
/>MTSO Tekstil, Konfeksiyon ve Ayakkabı Sanayi Meslek Komitesi Meclis Üyesi Salihcan Sağlam, Mersin’in hazır giyim ve konfeksiyon ihracatında yılın ilk yarısında yakalanan yüzde 144,9’luk artışın arkasında kapasitenin tam ve verimli kullanılması, yeni pazarlara açılım ve jeopolitik gelişmelerin oluşturduğu talep değişiminin bulunduğunu belirterek, ikinci yarıda mevcut üretim ve ihracat seviyesinin korunmasının sektörün öncelikli hedefi olduğunu ifade etti.
Mersin tekstil ve hazır giyim sanayisinin üretim, ihracat ve rekabet gücüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Salihcan Sağlam, Mersin’in hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının 2026 yılının ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 144,9 artarak 160 milyon 774 bin 500 dolara ulaştığını belirtti. Sağlam, bu performansın hazır giyim ve konfeksiyon sektörünü yaş meyve ve sebze ile hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamullerinin ardından Mersin’in en fazla ihracat gerçekleştiren üçüncü sektörü konumuna taşıdığını ifade etti.
Yılın ilk yarısında kaydedilen yüksek oranlı artışın tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Sağlam, deprem sonrasında üretim altyapısını yeniden kuran ve yaralarını saran firmaların yeniden ihracata katkı sunmaya başlamasının sektör performansını desteklediğini söyledi. Mevcut tesislerin kapasitelerini tam ve daha verimli kullanmasının artışta temel belirleyici olduğunu vurgulayan Sağlam, yeni ihracat bölgelerinin oluşması ve yakın coğrafyada ortaya çıkan ilave talebin de Mersinli üreticilere yeni sipariş kanalları açtığını kaydetti.
Bölgesel savaşların ve jeopolitik gelişmelerin küresel tedarik zincirlerinde değişime yol açtığını ifade eden Sağlam, İran, İsrail ve ABD ekseninde artan gerilimin bazı pazarlarda üretim ve tedarik dengelerini değiştirdiğini söyledi. Bu süreçte Türkiye’nin coğrafi yakınlığı, hızlı teslimat avantajı ve üretim esnekliğinin Mersinli firmalara ilave sipariş akışı sağladığını belirten Sağlam, oluşan talebin mevcut üretim kapasitelerinin neredeyse tamamının kullanılmasına imkan verdiğini ifade etti.
İhracattaki yükselişte mevcut müşteri ilişkilerinin güçlenmesi, ertelenen siparişlerin yeniden üretime dönmesi, yakın coğrafyadan tedarik eğilimi ve teslim sürelerindeki avantajın etkili olduğunu aktaran Sağlam, Mersin firmalarının özellikle Avrupa pazarında uzun yıllara dayanan güçlü bir ticaret ağına sahip olduğunu dile getirdi.
KAZAKİSTAN VE IRAK PAZARLARI SIÇRAMA YARATTI
Yılın ilk yarısında ihracat pazarlarının dağılımında dikkat çekici değişimler yaşandığını belirten Sağlam, Almanya, Hollanda ve İspanya’nın Mersin hazır giyim ve konfeksiyon ihracatındaki ağırlığını artırdığını söyledi. Asıl yüksek oranlı sıçramanın ise Kazakistan ve Irak pazarlarında gerçekleştiğini ifade eden Sağlam, söz konusu ülkelerden gelen talebin sektörün altı aylık ihracat performansına belirgin katkı sunduğunu kaydetti.
Avrupa’nın sektör açısından ana pazar olmayı sürdürdüğünü belirten Sağlam, buna karşılık Türki Cumhuriyetleri gibi yakın ve gelişen pazarlarda oluşan talebin ihracatçıların pazar çeşitliliğini artırdığını söyledi. Yeni pazarlara erişimin yalnızca ihracat hacmi açısından değil, sektörün tek bir bölgeye bağımlılığının azaltılması bakımından da önemli olduğunu vurguladı.
Küresel alıcıların yüksek stoklarla çalışmak yerine daha sınırlı miktarlarda ve daha sık sipariş vermeye yöneldiğini belirten Sağlam, esnek üretim kabiliyeti bulunan şirketlerin bu değişime daha hızlı uyum sağladığını kaydetti. Mersin’in liman ve serbest bölge avantajının yanı sıra sipariş, üretim ve sevkiyat süreçlerini birlikte yönetebilme yeteneğinin de sektörün ihracat performansına katkı sunduğunu dile getirdi.
BÜYÜMENİN ANA KAYNAĞI KAPASİTENİN TAM VE VERİMLİ KULLANILMASI
İhracattaki hacim artışının yalnızca yeni tesis yatırımlarıyla açıklanamayacağını belirten Sağlam, büyümenin ana kaynağını mevcut fabrikaların kapasitelerini tam ve daha verimli kullanmasının oluşturduğunu söyledi. Üretim planlamasının iyileştirilmesi, atıl sürelerin azaltılması, sipariş akışının daha etkin yönetilmesi ve tesislerin yüksek kapasiteyle çalışmasının ihracat hacmini yukarı taşıdığını ifade etti.
Geçmiş yıllarda kapanan bazı fabrikaların savaşların ve bölgesel gelişmelerin yol açtığı talep artışıyla yeniden faaliyete geçtiğini belirten Sağlam, bu tesislerin üretime dönmesinin toplam kapasiteye katkı sunduğunu söyledi. Ancak mevcut artışın esas olarak yeni fabrika yatırımlarından değil, kurulu tesislerin daha yüksek ve verimli kapasiteyle çalışmasından kaynaklandığını vurguladı.
Firmaların son dönemde dijitalleşme, makine modernizasyonu, enerji verimliliği, yalın üretim ve süreç yönetimine ağırlık verdiğini ifade eden Sağlam, daha kısa teslim süreleri ile daha küçük ve değişken siparişlere yanıt verebilmenin sektörde temel rekabet unsurlarından biri haline geldiğini kaydetti.
Küresel rekabetin artık yalnızca fiyat ve üretim kapasitesi üzerinden yürütülmediğini belirten Sağlam, çevresel standartlara uyum, enerji verimliliği, üretim esnekliği ve teslimat performansının pazara erişimin temel koşulları arasında yer aldığını ifade etti.
İKİNCİ YARIDA MEVCUT HACMİ KORUMAK BAŞARI OLACAK
Yılın ilk yarısında yakalanan 160,8 milyon dolarlık ihracat hacminin sektör açısından önemli bir başarı olduğunu belirten Sağlam, yılın ikinci yarısında aynı büyüme oranının sürdürülmesinin kolay olmadığını söyledi. Mevcut tesislerin kapasitelerini yüzde 100’e yakın seviyelerde kullandığını ifade eden Sağlam, bu nedenle üretim ve ihracatta ilk yarının üzerine çıkılabilecek ilave alanın sınırlı olduğunu kaydetti.
İran-İsrail savaşı nedeniyle Uzak Doğu’ya yönelen siparişlerin bir bölümünün Türkiye’ye kaydığını belirten Sağlam, yılın ikinci yarısındaki görünümde savaşın seyrinin de belirleyici olacağını söyledi. Yaz sezonuna yönelik üretimlerin tamamlanmasıyla birlikte siparişlerde yavaşlama yaşanabileceğine dikkat çeken Sağlam, yılın ikinci yarısında kısmi düşüşler ve iş hacminde daralma görülebileceğini söyledi. İlk altı ayda ulaşılan ihracat ve üretim adetlerinin korunmasının sektör açısından başlı başına bir başarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Sağlam, sektörün 12 aya yayılan daha dengeli ve istikrarlı bir üretim yapısına kavuşabilmesi için Amerika pazarının kritik önem taşıdığını belirtti. Hazır giyim ve konfeksiyon ihracatında uzun süredir Amerika pazarına daha güçlü şekilde girmek istediklerini kaydeden Sağlam, vergisel engellerin aşılması halinde sektörün yıl boyunca kesintisiz sipariş, üretim ve ihracat yapma imkanına kavuşabileceğini söyledi.
Amerika pazarına erişimin sezon kaynaklı dalgalanmaları azaltacağını belirten Sağlam, Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu ve Amerika pazarlarının dengeli biçimde geliştirilmesinin sektörün üretim sürekliliğini ve kapasite kullanımını güçlendireceğini ifade etti.
MALİYET DENGESİ REKABET GÜCÜNÜ BELİRLEYECEK
Hazır giyim sektörünün emek yoğun yapısı nedeniyle işçilik maliyetlerinin toplam üretim giderleri içinde önemli bir paya sahip olduğunu aktaran Sağlam, döviz kurundaki artışın Türk lirası bazındaki maliyet yükselişinin altında kalmasının ihracatçıların karlılığını ve rekabet gücünü zorladığını ifade etti.
Enerji giderleri, finansmana erişim, kur dengesi ve nitelikli iş gücü ihtiyacının yılın ikinci yarısındaki üretim performansını belirleyecek başlıca unsurlar olacağını söyleyen Sağlam, ihracat artışının kalıcı hale gelebilmesi için üretici firmaların uygun finansman araçlarıyla desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Sağlam, yeşil dönüşüm ve modernizasyon yatırımlarının teşvik edilmesi, istihdam üzerindeki maliyetlerin rekabetçi seviyelere çekilmesi ve ihracatçıların yeni pazarlara erişiminin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
NİTELİKLİ İŞ GÜCÜ KRİTİK HALE GELDİ
Tekstil ve hazır giyim sektöründe tecrübeli çalışan sayısının giderek azalmasının üretimin sürdürülebilirliği açısından risk oluşturduğunu belirten Sağlam, gençlerin sektöre yönlendirilmesi ve mesleki eğitim programlarının sanayinin ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi.
Nitelikli iş gücü eksikliğinin yalnızca personel sayısıyla ilgili olmadığını vurgulayan Sağlam, bu sorunun kalite standardı, teslim süreleri, kapasite kullanımı ve müşteri devamlılığı üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade etti.
Önümüzdeki dönemde başarıyı daha fazla üretmekten ziyade daha doğru ve yüksek katma değerli üretimin belirleyeceğini söyleyen Sağlam, tasarım, markalaşma, verimlilik, sürdürülebilirlik ve yeni pazar çeşitliliğinin sektörün temel büyüme eksenlerini oluşturacağını belirtti.
