Aziz milletimiz, değerli basın emekçileri,
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarımızda; öğrencilerimizi, öğretmenlerimizi ve çalışanları hedef alan nefret uyandırıcı olayları derin üzüntü ve endişeyle takip ediyor, en güçlü şekilde kınıyoruz.
Hayatını kaybeden evlatlarımıza ve öğretmenlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.
Çocuklarımız üzerinden yaşanan kahredici olaylara dizlerimizi döverek değil, bu olayların neden yaşandığını doğru tahlil ederek ve ona göre çözüm yollarını ortaya koyarak yaklaşmak zorundayız.
Öncelikle çocuklarımızı zorbalık, şiddet ve cinayet konusu yapan olayların yeni olmadığını, son 8-10 yıldır adım adım ortaya çıkmaya başladığını hatırlayalım. Dijital dünyanın her şeyimize bulaşması ve bizi terörize etmesi, olayları hızlandırmaktadır. Bir çocuğu kafa kesen veya okul basıp öğretmen ve arkadaşlarını silahla tarar hale getiren nedenler, görünürdeki şiddet ve katil zanlısı çocuktan çok daha büyük bir çocuk ve genç kitlesini,farklı derecelerde etkisi altına almaktadır. Yani ortada katliamcı 8, 10 veya 20 çocuk değil, on binlerce, yüz binlerce zehirlenmiş çocuğumuz vardır, hedefe konmuş nesillerimiz ve geleceğimiz vardır… Türkiye’nin emperyalist siyonist ABD-İsrail saldırganlığına bağlı milli güvenlik sorununun yanında bir de içeriden, gençliğinin zehirlenmesine bağlı milli güvenlik sorunu olduğunu anlayalım.
Bu olayları bireysel ve rastlantısal olarak gören ve çözümü okullarda güvenlik tedbirlerini artırmakta bulan anlayışı, en hafif tabirle sığlık ve körlük olarak kabul ediyoruz.
Sorunun kaynağı, 1980 darbesiyle birlikte, emperyalist Batı’nın küresel neoliberal sistemine eklemlenmemizin sonucu olarak uğradığımız ekonomik, sosyal, kültürel yıkımdır.
1980’den sonra sadece eğitim sistemimize bakıldığında gördüklerimiz şunlardır:
Eğitimde fırsat eşitliği ilkesi yok edilmiştir. Bilimsel, akılcı, çağdaş eğitimden uzaklaşılmıştır. Eğitim, en karlı ticari araçlardan biri haline getirilmiş vetarikat/cemaat bağlantılı vakıflara terk edilmiştir. Öğretmenlik mesleği değersizleştirilmiştir.50 yıldır öğrencilerin LGS, YKS gibi merkezi sınavlara yarış atı psikolojisiyle yetiştirilmesi sorununa çözüm getirilememiştir. Çocuklarımız modern çağın yobazlığını üreten sosyal medya, dijital oyunlar ve ekran bağımlılığına teslim edilmiştir. Çocuk için çılgınca tüketen ve çocuğa tapınan aile modeli teşvik edilmiştir. Okullardaki disiplin ve otorite eksikliğine çare bulunamamıştır. Gençler arasında ve okul ortamında, “akran zorbalığı”, uyuşturucu kullanımı, ateşli silah kullanımı, suç çeteleri gibi tehlikeli gidişatın önüne geçilememiştir.Çocuklarımıza umut dolu aydınlık bir gelecek modeli sunulamamıştır. Öğretmenlerin kan, ter dökerek öğrencilerine vermeye çalıştığı insancıllık, duygudaşlık, paylaşmacılık, vatanseverlik, çalışkanlık gibi değerler, sistemin dayattığı sosyal ve kültürel çürümearaçlarıyla havada bırakılmıştır.
Bütün bu eksikler ve hatalar, Türkiye’mizin, çok gelişeceğiz yalanıyla Batı’nın emperyalist kapitalist hegemonyasına bile isteye teslim edilmesi ve akabinde, Cumhuriyetimizin halkçı, devletçi, devrimci eğitim ve kültür politikalarının terk edilmesisonucunda ortaya çıkmıştır.
Dün, 17 Nisan, ortaya koyduğu ekonomik ve toplumsal başarıyla tariflere sığmayan Köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. yıldönümüydü. 17 Nisan 1940’da Köy Enstitüsü yasası çıktığında Türkiye, Atatürk önderliğinde kurulmuş 17 yaşında, onurlu, başı dik,bağımsız bir devletti. “Milletin menfaatine bu model uygundur” dendi ve üretime dayalı,iş içinde eğitim veren bu okullar açıldı. Başarı öyle büyüktü ki,emperyalist Batı bloğuna göz kırpan iktidarlar bu okulları kapattılar. Köy Enstitüleri eğitim ve kültür devrimlerimizin Sarı Öküz’üdür. Tam bağımsızlığını kaybeden Türkiye’de Cumhuriyetin eğitim ve kültür politikaları önce aşındı, sonra eridi gitti.
Küresel emperyalist sistemin bağımsızlıkçı milli devletleri çökertmek üzere; bencilleşmiş, yalnızlaşmış, kimliksizleşmiş, cinsiyetsizleşmiş, yaşam amacını sınırsız haz ve tüketimle eşitlemiş bireylerden oluşan toplumlar tasarımladığını ve pek akılcı olarak hedefe çocukları koyduğunubiliyoruz. Halkımız da biliyor. Zaten el ele tutuşup çöküşe geçmiş olan küresel mafya ekonomisiyle, emperyalist Amerika’sıyla, NATO’suyla, Avrupa Birliği’yle yola devam ettiğimiz her an, halkımız, çocuklarımız, gençlerimiz, kadınlarımız adına zarardır, ziyandır.
Çocuklarımızı yozlaşmanın pençesinden kurtarmanın çaresi, üretim odaklı bir milli iktidar bakışıylaCumhuriyetin eğitim ve kültür politikalarına dönmektir. Öğretim Birliği Yasası yeniden hayata geçirilmeli, eğitim bilimsel ve kamucu olmalıdır. Gençliğimiz eşsiz Anadolu kültürüyle donatılarak aldığı hasarlardan arındırılmalı, insanı merkeze koyan yepyeni bir uygarlığın bilinçlere taşınmasındakültürel işbirliklerinin yolu açılmalıdır. Çocuklarımızı geri kazanmanın başka bir yolu yoktur.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
GÜNDEM
18 Nisan 2026GÜNDEM
18 Nisan 2026GÜNDEM
18 Nisan 2026GÜNDEM
18 Nisan 2026GÜNDEM
18 Nisan 2026GÜNDEM
18 Nisan 2026GÜNDEM
18 Nisan 2026
1
MTSO 39 No’lu Emlak ve Destek Faaliyetleri Meslek Komitesi uluslararası eğitimciyi getirdi
22838 kez okundu
2
BAYRAMDA MUHTEŞEM BİR DOĞADA YENİLENİN: BN HOTEL THERMAL & WELLNESS
21329 kez okundu
3
Bağırsaklar nasıl temizlenir sorusunu birçok kişi soruyor
20220 kez okundu
4
MERSİN TARİHİ
19971 kez okundu
5
Joe Biden 6 aylık hedeflerini açıkladı. Senato buz gibi…
19883 kez okundu