıllarca emek vererek, sahada çalışarak bir yere gelirken; bir başkasının ilişkileri veya yakınlıkları sayesinde aynı noktaya ulaşması vicdanları yaralıyor.

Dikkat çekici olan ise, atanarak gelenlerin çoğu zaman mütevazılığı en az gösteren kişiler olması.

Oysa bütüncül baktığımızda, demokratik sistemlerde asıl değer seçilmiş olmaktır. Halktan oy alabilmek başlı başına önemli bir başarıdır.

Bugün ise zaman zaman seçilmişlerin iradesinin çeşitli gerekçelerle yok sayıldığına tanıklık ediyoruz. Oysa benim oyum da, halkın oyları da kutsaldır. Yasalar ve tüzükler yapılırken son derece net olan kuralların, uygulama aşamasında neden tartışmalı hale geldiği sorgulanmalıdır.

Ülke olarak ekonomik ve sosyal açıdan zor günlerden geçtiğimiz bir dönemde bu tartışmaların ağırlığı daha fazla hissediliyor. Ben güvenli, adil ve öngörülebilir bir ülkede yaşamak istiyorum. Gelecek nesillere de böyle bir ülke bırakmak istiyorum.

Bu nedenle mücadele etmeye devam edeceğiz.

Mücadele ederken; mütevazılıktan uzak olanlara, liyakat yerine ilişkilere güvenenlere ve hak etmeden güç sahibi olmaya çalışanlara karşı durmaya devam edeceğiz. Çünkü güçlü bir ülke; kibirle değil, liyakatle, adaletle ve halkın iradesine saygıyla ayakta kalır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.