
GÜNEY TABİP ODALARINDAN ACİL ÇAĞRI: AKDENİZ’DEKİ MİKROPLASTİK VE ATIK KRİZİNE KARŞI HAREKETE GEÇİN!
Bu konu acildir ve doğrudan bir halk sağlığı krizidir. Akdeniz’in, gıdamızın ve bölge halkının sağlığını korumak; hekimler, kamu kurumları, yerel yönetimler ve tüm toplumun ortak sorumluluğudur.
Adana, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kilis, Mersin ve Osmaniye başta olmak üzere bölgemizde ve kıyılarımızda hızla artan mikroplastik kirliliği ile kontrolsüz plastik atık yükü; deniz ekosistemini, tarımı, balıkçılığı, gıda güvenliğini ve doğrudan insan sağlığını ciddi biçimde tehdit etmektedir.
Akdeniz, dünya denizlerinin yalnızca yaklaşık %1’ini oluşturmasına karşın, bilimsel araştırmalara göre mikroplastik yoğunluğunun en yüksek olduğu denizlerden biridir. Yarı kapalı bir deniz olması nedeniyle plastik atıklar uzun süre sistem içinde kalmakta ve birikmektedir.
İnsanlık tarihinde ilk kez, ürettiği sentetik bir maddeyi kendi kanında, organlarında ve çeşitli dokularında taşımaktadır.
Gözle Görünmeyen Tehlike: Bedenimizin İçindeki Mikro plastikler
Birer hekim ve halk sağlığı savunucusu olarak uyarıyoruz: Mikro (5 mm’den küçük) ve hücresel zarları aşabilen nanoplastikler yalnızca çevresel bir birikim değildir. Deniz ürünleri, tarımsal ürünler, sofra tuzu, içme suları ve solunan hava aracılığıyla besin zincirine ve kan dolaşımımıza katılarak organlarımıza ulaşmaktadır.
Son bilimsel araştırmalar ve otopsi çalışmaları; mikroplastiklerin beyin, akciğer, karaciğer, böbrek, kemik iliği ve anne ile bebek arasındaki bağı sağlayan plasentada saptandığını ortaya koymuştur. Plasentadaki varlığı, henüz doğmamış bebeklerin dahi bu kirlilikle yaşamın en erken döneminde maruz kaldığını göstermektedir.
Ayrıca son yıllarda yayımlanan çalışmalar, damar plaklarında saptanan mikroplastiklerin kalp krizi, inme ve kardiyovasküler ölüm riskinin artışıyla ilişkili olabileceğine işaret etmektedir.
Plastiklerin yapısında bulunan veya ortamdan emdikleri fitalatlar, Bisfenol A (BPA), kalıcı organik kirleticiler (POPs) ve ağır metaller;
– Endokrin (hormon) sistemini bozmakta,
– İnflamasyon, oksidatif stres ve metabolik dengesizliklere yol açmakta,
– Bağışıklık sistemini baskılamakta,
– Üreme sağlığını olumsuz etkilemekte,
– Gelişmekte olan organ sistemleri nedeniyle özellikle çocuklar, gebeler ve kırılgan gruplar üzerinde nesiller arası risk oluşturarak kanser dahil birçok kronik hastalık riskini artırmaktadır.
Atık İthalatı, Çevre Sömürgeciliği, İş Sağlığı ve “Geri Dönüşüm Miti”
Sorun sadece denizlerimizle sınırlı değildir. Türkiye, özellikle Çin’in plastik atık ithalatını durdurmasının ardından gelişmiş ülkelerin plastik atık hedeflerinden biri hâline gelmiştir. “Geri dönüşüm” söylemi, plastik üretimini sınırlandırmadan sürdürülebilirlik yanılsaması yaratan bir mittir; ithal edilen atıkların önemli bir bölümü geri dönüştürülememektedir.
Plastik atık ithalatı, depolama alanları ve yasa dışı yakma tesisleri özellikle Çukurova Havzası’nda, tarım arazilerinin ve su kaynaklarının çeperinde, yoksul ve dezavantajlı mahallelerde yoğunlaşarak ciddi bir çevresel adaletsizlik yaratmaktadır. Bu atıkların kontrolsüz bertarafı ve yakılması sonucu açığa çıkan dioksinler, furanlar, karbonmonoksit ve diğer toksik kirleticiler; solunum sistemi hastalıkları, kanser ve diğer kronik hastalıkların yükünü artırmaktadır.
Öte yandan, plastik atık toplayıcıları ve geri dönüşüm tesislerinde koruyucusuz çalışan işçiler (çoğu zaman kayıt dışı çalışanlar, göçmenler ve çocuklar), bu toksik maddelere doğrudan maruz kalarak en ağır mesleki ve çevresel sağlık risklerine göğüs germek zorunda bırakılmaktadır. Bugün plastiklerden elde edilen ekonomik kazanç endüstriye kalırken; sağlık, iş güvenliği ve çevre maliyeti çalışanlara, bölge halkına ve gelecek kuşaklara yüklenmektedir.
Görev ve Çağrı Listesi
Sorumluluk bireysel tercihlere bırakılamaz; sorun yapısal, kamusal ve çok sektörlüdür. Türkiye’nin taraf olduğu Akdeniz’in Deniz Ortamı ve Kıyı Bölgesinin Korunmasına İlişkin Barcelona Sözleşmesi, Basel Sözleşmesi ve Dünya Sağlık Örgütü ilkeleri doğrultusunda aşağıdaki kurumları acilen göreve davet ediyoruz:
– Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı
– Sağlık Bakanlığı (Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü)
– Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
– Tarım ve Orman Bakanlığı
– Ticaret Bakanlığı
– Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı
– Kültür ve Turizm Bakanlığı
– Bölge Valilikleri ve Bölge Milletvekilleri
– Büyükşehir Belediyeleri, İl ve İlçe Belediyeleri
– İl Sağlık Müdürlükleri
– Üniversiteler, Araştırma Enstitüleri ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü
– Meslek Odaları, Akademik Odalar ve Sendikalar
– Sanayi ve Ticaret Odaları ile Organize Sanayi Bölgeleri
Somut ve Acil Taleplerimiz
1. Plastik Atık İthalatı Derhal Yasaklanmalıdır. “Geri dönüşüm” adı altında yürütülen plastik atık ithalatı sonlandırılmalı; sınır denetimleri güçlendirilmeli ve mevcut tesisler bağımsız, şeffaf ve insan sağlığını esas alan kriterlerle denetlenmelidir.
2. Düzenli Biyo-İzleme ve Veri Şeffaflığı Sağlanmalıdır. Sağlık Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı koordinasyonunda; su, toprak, deniz canlıları, gıdalar ve okul ortamlarından düzenli örnekler alınmalı, insan doku maruziyetini izleyen biyo-izleme programları oluşturulmalı ve tüm sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
3. Geri Dönüşüm Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemleri Eksiksiz Uygulanmalıdır. Sektörde çalışan tüm işçilerin toksik maruziyetleri düzenli olarak izlenmeli, uygun kişisel koruyucu donanımın sağlanması ve etkin kullanımı güvence altına alınmalı, kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırma derhal engellenmelidir.
4. Okullarda ve Kamu Kurumlarında Tek Kullanımlık Plastiklerin Kullanımı Kademeli Olarak Sonlandırılmalıdır.
5. Halk Sağlığı Erken Uyarı ve Risk İletişim Sistemi Kurulmalıdır. Bölge halkı, tarım ve balıkçılık sektörü ile tüm ilgili paydaşlar toksik maruziyetler ve gıda güvenliği konusunda düzenli ve şeffaf biçimde bilgilendirilmelidir.
6. Doğu Akdeniz Bölgesel Mikroplastik Eylem Planı Hazırlanmalıdır. Üniversiteler, kamu kurumları, yerel yönetimler ve meslek örgütlerinin katılımıyla düzenli çevresel izleme, kaynak azaltımı, kirlilik kontrolü ve halk sağlığı müdahalelerini içeren bölgesel bir eylem planı oluşturulmalıdır.
Hiçbir kurumun “Bu benim görev alanım değil.” deme lüksü yoktur. Bilimsel araştırmaların derinleştirilmesi, periyodik izleme çalışmalarının yürütülmesi ve kamu yararını esas alan politikaların hayata geçirilmesi devletin temel sorumlulukları arasındadır.
Bugün korunamayan Akdeniz, yarının sağlıksız toplumunu oluşturacaktır. Çocuklarımızın, gıdamızın ve geleceğimizin korunması için bilimin ışığında, kamucu, koruyucu ve önleyici halk sağlığı politikalarıyla şimdi harekete geçmek zorundayız.
AKDENİZ ORTAK MİRASIMIZDIR.
YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR. AKDENİZ’İ VE SAĞLIĞIMIZI KORUMAK İÇİN BUGÜN HAREKETE GEÇELİM.
ADANA TABİP ODASI
ADIYAMAN TABİP ODASI
GAZİANTEP-KİLİS TABİP ODASI
HATAY TABİP ODASI
MERSİN TABİP ODASI
OSMANİYE TABİP ODASI
[
