Bugün bilgiye ulaşmak zor değil. Zor olan, onunla ne yapacağını bilmek. Bir tuşla binlerce makale, video, görüş, veri önümüze düşüyor. Ama bu bolluk, bilgelik üretmiyor. Aksine çoğu zaman zihni yoran, yönsüzleştiren bir gürültüye dönüşüyor.
Çünkü bilgelik, bilginin kendisiyle değil; hayatla temas ettiği yerde ortaya çıkar.
Şartlar sürekli değişiyor. Göçler, ekonomik dalgalanmalar, güvencesizlik… İnsanlar bir yandan ayakta kalmaya çalışırken, diğer yandan “doğru olanı” düşünmeye enerji bulamıyor. Sosyal destek mekanizmaları zayıf. İnsan yalnız. Yalnız olan insan, uzun vadeli düşünmez; günü kurtarır. Bilgelik ise aceleye gelmez.
Eğitim de bu noktada sınıfta kalıyor. Müfredatlar anlamsızlaşmış durumda. Hayatla bağı kopuk bilgiler, çocukların zihninde bir karşılık bulmuyor. Öğrenmek, keşfetmek değil; “bitirmek” hâline geliyor. Bu da bilgiyi, anlamdan koparıp yığmaya dönüştürüyor. Çok şey bilen ama neden bildiğini bilmeyen bireyler ortaya çıkıyor.
Bir de işin hukuki ve yönetsel boyutu var. Her geçen gün daha karmaşık hâle gelen yasalar, maddeler, bentler… İnsanlar artık kuralları anlamaya değil, onlardan kaçınmaya çalışıyor. Anlamadığın bir sistemde bilgelik gelişmez; sadece kurnazlık gelişir. Ve bu çok tehlikelidir.
Bilgelik için üç şeye ihtiyaç vardır:
Zaman, bağlam ve sorumluluk.
Ama modern hayat bu üçünü de sistemli şekilde buduyor. Her şey hızlı. Her şey parçalı. Herkes meşgul. Göç eden, tutunmaya çalışan, borçlanan, belirsizlikle yaşayan birey; bilgiyi sindirecek alan bulamıyor.
Bir de şu var: Bilgi artık deneyimden önce geliyor. Eskiden insan yaşar, sonra öğrenirdi. Şimdi önce öğreniyor, ama yaşayacak zemini bulamıyor. Bu yüzden bilgi, zihinde kalıyor; hayata geçemiyor. Bilgeliğe dönüşemiyor.
Belki de asıl mesele şu:
Bilgelik, konforlu toplumların değil; anlam üretebilen toplumların ürünüdür.
Sürekli değişen şartlar altında, bireyden bilge olmasını beklemek kolay ama adil değil. Yine de bu bir mazeret olmamalı. Çünkü bilgelik, her şeyi bilmek değil; neyi bilmediğini fark edebilmektir.
Bugün bilgi bol.
Ama bilgelik, hâlâ emek istiyor.
Sessizlik istiyor.
Yavaşlamayı istiyor.
Ve belki de en çok şunu istiyor:
Hayatı sadece tüketmemeyi.
Uzm Sosyolog-Psikolog Dr. Gülay GÜMÜŞ
GÜNDEM
09 Şubat 2026GÜNDEM
09 Şubat 2026GÜNDEM
09 Şubat 2026GÜNDEM
09 Şubat 2026GÜNDEM
09 Şubat 2026GÜNDEM
09 Şubat 2026GÜNDEM
09 Şubat 2026
1
MTSO 39 No’lu Emlak ve Destek Faaliyetleri Meslek Komitesi uluslararası eğitimciyi getirdi
22771 kez okundu
2
BAYRAMDA MUHTEŞEM BİR DOĞADA YENİLENİN: BN HOTEL THERMAL & WELLNESS
21247 kez okundu
3
Bağırsaklar nasıl temizlenir sorusunu birçok kişi soruyor
20145 kez okundu
4
MERSİN TARİHİ
19872 kez okundu
5
MAN TOPLU TESLİMATLARINA BU KEZ MERSİN’DE DEVAM ETTİ:
19720 kez okundu